_______________Tolga Şardan
Kahramanmaraş’ta bir öğretmen ve sekiz öğrencinin ölümüyle sonuçlanan katliam sonrasında İçişleri Bakanlığı yetkilisi Hasan Öymez, kişisel sosyal medya hesabından akşam saatlerindeki paylaşımında “CK-31” adlı Telegram hesabına yönelik araştırmalar başlatıldığını duyurdu.
Öymez’in adını verdiği hesap, aslında “C31K” adıyla bilinen hesap olsa gerek. Zira Telegram ve Discord’daki en hareketli ve geniş tabanlı yani on binlerce üyesi bulunan “ortam”ların başında yer alıyor bu sosyal medya hesabı.
“C31K”’nın elbette özel anlamı var. Sanal dünyada kullanılan “Cehennemin 31. katı” tanımının kısaltılması. Adında yer alan “cehennem” vurgusuyla, bir “maneviyat kurgusu” da yok değil.
Bu konuda yani “C31K” ile ilgili önemli bir belgeye ulaştım geçtiğimiz günlerde. Belge dediğim, aslında bir iddianame. Hazırlanmasının üzerinden sadece beş ay geçmiş!
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan bu iddianamede C31K’nın kodları çok net biçimde yer aldı. Bütüne bakıldığında doğrusunu söylemek gerekirse, savcılık ve emniyetin bu konuda gayet iyi bir çalışma yürüttüğünü görmek mümkün.
Detaylar incelendiğinde; “C31K” soruşturması, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı’nca Ankara Emniyeti Siber Suçlarla Mücadele Şubesi’ne gönderdiği özel yazıyla başlatıldı.
Yazıda, dikkat çekici şu tespitlere yer verildi:
“Telegram ve Discord platformlarında yer alan C31K olarak bilinen oluşumun, başta hayvanlara işkence görüntüleri olmak üzere, çocuklara yönelik istismar içerikleri, milli ve dini değerlere hakaret içeren paylaşımlar yapıldığı, sahte ihbarlar ve 18 yaşında küçük çocuklara yönelik tehdit ve tacizler ile gündeme geldiği; platform üyesi kullanıcılarının deprem ve yangın felaketlerinde hayatını kaybedenlerin ailelerine telefon ederek alaycı ifadeler kullandıkları, bazı toplumsal olaylarda mağdur ailelerine tehdit mesajları gönderip dikkat çekmeye çalıştıkları,
Özellikle Mattia Ahmet Minguzzi davası gibi toplumsal hassasiyeti yüksek olaylarda mağdur yakınlarını hedef alıp taciz ve tehdit ettikleri, şehit aileleri ve yakınlarına yönelik hakaret içerikli paylaşımlar yaparak kamuoyunda infiale yol açtıkları, C31K ibarelerinin yer aldığı ‘siyah sancaklı’ görseller, milli ve manevi değerlere hakaret içerikli paylaşımlar ve terör örgütleri ve organize suç örgütlerini övücü mahiyette provokatif paylaşımlar yapıldığı,
Doğal afet (deprem) ve büyük toplumsal olaylara (otel yangını, kadın cinayetleri) yönelik provokatif içeriklerin paylaşıldığı, lokasyon paylaşarak bombalı eylem veya saldırı yapılacağı şeklinde paylaşımlar yapıldığı, kız çocuklarına yönelik şantaj, cinsel taciz ve tehdit içeriklerinin paylaşıldığının tespit edildiği…”
İstihbarat Başkanlığı’nın söz konusu bildirimi sonrasında savcılık ile emniyet operasyon için düğmeye bastı. Teknik incelemeler sonrasında 19 şüpheli gözaltına alındı.
C31K adlı ana platform içinde farklı isimlerle küçük alt isimlerle faaliyet gösterildiğini ekleyeyim. Örneğin, Kahramanmaraş’taki olayla bağlantılı olduğu iddiasıyla sosyal medyaya düşen C31K’nın alt grubu #şeriat idi. Aktardığım dosyanın alt grup ismi ise #İsrailsohbet’ti.
