EKREM İMAMOĞLU SİLİVRİ'DE / SORULARA VERDİĞİ YANITLAR

 


EKREM İMAMOĞLU HAKİM SORGUSU – 17.10.2026

Hakim: Öncelikle size bu Adem Soytekin ile ilgili soracağım. Adem Soytekin'le tanışıklığınız ne zamana dayanıyor? Siz daha önce Adem Soytekin beyanı alınırken kendisine soru sormuştunuz zaten ticaret yaptığınızdan. Bir alacağı kalmış şeklinde soru sormuştunuz kendisine. Adem Soytekin'le ilk tanışıklığınız ne zamana dayanıyor?

Ekrem İmamoğlu: Esasen sadece Adem Bey'in buraya çıktığında değil Sayın Başkan dün ya da evvelsi gün “örgüt yöneticileri” diye tariflendiği için Adem Soytekin'i orada da anlattım. Aslında sorunuzun cevabı içerisinde var. Ama Adem Bey, yanılmıyorsam 2007 ya da 2008 yılında benim firmamın, ortak olduğum firmamın, henüz siyasette değilken taşeronluğunu yaptığı projelerimiz oldu. O günden beri tanırız. Yine ifade ettiğim gibi, işini iyi yapar, pratik bir yüklenicidir. İyi ekipleri vardır. Hızlı iş yapar, kaliteli iş yapar. Zaten hem taşeronluk yapar, hem kendisi müteahhitlik yapar, yap-sat işi yapar, hem de kamu işleri de yaptığını biliyordum. Sonra Beylikdüzü Belediyesi döneminde hem Büyükşehir Belediyesi döneminde kurumlara da iş yaptığını da biliyorum.

Aynı zamanda muhtelif bir takım sahada üretilen işleri, konusu geçen kreşler gibi ibadethaneler gibi içinde cami var cemevi var, birtakım yapıları da yaptığını da biliyorum. Tabii ki size detay verecek durumda değilim. Ama hani bütün bu işlerin detayları zaten kurumların arşivlerinde mevcuttur. İstediğinizi de alabilirsiniz. Gizlisi saklısı olmayan bir sürecin içerisinde iş yüklenen birisidir. Şu konuştuğumuz diyalog kadar bir iş için Adem Bey'le sohbetim de olmamıştır bu arada. Ama şantiye ziyaretlerimde karşılaşmışımdır. Yüklenicim iken dahi böyle bir teknik sohbetimiz olmamıştır. O zaman da firmamın yöneticileri, mühendisleriyle konuşuyor idi. Ama selamlaşırız, otururuz, şaka da yaparız şantiyelerde şurada burada. İlişki gayet insanidir, iş insanı ve iş insanı kimliğiyle olan bir irtibat. Bir de kuruma yüklenici pozisyonunda olan şahsiyet olarak tanıdığım, bildiğim kişidir.

Hakim: Şimdi bu Beylikdüzü döneminde de Büyükşehir Belediyesi döneminde de kurumlara iş yapar yüklenici olarak bahsediyoruz. Burada şimdi hani resmi bir işi var mı? Yani belediyelerden aldığı ihale, yüklenici olarak yaptığı iş bu bahsettiğiniz. Şimdi Adem Bey'in ifadesinden yola çıkarak sorayım, Adem Bey ifadelerinde, burada beraber dinledik, beyanları soruşturma aşamasında da aynıydı. Genel itibariyle şunu anlatıyor. Ben diyor belediye adına kreş, deprem konutu, okul gibi yapımlarında diyor kendi firmamdan bunun bütçesini karşılamak suretiyle iş yaptım. Daha sonra da diyor muhasebecilerim de beni yönlendirdikleri diyor iş adamlarından nakit, çek bazen gayrimenkul olarak aldım. Anlatımları bu yönde. Şimdi burada anlamaya çalıştığımız husus şu, yani burada resmi olarak bir iş yüklenmesi söz konusu mu Adem Bey'in? Yoksa bunları kendi kendine mi bu kişilerle irtibata geçiyor? Bu şahıslardan, iş adamlarından yani müteahhitlerden aldığı bu dairelere, çeklere nakit paralara ilişkin de o ilgili şahıslar da dinlenmiş. İşte o ilgili şahıslar da normal şartlarda Adem Soytekin'le veya onun firmasıyla herhangi bir resmi ticaretlerinin olmadığını beyan ediyorlar. Buradaki hususu nasıl açıklayacağız? Yani bunun ne...

