_______________Bülent Çelik / Gazete Pencere
Ekrem başkanım çok özlendin.
___________Haluk
Dilek Kaya İmamoğlu, çerçeve yasa mecliste oylanmadan önce bu paylaşımı yaptı.
___________Ali Deniz Çakır
Meclisi mutat mesaisi dışında zoraki çalıştırarak, malum yasayı Sevr’in yıldönümü olan 10 Ağustos’a yetiştirme ısrarınızın kaynağı nedir?
Kime mesaj veriyorsunuz?
Siz bu milleti ölüm uykusuna yattı mı zannediyorsunuz?
____________Müsavat Dervişoğlu
Herkes kendi eylemlerinin sorumlusu, başkasınınkinin mahkûmudur.
________Barış Terkoğlu’nun “Hayır için on neden” başlıklı yazısının tamamı BLOG sonunda
O kızarsa;
Bu küserse;
Şu gönül koyarsa...
Böyle siyaset mi olur!
Sorun bakalım sizi baştacı eden vatandaş ne düşünüyor?
"Sana otobüs de alacağız yavrum" diyen teyze ne diyor?
__________Alaattin Aktaş
"Siz Yunanistan’ı yendiniz, İngiltere’yi değil! Bunu unutmayın!” dedi Lord Curzon, Lozan görüşmelerinde. İsmet Paşa “Hayır” dedi. “Yalnız Yunan’ı yenmedik, güneyde müttefikiniz Fransızları yendik, onun silahlandırdığı Ermenileri yendik. Müttefikiniz İtalyanları Anadolu’dan uzaklaştırdık. Sizin silahlandırdığınız Doğu Ermenilerini ve Pontus çetelerini yendik. Sizin İstanbul yönetimi ile birlikte azdırdığınız isyancıları yendik. Silah ve para ile desteklediğiniz Kuva-yı İnzibatiye’yi yendik. En son olarak da maşanız Yunan ordusunu yenip denize döktük. Mondros’u yendik, Sevr’i yendik, Üçlü Antlaşma’yı yendik. Bunların hepsinin arkasında siz vardınız; hepsinin ipleri, dümeni, düğmesi sizin elinizdeydi. Biz asıl sizi yendik!.."
_________Sibel Şengül
AKP Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, Devlet Bahçeli’nin elini öpmek istedi. Yenişehirlioğlu’nun ardından CHP Grup Başkanı Faik Öztrak da Devlet Bahçeli ile tokalaştı.
_________Whisper
Bu coğrafyada devletler hiç kimsenin “lütfu, inayeti, merhameti, himmeti veya vesayeti” ile yaşayamaz. Bu teklifin hem şimdi hem süreç içerisinde, Cumhuriyetimizin bu temel vasfını sakatlayabilecek unsurlar taşıdığına inanıyorum. Buna rıza gösteremem. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 81. maddesi uyarınca ettiğim milletvekili yeminine sadakatim tamdır. Bu sebeple oyumun rengi açıktır: HAYIR.
_______CHP İstanbul MV İlhan Kesici
Türkiye kelimenin tam anlamıyla çelişkiler yumağından oluşan bir tuzağın içine çekilmiş durumda. Toplumun ezici çoğunluğu Meclis'e getirilen çerçeve yasaya şiddetle karşı; buna karşılık aynı toplumun Meclis'e gönderdiği milletvekillerinin ve partilerinin ekseriyeti (kurumsal olarak İYİ Parti ve bireysel olarak İlhan Kesici ve belki başka vekiller hariç) bu yasayı destekliyor, geçmesi için imza veriyor ve muhtemelen oy da verecek.
VE BÜTÜN BUNLARA İLERİ DEMOKRASİ DENİLİYOR.
___________Prof. Dr. Hasan Ünal
İstanbul’da AKP’ye geçen ilçe belediye başkanlarının adaylık sürecinde ben de vardım, bütün seçmenlerden ve partililerden özür diliyorum. ‘Ya rozet ya kelepçe’ diye açık açık söylüyorlar; iktidarın transfer politikalarını yürütenler arasında AKP Genel Merkezi de var Adalet Bakanlığı da...