Soruşturmada, haklarında adli yargılama başlatılan sanıkların bireysel özellikleri, son günlerde yaşanan olaylara yönelik ipucu vermesi bakımında önemli.
Sanıkların yaş durumu şöyle: birisi 2001 doğumlu, birisi 2002 doğumlu, birisi 2003 doğumlu, 4’ü 2004 doğumlu, 2’si 2005 doğumlu, 8’i 2006 doğumlu ve ikisi de 2007 doğumlu.
Sanıkların yaşadığı kentlere gelince; 3’ü İstanbul’da, 2’si İzmir’de, 2’si Kocaeli, 2’si Ordu, 2’si Şanlıurfa, diğerleri ise, Ankara, Zonguldak, Bitlis, Erzincan, Mersin, Tekirdağ, Elazığ ve Kilis’te yaşıyor.
Kod adı Ebu Cehil
İddianameyi okudukça C31K’nın nasıl bir panel/platform olduğunu anlamak epeyce kolay.
Soruşturma çerçevesinde haklarında adli kovuşturma başlatılan sanıkların sisteme girişleri çoğunlukla 14-16 yaş aralığında.
Örneğin, adeta dipsiz kuyu görünümündeki C31K adlı platformun kurucusu A.T. adlı genç. İsmi ifadelere yansıyan A.T., C31K’yı kurup sisteme soktuğunda 15 yaşındaydı! Aynı zamanda “Ebu cehil” kod adını kullandı. İslam tarihinde Ebu Cehil’in konumu belli. Ebu Cehil, Hazreti Muhammed’e yönelik muhalefeti ve Müslümanlara karşı olumsuz yaklaşımıyla bilinir.
Sanıkların neredeyse tamamı, anne ve babaları ya da yakın akrabaları üzerine alınan cep telefonu hatlarını kullandı.
İddianamenin detaylarında ise orta yaş ve üzerindeki kuşağın çok kolay anlayamayacağı olaylar var. Hatta savcılık tarafından Ebu Cehil’in liderliğindeki örgütün şeması çıkartıldı.
Savcılık, sanıkların TCK’nın 220. maddesi hükmü gereğince “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüte üye olmak” iddiasıyla yargılanmalarına karar verdi.
“Z kuşağı terörüyle karşı karşıyayız”
Ve iddianameyi okudukça, henüz ergenlik çağını yaşayan ve dünyaya çok farklı gözle bakan genç grubu ortaya çıkıyor doğal olarak. Ki bu grup / gruplar, ebeveynleri ile çok tezat yaratan hayat tarzı içindeler. Bu tablo, Kahramanmaraş’taki olayın faili İ.A.M’ın babası Emniyet Müdürü U.M.’nin kamuoyuna yansıyan ifadelerinde ortaya çıktı.
Arka arkaya yaşanan bu vahim olayları, konulara hakim üst düzey bir emniyet yetkilisiyle görüştüm.
Tabloyu bir cümleyle “Z kuşağı terörü” olarak özetledi.
Her ne kadar ‘adli soruşturmalar yürütülüp, suçla mücadele ediliyor’ gibi gözükse de özellikle 40 ve üzerindeki yaş kuşağının pek de kolay kavrayamayacağı olaylar maalesef.
Telegram ve Discord başta olmak üzere benzer platformlar ve paneller, 14-16 yaş grubunu “korkunç” derecede etkisine almış durumda. Bir de pandemi dönemini dikkate aldığınızda bugün henüz reşit olan gençlerin 12-16 yaş aralığında yer aldıkları platformlar ve paneller suç dünyasının merkezini oluşturdu.
