ÖRTÜLÜ AF DÜZENLEMESİNİN GARABETLERİ / günlerden 27 aralık

  


 

_____________Gökçer Tahicioğlu / T24

 

Beklenen oldu ve iktidar, af olmadığını söylediği, 2012’den bu yana çıkartılan af niteliğindeki beşinci infaz indirimi düzenlemesi olan kanunu Meclis’ten geçirdi.

Tahliyeler başladı bile.

“Kovid düzenlemesinde eşitlik” adı altında çıkartılan bu örtülü aftan ilk etapta 50 bin, orta ve uzun vadede 125 bine yakın kişinin yararlanması bekleniyor.

Cezaevleri böyle boşaltılmak isteniyor ama elbette yine rahatlama olmayacak. Zaten kapasitesinin 100 bin üzerinde olan cezaevleri birkaç ay içerisinde aynı duruma gelecek.

Birkaç aylık rahatlama ve oy toplama adına, adalet duygusu yine zedelendi.

* * *

Paketin TBMM’ye sevk edilmesinin ardından, özellikle iktidara yakın bazı gazeteciler, ağır suç işleyenlerin af kapsamında olmadığını savundu.

T24, ilk kez, deprem suçlarından cinayet suçlarına, tecavüz suçlarından istismar suçlarına kadar bütün ağır suçların ceza indirimi kapsamında olduğunu okurlara duyurdu.

T24’ün haberinin ardından başta deprem suçları olmak üzere bu ağır suçların ceza indirimi kapsamına alınmasına büyük bir tepki oluştu.

Bunun sonucunda önce kadınlara, aileden birine, çocuklara yönelik işlenen cinayetler kapsam dışına alındı. Ardından cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen tecavüz ve istismar suçlarının kapsam dışına çıkartıldığı söylendi.

Hemen ardından TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeler sırasında deprem suçlarının da af kapsamı dışında bırakıldığı açıklandı.

Buna internetle ilgili bazı düzenlemelerin de kapsam dışında bırakılması eklendi.

* * *

Düzenleme böyle geçti ama düzenlemenin garabeti ve içerdikleri bitmiş değil. Öncelikle yasanın Resmi Gazete’de yayımlanmış haline bakmamız lazım.

Ağır suçlara indirim getiren düzenleme şöyle:

MADDE 27- 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun geçici 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasına “Türk Ceza Kanununun” ibaresinden sonra gelmek üzere “kasten öldürme suçları (82 nci maddenin birinci fıkrasının (d), (e) ve (f) bentleri), deprem nedeniyle bina veya diğer yapıların yıkılması, çökmesi ya da hasar alması sonucu meydana gelen öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (102 nci ve 103 üncü maddeler ile 104 üncü maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları),” ibaresi eklenmiş, fıkrada yer alan “tarihi itibarıyla” ibaresi “tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle” ve “tarihinde geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler,” ibaresi “tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler,” şeklinde değiştirilmiş, yedinci ve sekizinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

* * *

Deprem suçları başlığı hâlâ başlı başına tartışmalı.

Düzenleme, “deprem nedeniyle bina veya diğer yapıların yıkılması, çökmesi ya da hasar alması sonucu meydana gelen öldürme suçları” diyor.

Bir kere öncelikle ölümlerin olmadığı yıkımlar ceza indirimi kapsamında kalıyor. Bina yıkılmışsa ve ölüm yoksa, sorumlular ceza indiriminden yararlanabiliyor.

İkincisi bu ifade, ölümün depremden kaynaklı olduğunun teyit edilmesini, kayıt altına alınmasını gerektiriyor. Böyle bir kayıt yoksa sorumlular yine indirim kapsamında.

Depremden sonra bazı hastanelerde panikten dolayı bebeklerin, ağır hastaların ölüme terk edildiği, bir bölümünün yaşamlarını bu nedenle kaybettikleri haberleri geldi.

Bu ölümler depremde bina çökmesinden kaynaklanmadı.

Misal bu olayın sorumluları indirim kapsamında.

Ya da bir bilirkişi raporunda binanın mevzuata uygun yapıldığı ama depremin büyüklüğü nedeniyle çöktüğü gibi bir tespit yapılmış ve mahkeme buna katılmışsa düzenleme yine tartışmalı hale geliyor.

* * *

Düzenlemenin barındırdığı eşitsizlikler başka bir tartışma konusu.

Depremden kaynaklı ölümler ceza indirimi kapsamı dışında yasaya göre. Ama misal Soma, Ermenek gibi maden facialarından kaynaklı ölümlerin sorumluları ceza indiriminden yararlanıyor.

Ağır trafik kazalarının sorumluları yararlanıyor.

Ağır inşaat kazalarının sorumluları yararlanıyor.

Ağır iş kazalarının sorumluları yararlanıyor.

En vahimi, hırsızlık vb. bir nedenle ya da sadece sinirlendiği için birini öldürenler yararlanıyor.