__________Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik
Maalesef bunu da duyduk. Biliyorduk da, onlar söyleyince çok acı geliyor... Amerikan Kongre Üyesi Jeo Wilson, bakın ne demiş:
"Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki ortak savunma anlaşmasının hayata geçirilmesindeki başarı Başkan Trump'a aittir."
Du-yu-yor mu-su-nuz!!!
_________Serpil Özkan
Maalesef parayla paylaşım yapma ve açılışlara katılma, gazeteciler arasında çok yaygınlaştı. Kimi gazeteciler, PR ajansı elemanı ve sosyal medya fenomeni gibi davranmayı alışkanlık haline getirdi. Para alıp, yazı yazandan, reklam yapandan, yalan söyleyenden gazeteci olmaz. Parayla tweet atan gazetecileri izliyorum, somut örneklerle yazacağım.
__________Faruk Bildirici
Vakıfbank ve Halk Bankası’nın, büyük bölümü iktidara yakın medya gruplarına verildiği iddiasıyla tartışılan reklam harcamalarının faturası açığa çıktı. İki bankanın reklam ve ilan harcaması bu yılın ilk yarısında 3,3 milyar TL’ye çıktı.
__________BirGün
Bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişilerden varlık yönetim şirketine devredilen ve hesabı açık olan kişi sayısı 2,3 milyon kişi.
Böylece tüm takibe düşen bireysel kredilerde rakam 4,4 milyon kişiye ulaşıyor.
Not: Rakamlar “dosya/borç sayısını” değil, aynı kişi tekrar sayılmadan tekil kişi sayısıdır.
__________Şenol Babuşcu
İspanya'da Torres üzüm bağlarındayım. 2 km uzunluğunda eski bir demiryolu tüneline binlerce fıçı şarap fıçısı yığmışlar ve mahzende Beethowen çalıyordu. Sordum; "bu müzik neden?" Cevap; "şarap molekülleri bir armoni içinde daha güzel kaynaşıyor." Merak ettim; "bilimsel bir temeli var mı?" diye... Görevli tebessümle cevap verdi; "elbette yok ama şişede 5 euro fark yaratıyor bu söylemimiz." :)
___________Şeref Oğuz
Türkiye’ye tatile gidiyorum. Havaalanına iner inmez 5 kilometre araba kullanıyorum, gördüğüm en kötü arabalar 3-5 milyon TL ve üzeri.
Akdeniz ve Ege kıyılarına ne zaman gitsem restoranlar tıklım tıklım, gece kulüpleri dolu. Yatlar, villalar, ultra lüks oteller, milyonluk arabalar… Adam yatına drone ile Migros’tan sipariş veriyor. O kadar zengin insan var ki… Akıllara zarar.
Kanada’dan geliyorsun, kendini fakir gibi hissediyorsun. Bazen kendime soruyorum. Bu insanlar ne iş yapıyor? Bu paraları nereden buluyorlar?
Sonra havaalanından Bornova’ya doğru gidiyorsun. Karabağlar, Tenekeli, Kadifekale taraflarından havaalanı yolu var, Kemer’den geçmek zorundasın. Tenekeden çatılı evlerin arasında garibanlık diz boyu. Bornova’ya geliyoruan aynı. Çamdibi, aynı… Aynı ülkede birileri lüksün sınırlarını zorlarken, milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşamaya çalışıyor.
Servet de çok büyük, geçim mücadelesi de. Aradaki uçurum ise inanılmaz açılmış arkadaşlar. Dünyada başka emsali var mıdır, bilmem.
________Celal Küçüker
Harvard ve MIT, Dünya nüfusuna denk 8.3 milyar sanal insan yarattı. Dünya nüfusunun dijital ikizi de diyebiliriz buna.
Adı: MatrAIx.