Her gün 32 milyon etkileşim
Şimdi birkaç rakam verdiğimde konu daha net anlaşılacak sanırım:
Ülkenin nüfusu yaklaşık 87 milyon. Ülkemizde yaklaşık 67 milyon X hesabı var. Bu rakamın içine sahte kimlikle oluşturulan hesaplar dahil. Yine yaklaşık 54 milyon Instagram hesabı var. Burada da yine bir gerçek kişiye ait farklı kullanıcı isimleriyle oluşturulmuş hesaplar 54 milyonun içinde. Ve X’te her gün ortalama 32 milyon etkileşim var.
Bu tabloya bakıldığında Z kuşağı terörünün nasıl kontrol altına alınacağı çok önemli.
“Ben geliyorum” diyen olaylar yaşanırken, aynı zamanda toplumun rehabilitasyon sürecinin de başlatılması zorunlu.
Bir örnekle anlatmak gerekirse, Kahramanmaraş’taki üzücü olay yaşanır yaşanmaz Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı kente gitti. Gelişmeleri yerinde takip ettiler.
Ama asıl olması gereken bir bakan orada değildi! Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın herkesten önce kente gidip duruma vaziyet alması gerekirdi.
Benzeri olayların birbiri ardına yaşanması dikkate alındığında kısa dönemde ülkenin gündemine Z kuşağı terörünün de gireceği anlaşılıyor.
Dolayısıyla iktidarın “Z kuşağı terörüyle mücadelenin asıl sahibi kim olacak?” sorusuna bir an evvel yanıt bulup uygulamaya koyması gerekiyor.
Olaylar, polisiye tedbirlerle mi çözülecek, eğitimle mi, adli yargı üzerinden mi? Konunun sahibinin belirlenmesi için acele edilmesi lazım.
Şimdiye kadar polisiye ya da yargı sistemi üzerinden bu ve benzeri olayların çözülemediğine tanık olduk.
O halde iki olasılık kaldı ya eğitim kanalıyla ya da – ki kanımca lokomotif olması gerekir – aile ve sosyal politikalar üretilerek vahim olayların önlenmesi sağlanabilir.
Aile ve sosyal politikalar üzerinden geliştirilecek yöntemlerle “dijital dünyanın etkisiyle bireyselleşmiş ve yalnızlaşmış çocuklara ulaşmak” sürecin ilk aşaması olmalı.
Aksi takdirde, sadece okul baskınları değil pek çok organize suç örgütü yapısına genç ve dinamik insan kaynağı sağlanmasının önü açılacak.
Polisin devreye girmesi sorunu çözer mi?
Kahramanmaraş’taki olayın ardından İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, dün valiler ile ortak toplantıya katıldı.
İçişleri Bakanlığı’ndaki toplantıda her iki bakanlığın bürokratları hazır bulundu.
Toplantı sonrasında okullarda en az iki polisin güvenlik amacıyla görevlendirilmesi kararı alındı.
Yazının üst bölümünde aktardığım üzere sadece polisiye önlemlerle sorunun çözülemeyeceği belli. Ancak yine de yükselen tansiyonu düşürmek amacıyla polisiye önlemler yürürlüğe konuldu.
İki bakanlığın ortak değerlendirme toplantısını yapmalarının sebebi, İçişleri Bakanı Çiftçi’nin aynı siyasi yelpazeden geldiği “ağabeyi” Tekin’e kurumsal destek vermek olsa da asıl önemli olan İzmir’de elde edilen bir bilgiydi.
Edindiğim bilgiye göre, Balçova’da geçen eylülde yaşanan ve iki emniyet mensubunun şehit olmasıyla sonuçlanan karakol baskınını soruşturan müfettişler, olayın öncesinde saldırının faili 16 yaşındaki lise öğrencisi E.B.’nin öğretmeninin yaşanan gelişmeden bilgisi olduğunu tespit etti.
Öğretmenin polise sahip olduğu bilgiyi aktarmamasının, olayın önlenmesinin önüne geçtiği değerlendirmesi yapıldı. Bu nedenle okul yönetimleriyle ortak hareket edilmesini sağlamak amacıyla ortak toplantının yapıldığını söylemek yanlış olmaz.
