TRUMP NEREDEN, NEREYE? NEDEN!? / günlerden 8 nisan

 

 


ABD Başkanı Donald Trump, bir gün içinde İran’ı “yok etmekle” tehdit eden söylemden, ağır darbe almış İran yönetiminin sunduğu 10 maddelik “uygulanabilir” bir planı kabul ettiğini açıklamaya geçerek, yaklaşık altı haftadır süren savaşı sona erdirmesi beklenen 14 günlük bir ateşkesi kabul ettiğini açıkladı.

Bu dikkat çekici ton değişimi, Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın açılması için tanıdığı sürenin dolmasına iki saat kala başta Pakistan olmak üzere arabulucuların çatışmanın daha fazla tırmanmasını önlemek için yoğun çaba yürüttüğü bir dönemde yaşandı.

Konuya ilişkin kamuoyuna açıklama yapma yetkisi bulunmayan ve isimlerinin açıklanmaması kaydıyla AP'ye konuşan iki yetkiliye göre, İran’ın en büyük ticaret ortağı ve ABD’nin en önemli ekonomik rakibi olan Çin de ateşkese giden yolu açmak için perde arkasında diplomatik girişimlerde bulundu.

Trump, geçici ateşkesi duyurduğu sosyal medya paylaşımında ateşkese dair “Bunu yapmamızın nedeni, tüm askeri hedeflerimize ulaşmış ve hatta bunları aşmış olmamız ve İran’la uzun vadeli barış ile Orta Doğu’da barışa yönelik kesin bir anlaşmaya oldukça yaklaşmış olmamızdır” açıklamasında bulundu.

Trump’ın çarşamba günü Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya gelmesi bekleniyor. Görüşmelerde, ortaya çıkan ateşkes ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik planın ana gündem maddeleri arasında yer alacağı belirtiliyor.

GERÇEK NE?

Ancak AP'nin analizine göre, Trump’ın geri adım atmasının ardında daha basit bir gerçek yatıyor olabilir:

Çatışmanın tırmanması, ABD’yi zorlayan ve Trump'ın da ülkeyi uzak tutma sözü verdiği türden “sonsuz bir savaşın” içine çekme riski taşıyordu.

Trump son altı haftadaki ABD ve İsrail askeri başarılarını överken, İran’ı bombardımanla teslim olmaya zorlayabileceği varsayımıyla hareket ediyor görünüyordu.

Savaşın ilk aşamalarında Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesiyle başlayan süreçte, İran liderliğinin uzun ve yıpratıcı bir savaşı tercih edebileceği ihtimalini büyük ölçüde göz ardı etti.

Oysa İran İslam Cumhuriyeti son 47 yılda, dışarıdan bakıldığında kendi çıkarlarına aykırı görünse bile, geri adım atmamakta ısrar edebileceğini defalarca gösterdi.

Tahran yönetimi, 1979 sonundan 1981 başına kadar 444 gün boyunca Amerikalıları rehin tutarak ülkenin uluslararası konumuna zarar vermeyi göze aldı. Yüz binlerce kişinin öldüğü İran-Irak Savaşı’nın yıllarca sürmesine izin verdi. 7 Ekim saldırılarının ardından İsrail ile savaşa giren Hamas’a destek verdi; bu süreçte Gazze’de Hamas’ın ve Lübnan’da Hizbullah’ın zayıflamasına, ayrıca Suriye’de İran destekli Beşar Esad yönetiminin çöküşüne giden yolu açan koşullar oluştu.

Ağır kayıplar vermiş ve askeri açıdan dezavantajlı durumda olmasına rağmen İran yönetimi, dünyanın en güçlü askeri gücünü uzun ve maliyetli bir çatışmaya sürükleyebileceği konusunda özgüven sergiledi.

Savunma analistleri de büyük ölçüde ABD ordusunun, İran ile Umman arasında yer alan ve küresel petrolün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği dar su yolu olan Hürmüz Boğazı’nı hızla kontrol altına alabileceği görüşünde birleşti. Ancak bu kontrolün sürdürülmesi, yüksek riskli ve yoğun kaynak gerektiren, yıllar sürebilecek bir askeri angajmanı beraberinde getirebilir.

Kâr amacı gütmeyen Battle Research Group’un icra direktörü Ben Connable’a göre, İran’ın boğazdan geçen gemilere füze saldırısı düzenlemesini engellemek için ABD’nin batıda Kiş Adası’ndan doğuda Bender Abbas’a kadar yaklaşık 600 kilometrelik bir hattı kontrol etmesi gerekir. Connable, bunun yaklaşık 30 bin ila 45 bin askerden oluşan üç ABD piyade tümeni gerektirebileceğini söyledi.