Her birinin 1.290 farklı özelliği var: yaş, psikoloji, harcama alışkanlığı, teknik bilgisi, hatta “fiyat artınca ne kadar tereddüt eder” seviyesinde detay. Tabi bu bilgiler bizim sanal dünyaya bir şekilde sunduğumuz bilgilerden derlenmiş.
Nitekim sanal insanlar GPT ve Claude gibi modellerin içine giydirilince, anketlerde, sohbetlerde, web sitelerinde ve uygulamalarda neredeyse gerçek gibi davranıyorlar. Testlerde kişilik tutarlılığı %91.5.
Artık bir meseleyi muhtemelen sanal dünyadaki bu bireylere yani matrixteki izdüşümlerimize yaşatıp istedikleri sonucu alırlarsa gerçek dünyada hayata geçirecekler.
Pazar araştırması firmalarını, odak gruplarını, haftalar süren anketleri beklemeden… Tek bir sunucuda, bir gecede.
Bu, pazarlamanın, ürün geliştirmenin ve davranışsal bilimin kurallarını sessizce değiştiren bir kilometre taşı. Dünya nüfusunun dijital ikizi ya da woodo bebeği artık ellerinde.
____________Prof. Dr. Veysi Ceri
Japonya’da 100 yaşını geçen 46.708 şirket var.
200 yıllık 1.836 şirket, 300 yıldır iş yapan 905 şirket ve 500 yıldır iş yapan 47 şirket var.
Bu şirketler Toyota, Mitsubishi falan değil.
Çoğu sake üreticisi, perakendeci, toptancı ve küçük üretici.
Japonya’nın en eski şirketi kurulduğunda ne Amerika vardı ne de Osmanlı.
O şirket bugün hâlâ ayakta.
100 yıllık şirketlerin %24,4’ü imalat, %22,2’si perakende, %21,2’si toptan ticaret işi yapıyor.
Mesela ülkedeki sake üreticilerinin %91,9’u 100 yıldan eski.
Soya sosu üreticilerinde bu oran %70,9, miso üreticilerinde %62,9.
Adamın dedesinin dedesinin dedesi sake üretmiş, bugün torununun torununun torunu aynı işi yapıyor.
Bir de insan Japonya deyince bu şirketlerin hepsini çok büyük sanıyor.
Tam tersi.
100 yıllık şirketlerin yaklaşık %79’unun yıllık cirosu 1 milyar yenin altında. Yani çoğu küçük işletme.
Ona rağmen yüz yıllardır ayakta kalmayı başarmışlar.
_________Taban yiyen Buffett
Hızlı yükseldiği için “Makbul” olarak adlandırılan Kanunî’nin güçlü veziriazamı Pargalı İbrahim Paşa öldürüldükten sonra “Maktul” lakabıyla anıldı. Pargalı İbrahim, 1536’da öldürüldüğünde cesedi gizlice bugünkü Galata’da Canfeda Tekkesi civarına defnedildi. Ne mezarı ne türbesi oldu. Mezaryeri kaybolmasın, yeri belli olsun diye başına bir çitlembik ağacı dikildi.
___________Erhan Afyoncu
1950'lerde kömürün ana enerji kaynağı olduğu İngiltere'nin Leicester kenti.
__________Massimo
Suyu akıtmanın farklı yolu...
_________DaVinci
1934 - Dolmabahçe ve çevresi.
Hilton yok!
Harbiye Açıkhava ve CRR yok!
Conrad Otel yok!
Swissotel yok!
Tüpraş Arena yok!
Süzer Plaza yok!
Uçsuz bucaksız boşluk!
Nasıl buldunuz?
__________RESİMLİ HAFIZA
Tarihin en korkunç görüntülerinden biri: hayattan ölüme bir dönüşüm. 2023 ve 2026 yıllarında Gazze!
_______________Censored Humans
Saint-Malo, Bretagne, Avrupa'daki en yüksek gelgitlerden birine sahiptir; su seviyesi 13 metreye kadar yükselebilir. Bu evler bir deniz duvarı olarak inşa edilmiş olup, ön pencerelerde 4 katmanlı cam kullanılmıştır.