Tabii sadece okullardan gelecek bilgiler yeterli olmaz kanımca. Özellikle Emniyet İstihbaratı’nın, “vesair işler”den vazgeçip biraz da ülke gerçeklerine yönelmesi gerekecek. Enerjisini ülke gerçekleri için harcaması elzem. / T24
17 NİSAN’LAR
1924 - İtalya'da genel seçimleri, Benito Mussolini'nin faşist partisi kazandı.
1928 - Ankara Palas Oteli hizmete açıldı. Mimar Vedat Bey'in (Tek) tasarımıyla, 1926'da yapımına başlanan bina, çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle Mimar Kemalettin Bey'in tasarımıyla tamamlandı.
1939 - Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen ve Başbakanı Abdurrahman Melek, Türk mebusu sıfatıyla TBMM'de yemin ettiler.
1940 - Köy Enstitüleri Kanunu kabul edildi.
1946 - Son Fransız birlikleri Suriye'den çekildi.
1954 - Çanakkale Anıtı'nın temeli atıldı.
1961 - ABD'nin desteklediği sürgündeki Kübalılar, Fidel Castro'yu devirmek üzere Küba'ya çıkarma yaptı. Domuzlar Körfezi Harekatı olarak bilinen çıkarma, Fidel Castro'nun zaferiyle sonuçlandı.
1969 - Çekoslovakya Başbakanı Aleksandr Dubçek, Sovyet askerî müdahalesinin ardından istifa etti. Yerine Gustav Husak atandı.
1972 - ABD'de, Nixon yönetiminin 1972 seçimlerinde siyasal rakiplerini yasa dışı dinleme faaliyetleri açığa çıkarıldı. Watergate adıyla anılan olaya adı karışan üç danışman ve bir savcı istifa etti.
1974 - Madaralı Roman Ödülü'nü "Demirciler Çarşısı Cinayeti" adlı eseriyle Yaşar Kemal aldı.
1982 - Kanada Anayasası kabul edildi.
1999 - Bakü - Supsa Boru Hattı'nın resmi açılışı yapıldı.
2005 - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, Mehmet Ali Talat kazandı.
2006 - Filistinli bir intihar bombacısının Tel Aviv'de üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu 11 kişi öldü, 70 kişi yaralandı.
17 NİSAN’DA DOĞANLAR
1890 - Cevat Şakir Kabaağaçlı, Türk roman ve hikâye yazarı (ö. 1973)
1894 - Nikita Kruşçev, Sovyet devlet adamı ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi Birinci Sekreteri (ö. 1971)
1903 - Ayşe Saffet Alpar, Türk kimyacı ve Türkiye'nin ilk kadın rektörü (ö. 1981)
1918 - William Holden, Amerikalı sinema oyuncusu ve En İyi Erkek Oyuncu Akademi Ödülü sahibi (ö. 1981)
1959 - Sean Bean, İngiliz oyuncu
1972 - Jennifer Garner, Amerikalı oyuncu
17 NİSAN’DA ÖLENLER
1790 - Benjamin Franklin, Amerikalı bilim insanı ve siyasetçi (d. 1706)
1967 - Ali Fuat Başgil, Türk akademisyen (d. 1893)
1978 - Hamit Fendoğlu, Türk politikacı ve Malatya Belediye Başkanı (d. 1919)
1981 - Şekip Ayhan Özışık, Türk besteci (d. 1932)
1993 - Turgut Özal, Türk bürokrat, siyasetçi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı (d. 1927)
2014 - Gabriel García Márquez, Kolombiyalı gazeteci, yazar ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1927)
2018 - Cemal Safi, Türk şair (d. 1938)
2020 - Orhan Koloğlu, Türk tarihçi ve yazar (d. 1929)

Yorumlar
Yorum Gönder