Ekrem İmamoğlu: Çok net. Hiç öyle çok bilinmeyenli denklem değil Sayın Başkan. Yani bu Ekrem İmamoğlu-Beylikdüzü Belediyesi ya da Ekrem İmamoğlu-Büyükşehir Belediyesi diyaloğunda gökten bir yöntem indi vesaire. Böyle bir örneklem değil bu. Yani çok üzerinde düşünülecek, sizi yoracak bir mesele de değil yani. En güzel örneğini burada Babacan İnşaat verdi. Dedi ki, hatta sizin ya da iddia makamının ısrarlı sorusuyla birlikte cevap verdiğini hatırlıyorum. Burada dedi ki, ya dedi ben işte sanırım o gün Sait Çalık'ın açıklamalarından sonra bir spor salonu veya işte oradaki bir inşaatın tamamlanmasıyla ilgili öğrenci yurduydu Yaşar Acar Fen Lisesi'nde. O binanın yapımında dedi Asoy İnşaat olduğunu öğrenince dedi şüphe etmedim. Çünkü dedi zaten AK Partili Esenyurt Belediyesi döneminde de aynı şekilde ben bir caminin yapılması için de yine Asoy'a işi vermişlerdi onlara ödeme yapmıştım. Asoy'a yapmıştım. Onun için hiç tereddüt duymadım dedi.

Yani bakın burada iddiayla söylüyorum, ister Esenler'e bakın, ister Büyükşehir Belediyelerine bakın ya da ister ne bileyim başka belediyelere yani aklıma gelmiyor şu anda, sayarız yani Bahçelievler, şusu busu. Bütün belediye başkanlarına bakın, bu yöntem belediyelerde uygulanır. Siz de birkaç kez imalı şekilde, imalı derken kötü algılamayın, sordunuz. Ya bu iş böyle mi olur yani, niye böyle hani iş varken resmi kanal varken vesaire. Bunun farklı sebepleri vardır. Ya şahıs o işe o şekilde dahil olmak istemiyordur, yani birini gösterin vereyim yapsın o veya işte ben bulayım ben vereyim yapsın o gibi farklı yöntemlerle meclise girmek oradan resmi bağış yapmak inşaat şirketlerinin de işine gelmez.

Sayın Başkan ben 35 senedir iş insanıyım. Müteahhitlik yaptım. Ben 92 yılından itibaren babamla Beylikdüzü'ndeyiz. Anavatan Partili, SHP'li, MHP'li, AK Partili belediyeler dahil spor sahası yaptım. Kapalı spor salonuna destek oldum. Kültür merkezinin temel betonunu döktüm. Yani bir okulun kaba inşaatının yüzde 50'sini yaptım. Ne kadar anlatırım size biliyor musunuz yani. Sanki bir şey, bir mucit bir şey icat etmiş de Ekrem İmamoğlu'yla burada arkadaşlar bir suç işlemiş Adem de bu işin faili olmuş. Öyle bir şey yok. O kadar, o kadar basit bir olay. Sorunuzun net cevabı budur.

Hakim: Yani yapılan işlemin hukuki gayri hukuki olduğu kısmı değil de uygulanan usul bu mu diyorsunuz zaten?

Ekrem İmamoğlu: Uygulanan usul bu Sayın Başkan. Çok net, Türkiye'nin gerçeği bu. Az önce size manşet gösterdim burada. Kimin manşeti? Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın manşeti. Daha kötüsünü yapmış. Ne diyor? Ruhsatsız ve kaçak binalardan bağış alıyoruz diye kendi demeci var. Ben kimsenin ruhsatsız inşaatından ya da temelsiz inşaatından bir bağış almadım. İnsanlarla, arkadaşlarımla konuştuğumu biliyorum. Kimseyle de birebir muhatap olmadım. Ama arkadaşlarımın kamu yararına, kamu faydasına konuştuğunu adım kadar iyi biliyorum çünkü bunların neredeyse tamamının açılışını yaptık. Yani bunun başka türlüsünü burada üretmeye çalışan insanların nasıl 2019 öncesi örnekler gittiğinde kovuşturmaya gerek yoktur ya da dosyaya almadıklarını da gördük. O bakımdan çok net. Adem'le olan ilişki çok net.

Burada yapılan iş 2 türlüdür. Evet resmi işleri de vardır, ihaleye girmiştir, almıştır, yapmıştır hem Beylikdüzü döneminde hem Büyükşehir Belediyesi döneminde. Yani şirazesi kaymışsa 8 tane 12 tane ifade vermişse o beni ilgilendirmez yani. O kendi bileceği iş. Ama evet resmi işler de yapmıştır. Kurumdaki insanların görüşmeleri esnasında bu pratikliği ve bu hızlı iş yapma karakteriyle, açıkçası daha Türkçesini söyleyeyim bazen gözü kara, yapmamı istiyorsunuz yapayım girer yapar. Sonradan bazı şeyleri de kendisine yine bu bağış yapan insanların buluşturulmasıyla ödenmiştir. Bunun adında ne irtikap vardır, ne rüşvet vardır. Bunu söyleyen, bunu yazan kesinlikle kasıtlı ve kesinlikle siyasi bir saikle bunu buraya yazmıştır. Burada gelen insanların bile önemli bir kısmı yaptık dedi, örnek verdi.