__________Easy Ride
Yapay zekâ, sadece yüz fotoğrafına bakarak karaciğer yağlanmasını büyük bir doğrulukla tahmin etti. Üstelik akıllı telefonla çekilen 3D yüz görüntülerinde de başarılı oldu. Gelecekte çektiğiniz bir selfie sağlık taramasının parçası olabilir.
___________Prof. Dr. Güner Sönmez
Avrupa'da 1870 Yılında Ortalama Yaşam Beklentisi
_________Global Statistics
Eskişehir'in 90'lı yıllarından damağımızda kalan o buruk tat... Erden Şeker Fabrikası'nın artık sadece ismiyle yaşayan, halkın zekice ve biraz da muzipçe "Kaynana Şekeri" diye adlandırdığı o meşhur şeker; sadece ağzımızı değil, Eskişehir'in o eski sanayi hatıralarını da gülümseterek hatırlatan nostaljik bir lezzet masalı.
_________Umut Güner
1983 - Doğan Avcıoğlu'nu toprağa verenlere bakın! Lefter Küçükandonyadis, Mümtaz Soysal, Cemal Madanoğlu, Uğur Mumcu, fotoğrafta olmayanlar ise Metin Oktay, Yaşar Kemal, Metin Kunt, İlhan Selçuk...
Türk solu bu kapsayıcılığı nasıl kaybedip libleft ve etnik faşizme teslim oldu?
__________RESİMLİ HAFIZA
50 yıl önce avukatlar. Şimdi avukatlar.
__________Jurnal
Kurbağalıdere, Kadıköy and Fenerbahçe Stadium (Papazın Çayırı/Pastor's Meadow), İstanbul, 1930s
__________Letter from Turkey
Sadece karakterleri oynamadı: Onlara bir ruh verdi, onları hafızamızın ölümsüz parçalarına dönüştürdü. İl Laureato'dan Rain Man'e, Un uomo da marciapiede ve Tootsie'den geçerek, Dustin Hoffman çağları, türleri ve nesilleri aştı, büyük ekranda silinmez bir iz bıraktı. 89 yıl, bin yüz ve tek bir kader: Sonsuz olmak. Hollywood'un bir devine mutlu yıllar.
_________Frenkie_Woody
Şevket Süreyya Aydemir 1.dünya savaşının son yılında henüz 20 yaşında bir yedek subay iken. 1918.
______________Ali Can Erten
Yetişkinler için yeni bir oyuncak büyük bir popülerlik kazanıyor. Drift için mini bir Porsche. Elektrikli bir motorla donatılmış, sadece 110 kg ağırlığında ve bir yetişkin için tasarlanmış. Maliyeti yaklaşık 6.000 dolar.
__________Massimo
Avrupa'da en az bir kişinin öldüğü terör saldırıları 1970-2015.
________Raporlar
“Hukuk örümcek ağına benzer. Büyük sinekler delip geçerken küçük sinekler takılır kalır.”
Hint atasözüymüş!
____________Deniz Toprak
Herkes plastik yat alıyor. Bu arada Türk tekne yapımcıları burada el yapımı yüzen sanat eserleri üretiyor gibi.
___________Turkish Archives
En Çok Nobel Ödülü Alan Ülkeler
___________The Data of Everything
Jacqueline Kennedy Onassis ve Aristotle Onassis, 1972’de Atina sokaklarında yürürken.
____________Today In History
İspanya’daki Kurtuba Camii avlusunda bulunan portakal ağaçlarının sulanma biçimi beğeni topluyor. Bu asırlık sulama sisteminin geçmişi yaklaşık MS 784 yılına kadar uzanıyor.
___________Odak TV
Tarihin en kötü gol kutlamalarından biri olabilecek şeyin taze bir açısı. Bir Coritiba oyuncusu gol attı, kutlamak için reklam panolarının üzerinden atladı ve doğrudan açık bir stadyum tünelinin içine düştü. Sonra VAR kontrol etti... OFSAYT.