Emekli bir Deniz Piyadeleri istihbarat subayı olan Connable, “Bu süresiz bir operasyon olur. Buna 20 yıl boyunca hazır olmanız gerekir. Afganistan’da 20 yıl kalacağımızı düşünmemiştik. Vietnam’da ya da Irak’ta bu kadar uzun süre bulunacağımızı da öngörmemiştik” dedi.

“Bu düzeyde bir beceriksizlik şaşırtıcı"

İki haftalık ateşkes planının, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden hem İran’ın hem de Umman’ın ücret almasına izin verilmesini de içerdiği belirtildi. Bölgesel bir yetkiliye göre İran, bu gelirleri yeniden inşa sürecinde kullanacak. Umman’ın bu gelirleri nasıl değerlendireceği ise henüz net değil.

Hem İran hem de Umman’ın karasularında yer alan boğaz, bugüne kadar uluslararası bir su yolu olarak kabul ediliyor ve geçişler için ücret alınmıyordu.

Connecticut Senatörü Chris Murphy ise ateşkesin ardından yaptığı açıklamada, Trump’ın fiilen Tahran’a boğaz üzerinde “kontrol” verdiğini ve bunun “İran için tarihsel bir kazanım” anlamına geldiğini savundu. Murphy, “Bu düzeyde bir beceriksizlik hem şaşırtıcı hem de yürek parçalayıcı” dedi.

Trump’ın azami taleplerden geri adım atma eğilimi sürüyor

Ateşkes kararı, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in Trump’tan diplomasiye alan açılması için verdiği süreyi iki hafta uzatmasını istemesi ve aynı zamanda İran’a da Hürmüz Boğazı’nı iki haftalığına açma çağrısı yapmasının ardından geldi.

İki hafta, Trump’ın kritik kararlar öncesinde zaman kazanmak için sıkça başvurduğu bir süre haline gelmiş durumda. Geçen yaz Beyaz Saray, İran’a yönelik ilk bombardıman kararının iki hafta içinde verileceğini açıklamış; ancak Trump bu süre dolmadan İran’ın nükleer programını “yok ettiğini” söylediği hava saldırıları talimatını vermişti.

Trump ayrıca Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerde ve hatta ilk başkanlık döneminde sağlık reformu gibi büyük politika başlıklarında da sık sık iki haftalık süreler telaffuz etmiş, ancak bu takvimler çoğu zaman somut sonuç doğurmamıştı.

İkinci başkanlık döneminin ilk 15 ayında Trump, defalarca maksimalist talepler ortaya koyup ardından bunları geri çekti.

Nisan 2025’te açıkladığı kapsamlı “Kurtuluş Günü” gümrük vergileri finansal piyasalarda dalgalanmaya yol açınca bu adımların büyük bölümünden geri adım attı. En dikkat çekici örneklerden biri ise Ocak ayında Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu sırasında yaşandı. Trump, ABD’nin Grönland’ı “tüm hak ve mülkiyetiyle” kontrol altına almak istediğini söylemiş, ancak daha sonra Avrupa’ya geniş kapsamlı gümrük vergilerini uygulama tehdidinden vazgeçerek geri adım atmıştı.

O dönemde geri adımın gerekçesi olarak, NATO ile Arktik güvenliği konusunda “gelecekteki bir anlaşmanın çerçevesi” üzerinde uzlaşıldığını belirtmişti. Oysa ABD, Danimarka Krallığı’na bağlı olan Grönland’da zaten geniş askeri hareket alanına sahipti.

 

Beyaz Saray ise salı akşamı yaptığı açıklamalarda ateşkesin sağlanmasında ABD ordusunun askeri kapasitesi ve Trump’ın manevralarının belirleyici olduğunu savundu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Ordumuzun başarısı azami baskı yaratarak Başkan Trump ve ekibine zorlu müzakereler yürütme imkânı sağladı. Bu da diplomatik bir çözüm ve uzun vadeli barış için bir kapı araladı” dedi. Leavitt ayrıca, “Başkan Trump’ın ABD’nin çıkarlarını ilerletme ve barışı sağlama konusundaki yeteneğini asla küçümsemeyin” ifadelerini kullandı.

 

8 NİSAN’LAR

1783 - 1441'den beri varlığını sürdüren Kırım Hanlığı, II. Katerina'nın emriyle Rus İmparatorluğu tarafından ilhak edildi.

1820 - Milo Venüsü heykeli, bir Ege adası olan Melos'ta bulundu.