Düşünün, açık ve seçik biçimde cinayet işleyen hatta defalarca cinayet işleyenle, kendini savunurken birinin ölümüne neden olan, hatayla suç işleyen aynı durumda. İkisi de aynı düzenlemeden yararlanabiliyor.

* * *

Türk Ceza Kanunu’nun mimarlarından, Prof. Dr. İzzet Özgenç’in sosyal medya mesajı da tabloyu ortaya koyuyor:

“Malum “11. Yargı Paketi”nde infazla ilgili olarak yapılan düzenleme ile özellikle 6 Şubat depremlerinde yıkılan binaların enkazında hayatını kaybedenlerin yakınlarının ve hatta bütün toplumun ALDATILMASI amaçlanmıştır.

Bu düzenleme, söz konusu depremlerde hayatını kaybeden binlerce insanın ölümünden sorumlu olanların kasten hareket etmiş olsalar bile esnetilmiş infazdan YARARLANMALARININ yolunu dolaylı bir surette açmıştır.

Bu yönüyle HİLELİ olan söz konusu düzenleme, bünyesinde aynı zamanda ŞEYTANİLİK de barındırmaktadır.

Zira Anayasa’ya açıkça aykırı olan bu düzenlemeye karşı ana muhalefet partisi ve milletvekilleri Anayasa Mahkemesine başvurmak istemeyecektir. Çünkü bu düzenlemeye karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvuranlar, söz konusu depremlerde binlerce insanın ölümünden sorumluları korumakla suçlanacaklardır!”

* * *

En önemli birkaç soruyu da sona saklayalım.

Durmaksızın 18 yaşından küçüklerin yetişkin gibi cezalandırılmasını isteyenlerin cezalarının yarasından çoğu silinen, cinayet dahil ağır suçları işlemiş yetişkinlerin durumuyla ilgili söyleyecekleri söz var mı?

Durmaksızın bu düzenlemelerin af olmadığını söyleyen iktidar kanadının sözcülerinin, sadece son beş yılda yapılan ceza indirimlerinin cezanın ne kadarını sildiği konusunda bir fikirleri var mı?

Gerçekten, “kader kurbanı” denilebilecek, çeteden, mafyadan, katilden, uğursuzdan kendini korumak isterken suç işlemiş olanların dosyalarını ayıklamak, onlara özel düzenleme yapmak bu kadar zor mu?

Karıncayı incitmemiş, hiçbir şiddet eyleminde bulunmamış, düşünce suçu olarak özetlenebilecek suçlardan cezaevinde bulunanların bütün düzenlemelerin kapsamı dışında bırakılmasının adaletle bir ilgisi var mı?

Fatih Altaylı’dan Enver Aysever’e, Kürt gazetecilerden diğer düşünce suçlularına kadar uzanan listedeki insanlar neden bütün ceza indirimlerinin kapsamı dışında, neden en ağır suçları bu insanlar işlemiş gibi davranılıyor, bunun açıklanabilecek bir tarafı var mı?

Yanıtlar belli elbette…

Bu düzenlemenin de önceki düzenlemelerin de adaletle bir ilgisi yok…

 

 

27 ARALIK’LAR

1831 - İngiliz doğa bilimci Charles Darwin'in içinde olduğu "Beagle" adlı keşif gemisi yola koyuldu.

1845 - Eter ilk kez ABD'nin Georgia eyaletinin Jefferson şehrinde, doğum hekimliğinde anestetik olarak kullanıldı.

1901 - Japon kimyager Takamike ve Amerikalı fizikçi Abel, adrenalin hormonunu buldu.

1907 - Paris'te İkinci Jön Türk Kongresi yapıldı. Sonuç bildirgesinde Sultan Abdülhamit yönetimi eleştirildi.

1919 - Samsun'da ateşlediği kurtuluş mücadelesinin ardından Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayan Mustafa Kemal Paşa, Heyet-i Temsiliye üyeleriyle Sivas'tan Ankara'ya geldi.

1921 - Mersin'in Tarsus ilçesi Fransız işgalinden kurtuldu.

1928 - İstanbul Belediyesi, eski harflerle yazılı tabelalarını değiştirmeyen dükkân sahiplerini cezalandırdı.

1934 - Türk opera tarihinin iki önemli eserinin (Taş Bebek ve Bay Önder) prömiyeri Ankara Halkevi'nde yapıldı.

1936 - Şair Nâzım Hikmet gözaltına alındı.

1939 - Erzincan’da Richter ölçeğine göre 8 büyüklüğünde bir deprem oldu; 32.962 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 100 bin kişi yaralandı.

1944 - Çapakçur bölgesinin adı Bingöl olarak değiştirildi.

1945 - 28 devletin üzerinde anlaştığı ilkeler doğrultusunda Dünya Bankası kuruldu.

1949 - 300 yıl süren Hollanda egemenliğinden sonra Kraliçe Juliana, Endonezya'nın bağımsızlığını tanıdı.

1949 - Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri arasında Kültür Antlaşması imzalandı.