___________Mario Nawfal
Serie A kulüp sahipleri milliyetlerine göre...
__________Score 90
Bugün 1173'te, Pisa Kulesi'nin inşaatı başladı!
_________Today in History
Morton's Toe, ikinci parmağın birinci parmaktan daha uzun olduğu bir durumdur. Bu, birinci parmağın ikinci parmaktan daha uzun olduğu Mısır ayağına karşılık olarak, Yunan ayağı olarak da bilinir. Nüfusun yalnızca dörtte birinden azı Morton's Toe'a sahiptir.
________World of Statistics
Çin, tadı engelleyen tek kullanımlık plastik dil örtüleri icat etti; böylece acı ilaçları tatmadan yutabilirsiniz.
______InfoWorld
1972'de Rick McCloskey tarafından çekilen ikonik fotoğraf... San Fernando Vadisi'ndeki Van Nuys Bulvarı'ndaki gençler.
____________Fascinating
Egzersiz sonrası serinleyen bir at, sıcak vücut neminin soğuk gece havasında buhara dönüşmesi.
___________Massimo
1934 Soyadı Kanununda "Hamurabi" soyadını alan Avukat Abdülvehap Hamurabi.
___________Tugay Aydın
_____________Klinik Psikolog Gizem Söyük
GÜNÜN PAYLAŞIMI
GÜNÜN OLAYLARI
1920 - I. Dünya Savaşı: Osmanlı Padişahı VI. Mehmed'in temsilcileri, Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri arasında paylaşımını öngören Sevr Antlaşmasını imzaladılar. Sevr Anlaşması hükümleri uyarınca, Anadolu ve Rumeli toprakları İtilaf Devletleri'nce paylaşılmaya başlandı.
2014 - 12. Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunda Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi.
GÜNÜN DOĞANLARI
1898 - Elif Naci, Türk ressam, yazar ve müzeci (D Grubu'nun kurucularından) (ö. 1987)
1927 - Nejat Uygur, Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu (ö. 2013)
1957 - Zuhal Olcay, Türk oyuncu ve şarkıcı
1960 - Antonio Banderas, İspanyol oyuncu
1960 - Kibariye, Türk arabesk-pop müzik şarkıcısı
GÜNÜN KAYIPLARI
1999 - Dündar Kılıç, Türk ünlü kabadayı (d. 1935)
2019 - Jeffrey Epstein, Amerikalı finansçı, iş adamı ve seks suçlusu (d. 1953)
Hayır için on neden
Herkes kendi eylemlerinin sorumlusu, başkasınınkinin mahkûmudur.
İktidarın çerçeve yasayı Meclis’e sevk ettiği gün telefonum çaldı. Arayan, sosyal medya paylaşımları nedeniyle Türkiye’ye gelemeyen gazeteci arkadaşımdı. Anlayamamıştı, bana “Artık ülkeme gelebilecek miyim” diye soruyordu. Verdiğim cevap kafasını daha da karıştırdı: “Eğer savcılık, paylaşımlarına ‘terör örgütü propagandası’ diyerek soruşturma açtıysa, örgütü de PKK seçtiyse gelebileceksin. Yok, paylaşımını mesela ‘cumhurbaşkanına hakaret’ paketine koyduysa ya da ‘terör propagandası’ deyip başka bir örgüt seçtiyse gelemeyeceksin.” Elbette ben bunu söyledikten sonra “O nasıl yasa” dedi.