1830 - Avrupa ülkeleri, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Yunan Devleti'nin bağımsızlığını onaylamasını istedi.

1869 - 2. Darülfünun binasının inşası tamamlandı ve Darülfünun-ı Osmani kuruldu.

1899 - Martha Place, elektrikli sandalye ile idam edilen ilk kadın oldu.

1918 - I. Dünya Savaşı: Sinema oyuncuları Douglas Fairbanks ve Charlie Chaplin, New York sokaklarında savaş tahvili sattılar.

1923 - Mustafa Kemal 9 Umde'yi açıkladı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin seçim bildirisi niteliğindeki bu ilkelerin başında, 'Egemenlik Ulusundur' maddesi gelmekteydi.

1924 - Şeriye mahkemelerini kaldıran yeni Mahkemeler Teşkilatı Kanunu TBMM'de kabul edildi. Kadıların yerini hakimler aldı.

1933 - Almanya'da ari ırktan olmadığı düşünülen memurlar emekli edildi.

1943 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Roosevelt, enflasyonu kontrol altında tutabilmek amacıyla tüm maaş ve ücretleri dondurduğunu ve işçilerin iş değiştirmesini yasakladığını açıkladı.

1946 - Milletler Cemiyeti son oturumunu yaptı. Bundan sonra örgütün adı Birleşmiş Milletler olacaktır.

1953 - Kenya bağımsızlık hareketinin önderi Jomo Kenyatta, Mau Mau Ayaklanması gerekçe gösterilerek İngiliz sömürge yönetimince tutuklandı.

1956 - Seyhan Barajı hizmete girdi.

1960 - İstanbul'a on saat çamur yağdı.

1968 - Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde öğrenciler Rektörlük binasını işgal etti.

1976 - Ankara'da çeşitli fakülte ve öğrenci yurtlarında çıkan olaylarda, aralarında Tabii Senatör Muzaffer Yurdakuler'in oğlu Hakan Yurdakuler'in de bulunduğu, Esari Oran ve Burhan Barın isimli 3 öğrenci öldürüldü, çok sayıda öğrenci yaralandı.

1992 - Uluslararası Atatürk Barış Ödülü'nün Güney Afrikalı lider Nelson Mandela'ya verilmesi kararlaştırıldı. Mandela, Türk Hükûmetine yönelik insan hakları ihlali suçlamaları nedeniyle ödülü kabul etmedi.

1992 - Ermeniler, Azerbaycan'nın Ağdaban köyünde 779 sivile işkence yapıp 67'sini öldürerek Ağdaban Katliamı'nı gerçekleştirdi.

1993 - Fransa'nın Bretonya bölgesinde yapılan kazılarda, ünlü çizgi roman kahramanı Asteriks'in yaşadığı köyün bulunduğu öne sürüldü.

1994 - DenizTemiz Derneği (Turmepa) kuruldu.

1999 - Hakkâri Valisi Nihat Canpolat'a, Yüksekova ilçesinde bombalı saldırı düzenlendi. Canpolat, saldırıdan küçük sıyrıklarla kurtuldu; şoförü öldü, yedi kişi de yaralandı.

2014 - Windows XP için genişletilmiş destek sona erdi.

2022 - DHL'e ait B757 kargo uçağı Kosta Rika'nın başkenti San Jose Havalimanı'na acil inişi sırasında pistten çıkarken, meydanda büyük bir faciadan dönüldü. Ve kargo uçağı 2'ye bölündü.

 

8 NİSAN’DA DOĞANLAR

1938 - Kofi Annan, Ganalı diplomat ve Nobel Barış Ödülü sahibi (Birleşmiş Milletler'in 7. Genel Sekreteri) (ö. 2018)

1947 - Ertuğrul Özkök, Türk gazeteci ve akademisyen

1952 - Ahmet Piriştina, Türk politikacı ve eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı (ö. 2004)

1966 - Robin Wright, Amerikalı aktris

1975 - Funda Arar, Türk şarkıcı

1995 - Cedi Osman, Türk basketbolcu

 

8 NİSAN’DA ÖLENLER

1973 - Pablo Picasso, İspanyol ressam ve kübizmin öncüsü (d. 1881)

1985 - Vedat Nedim Tör, Türk yazar ve Kadro dergisinin kurucularından (d. 1897)

2002 - Savaş Yurttaş, Türk tiyatro sanatçısı (d. 1944)

2013 - Margaret Thatcher, Britanyalı siyasetçi ve eski Başbakan (d. 1925)

Yorumlar