1965 - Birleşik Krallık'ın Kuzey Denizindeki petrol çıkarma platformu devrildi: 4 kişi öldü, 9 kişi kayboldu.

1967 - Kıbrıs Türk toplumu, Ada'da "Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi"ni kurdu. Başkanlığa Fazıl Küçük getirildi.

1968 - Aya ilk insanlı uçuşu gerçekleştiren Apollo 8 dünyaya döndü.

1975 - Hindistan Bihar'da, maden ocağında patlama: 372 kişi öldü.

1977 - Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanlığına Abdullah Baştürk seçildi.

1977 - Sultanahmet'teki İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi yakıldı, Ankara'da Hacettepe Üniversitesi bir yıl süreyle kapatıldı.

1978 - İspanya, 40 yıl süren diktatörlük rejiminin ardından demokrasiye geçti.

1979 - Özel eğitimli bir Sovyet birliğinin Kabil Havaalanı'nı ele geçirmesinin ardından, Kabil'deki Afgan Hükûmeti devrildi. Afganistan Devlet Başkanı Hafızullah Amin görevinden uzaklaştırıldı ve öldürüldü. 10 yıldan fazla sürecek iç savaş başladı. Afganistan'ın başına Babrak Karmal getirildi.

1979 - Kenan Evren liderliğindeki Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta Kademesi, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e uyarı mektubu verdi.

1980 - İstanbul'da DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk ve Genel Sekreter Fehmi Işıklar'la beraber 68 sendikalı tutuklandı.

1981 - Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Bedrettin Cömert'in katil sanığı Rıfat Yıldırım, Berlin'de yakalandı.

1985 - İsrail Hava Yolları El Al'ın Roma Fiumicino – Leonardo da Vinci Havalimanı ve Viyana Uluslararası Havalimanındaki bürolarına, Ebu Nidal örgütü tarafından saldırı düzenlendi. Roma Havaalanı'ndaki saldırıda; 16 kişi öldü, 99 kişi yaralandı, 5 örgüt üyesinden 3'ü ölü olarak ele geçirildi. Viyana Havaalanındaki saldırıda ise 3 kişi öldü, 39 kişi yaralandı, 3 örgüt üyesinden 1'i ölü olarak ele geçirildi.

1987 - Ankara Kültür Merkezi, Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 68. yıldönümünde, Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından açıldı.

1999 - Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, başörtüsünün yükseköğretim kurumlarında serbest sayılan kıyafet kapsamında düşünülemeyeceğine karar verdi.

2002 - Çeçenistan'ın Moskova yanlısı Hükûmet Karargahı'na bombalı kamyonla intihar saldırısı düzenlendi: 72 kişi öldü.

2004 - Muhalefet lideri Viktor Yuşçenko, Ukrayna seçimlerini kazandı.

2007 - Türkiye'de ülke çapındaki pilot okullarda SBS denemeleri yapıldı.

2008 - İsrail, Gazze kenti civarına hava saldırısı düzenledi: 230 kişi öldü, 400'den fazla kişi yaralandı.

2020 – İtalya’daki Pompeii kentinde, arkeologlar tarafından iyi korunmuş 2 bin yıllık fast-food (sıcak yiyecek ve içecek) dükkanı gün yüzüne çıkarıldı.

 

27 ARALIK’TA DOĞANLAR

1822 - Louis Pasteur, Fransız kimyacı ve bakteriyolog (ö. 1895)

1901 - Marlene Dietrich, Alman sinema oyuncusu (ö. 1992)

1902 - Kemalettin Tuğcu, Türk öykücü (ö. 1996)

1907 - Asaf Halet Çelebi, Türk şair (ö. 1958)

1919 - Cahide Sonku, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu (Türk sinemasının ilk kadın film yönetmeni ve ilk kadın yıldızı) (ö. 1981)

1925 - Michel Piccoli, Fransız sinema oyuncusu (ö. 2020)

1944 - Yalçın Gülhan, Türk oyuncu (ö. 2019)

1947 - Osman Pamukoğlu, Türk asker, yazar ve siyasetçi

1948 - Gerard Depardieu, Fransız sinema oyuncusu

1950 - Haris Alexiou, Yunan şarkıcı

1978 - Pelin Batu, Türk sinema oyuncusu ve tarihçi

 

27 ARALIK’TA ÖLENLER

1936 - Mehmet Âkif Ersoy, Türk şair (d. 1873)

1953 - Şükrü Saracoğlu, Türk siyasetçi ve başbakan (Fenerbahçe'nin eski başkanı) (d. 1886)

1988 - Reha Yurdakul, Türk sinema oyuncusu (d. 1926)

2003 - Alan Bates, İngiliz oyuncu (d. 1934)

2007 - Benazir Butto, Pakistanlı politik lider (d. 1953)

2011 - Meral Menderes, Türk ilk kadın opera sanatçısı ve soprano (d. 1933)

2020 - Mustafa Kandıralı, Türk klarnetçi (d. 1930)

Yorumlar