Aslında anlaşılamaması da Meclis’in çoğunluğunun desteklemesine rağmen toplumun mesafeli yaklaşması da bizden değil, yasanın kendisinden kaynaklanıyor. Öyle ya, 2024 yılının ağustos ayında “DEM kapatılsın” çağrısı yapan Bahçeli’nin iki ay sonra ekim ayında “Öcalan gelsin DEM grubunda konuşsun” diyerek başlattığı bir süreç bu. İlk iliklenen düğme bir tuhaf olunca gerisi de kendisini normalleştiremiyor. Üstelik... Yasayı eleştirenlerin arasında İYİ Parti, Zafer Partisi gibi milliyetçi muhalefet de var TİP, TKP, EMEP gibi sol muhalefet de. Hepsinin birbirinden farklı gerekçeleri olsa da tamamının eleştirilerinin oya dönüşsün ya da dönüşmesin toplumsal karşılığı var. Haliyle komisyon boyunca bol bol barış, kardeşlik, demokrasi gibi kavramlar kullanılsa da niyetin de varacağı yerin de bunlarla ilgili olmadığının herkes farkında. Haliyle “evet” diyenlerin neye “evet” dediğini, “hayır” diyenlerin neye “hayır” dediğini unutmayalım.
10 NEDEN
Bir, çerçeve yasanın çıkış gerekçesi ülkenin iç dinamiklerinden çok dış dinamikleriyle ilgili. İki yıl içinde Suriye’de rejim değişti, İran vuruldu, Filistin’de Hamas tasfiye edildi, Lübnan ve Irak büyük oranda dönüştürüldü. ABD’hin yeni bölgesel planlamaları ile iktidarın yeni Osmanlı heveslerinin kesiştiği yerde süreç tasarlandı. PKK de Suriye, İran ve Türkiye’de ABD garantörlüğünde bir al-ver muhasebesi yaptı. Sonuç olarak sürecin “yerli ve milli”liği tartışmalı. Nitekim ABD elçisinden süreç boyunca duyduğumuz Osmanlı övgüsü, ulus devlet eleştirisi, monarşi önerisi yasanın az konuşulan büyük fotoğrafı.
İki, YENİ Parti ve CHP sürekli olarak “doğru adres” dese de yasanın Meclis ile alakası yok. Meclis, yasanın sadece şeklen onaylandığı bir vitrinden ibaret. Süreci başından sonuna izleyenler biliyor ki yasaya son şekli İmralı’daki masanın tarafları verdi. Herhangi bir vekilin bilmediği yasayı Öcalan biliyordu. PKK bile bu süreçte yasanın git-gel yaptığını duyurdu. Basit bir soru soralım: Eğer adres Meclis olsaydı böyle bir yasayı çıkarmak için Meclis ağustosu bekler miydi? Yasanın komisyona geldiği an vekillerin içeriğini öğrendiği, imza atanların bile metnini görmediği yasa; en önemli işlevi “konuşmak” olan Meclis’i basit bir “el kaldır tiyatrosu”na dönüştürdü.
Üç, hukuk devletinde hiçbir yasa anayasaya aykırı olamaz. Hiçbir iyi niyet anayasa ile dövüşemez. Tolga Şirin’den İzzet Özgenç’e farklı eğilimdeki hukukçular yasanın başta eşitlik ilkesi olmak üzere birçok anayasal sorunun kapısını açtığını anlatıyor. Af gibi ama af değil. Elinde silahla gelen PKK’liyi serbest bırakıyor ama hapiste başka bir örgütten yargılanan kişi pankart taşıdı diye kalmaya devam ediyor. Hüküm giyen ile giymeyene ya da giyenlere kendi içinde kamusal haklar konusunda dahi ayrım yapıyor. Adeta “makbul terör örgütü” ile “haram terör örgütü” sınıflandırıyor. Tarihimizde örneği olan genel aflar bu yasaya göre daha fazla anayasaya uygun. Kanunsuz kanunların sonunun pek de iyi bitmediğini bize tarih öğretiyor.
ERKEN ANAYASA MUTABAKATI
Dört, çerçeve yasa demokrasiye, insan haklarına, hukuk rejimine yeni bir yol açmıyor. Kayyumlardan kurtulmak için, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması için, insanların siyaset yapma ve ifade hürriyeti için bu yasa hiçbir şey söylemiyor. Gezi davasından yakın dönem siyasi operasyonlara kadar kimseye hürriyet imkânı tanımıyor. Oysa destekleyenlerin bile açıkladığı gerekçeler ülkenin hukuk rejiminden kopmasıyla alakalı. Hazırlayanların defalarca ima ettiği gibi bu yasa ülkenin yaşadığı asıl krizi çözmediği gibi onu yok sayıyor.
Beş, bu yasa sürecin başlangıç kapısı. Anayasa değişikliğine gitmesi ise kaçınılmaz sonucu. İmralı’dan gelen açıklamalar da PKK yayınlarında yapılan değerlendirmeler de “tarihsel” dediği sorunun çözümü için anayasal düzenlemeleri işaret ediyor. Bu hedef iktidarın yeni anayasa niyetiyle de çakışıyor. Haliyle çerçeve yasanın özü bir tür erken anayasa mutabakatı içeriyor.
Altı, yasada yok ama yasanın açıklandığı basın toplantısında var. Evet, yasa Bahçeli’nin istediği gibi Öcalan’a özel bir statü vermiyor. Ama Abdullah Güler’in açıklamasında görüldüğü gibi, ülkenin genel cezaevi koşullarından farklı bir disiplini öneriyor. Öyle anlaşılıyor ki Öcalan’a PKK’nin önşart koştuğu gibi bir tür çalışma ortamı sağlanacak. Öcalan Bahçeli’nin istediği gibi Meclis’e gelmese de İmralı’dan siyaset önerecek. Ve hatta... Öyle görünüyor ki önümüzdeki seçimin sonucunu da yapacağı/yapamadığı mutabakatlarla o belirleyecek.
HAKLI CUMHURİYET ENDİŞESİ
Yedi, her şeyin hukuka uygun olduğunun iddia edildiği süreçte görev yapanlara, suç işlerlerse hukukun uygulanmayacağı garantisi verilmesi bile çelişkiyi gösteriyor. Durum, Öcalan’ın ilk çözüm sürecinde dönüp “Burada suç işliyoruz, bizi yargılarlar” dediği anı hatırlatıyor.
Sekiz, partiler üstü olduğu söylenen çerçeve yasayı ana muhalefet adeta hukuken ve siyaseten rehin alınmış koşullarda konuşuyor. Elbette ideolojik kafa karışıklığı da eklenince ana muhalefet adına ne dediği anlaşılamayan, destekleyenlerini tatmin etmeyen bir durum ortaya çıkıyor. Ortada açık bir tablo var ki yasanın olası başarısı iktidara mal edilirken olumsuz sonuçların sorumluluğu ana muhalefetin üzerine bırakılacak.
Dokuz, Cumhuriyetin kurucu değerleri ile hep sorunlu iki hareketin mutabakatına dayanması, hazırlanış süreci boyunca Lozan’dan Misakı Milli’ye kadar tüm kurucu değerlerle kavga edilmesi, her çözüm sürecinde ortaya çıkan söylem şımarıklığı yasanın Cumhuriyetin camına atılmış taş olduğu önkabulünü yaratıyor.
On, tarih insanın neyi bildiğini ya da bilmediğini anlatmaz. İnsanı eylemiyle sınar. Bugün barış söylemi kullanan hem örgüt hem iktidardaki partiler, eylemleriyle toplumsal barışa dair halkın önemli bir bölümünde güvensizlik yaratan özneler. Haliyle yasa ne yazarsa yazsın her şeye bu güvensizliğin haklı yargısı eşlik edecek.
İşte “hayır” diyenler, kan ya da ölüm istediği için değil, bu görünür tablodan dolayı “hayır” diyor. “Yetmez ama evet” diyenlerin eli ise bu tabloya rağmen kalkacak. Bitti sanılan eylemin varoluşa eşlik eden yükü ancak zamanla anlaşılır.
_______Barış Terkoğlu / Cumhuriyet


























Yorumlar
Yorum Gönder