Ekrem İmamoğlu: Hatta hatta, yani bağış meselesi oldu. İşte neredeyse 10 milyon dolar civarında Feshane'de bağış yaptım dediğiniz insanı hatırlayın. Dedi ki ben Mall of İstanbul'da dedi bana söylediler şu kadar milyon dolar ödedim. Ben o zaman evrak da vermediler dedi, bağış da vermediler dedi. Döndüm araştırın. Biz öyle bir şey yapmadık vallahi. Ya yeri gösterildi kreş yaptı, cami yaptı, okul yaptı.

Hâkim: Bu bağışlara ilişkin, peki o iş adamlarına resmi bir işlem yapıldı mı onlara yönelik?

Ekrem İmamoğlu: Vallahi şöyle, tabii ki resmi yapılan işlemler de var. Bağış yapanlara resmi yapılan işlemler de var.

Hâkim: Somut, somut için çok o örneklere ayrıntıya girmek istemiyorum ama mesela hatırladıklarımdan örnek veriyorum o mesela ilk 1 no'lu eylem o 11. Mahalle diye bahsedilen eylem. Mesela orada Adem Soytekin'e devredilen daireler var mesela. O şahsı da burada dinledik. O bir bağıştan bahsetmiyor mesela. Uğur Güngör'dü şahsın ismi.

Ekrem İmamoğlu: Ben 11. Mahalle ile ilgili detayları bilmiyorum. Yani onları Mehmet Bey anlattı. Yani inanın hiç hafızamda hatırlamıyorum bile.

Hâkim: Mesela Doğuş Holding'in gönderdiği bir Adem Soytekin'e deprem konutu adı altında gönderdiği bir para var mesela.

Ekrem İmamoğlu: Tabii o zaten hem o söylüyor, orada depremle ilgili bir barınma yeri yapılacaktı diye. Kaldı ki oranın açılışını ben yaptım. Açılışında ben vardım. Dönemin belediye başkanı Lütfü Savaş denen şahıs vardı. KİPTAŞ Genel Müdürü vardı. Çünkü onların da bir bölümü KİPTAŞ üzerinden koordine ettiler, sahaya müşavirlik hizmeti verdiler. Çok önemli, ciddi bir yerleşkeydi.

Hâkim: Bu mesela şimdi Doğuş neden şöyle bir uygulama yapmıyor? Yani niye gelip de mesela belediyeye resmi olarak mesela bu parayı madem orada bahsedilen bir 10 milyon dolar civarında para var o parayı mesela gelip...

Ekrem İmamoğlu: Yok, 10 milyon dolar yok orada.

Hâkim: Gönderilen rakam TL olarak gönderilmiş Adem Soytekin'in Asoy İnşaat'a da...

Ekrem İmamoğlu: Hayır hayır öyle o kadar büyük bir rakam değil.

Hâkim: 191 milyon TL olarak banka dekontları dosyada gözüküyor. Şimdi mesela bu parayı mesela gelip belediyeye madem deprem konutu için destek olmak istiyor niye gelip de belediyeye örnek veriyorum şartlı bağış olarak mesela deprem konutu yapılması için bağış yapmıyor, belediye bunu resmi yapmıyor da niye Adem Soytekin üzerinden dönüyor bu?

Ekrem İmamoğlu: İşin protokolü vardır, o dönemdeki hızı vardır. Kaldı ki onlar deprem konutu değildi, geçici barınma evleriydi. Yaklaşık 2 bin kişilik...

Hâkim: Dekont açıklaması öyle olduğu için öyle söylüyorum.

Ekrem İmamoğlu: Evet yani geçici barınma evleriydi. Hâlâ kullanıldığını biliyorum. Orası o şekilde tasarlanmıştı. Hatta oranın yapımında şöyle de bir bağış var, örnek veriyorum. Yani tek başına Doğuş'un bağışı da o işe yetmedi. Orada örneğin o dönemin CHP milletvekillerinin de birer maaş desteği vardır. İşte bir maaş ödeyenlerden biri burada; Aykut Erdoğdu da mesela oraya bir maaş ödedi. Pratik bir işti. Yanılmıyorsam o dönemde CHP grubu parayı KİPTAŞ'a gönderdi. KİPTAŞ da yine bu şekilde müteahhidin o yapımına karşılık yaptı. Bunlar usulsüz, kanunsuz, hukuksuz işler değil. Yerin tahsisi var. Evet, belediyeyle bazen direkt ilişkilendirilmesi gereken işler de olmuştur. Tabii ki bunun hukuki gerekçeleri, dönemsel ihtiyaçlar, bir işin hızı... Mesele, bu işin kamu yararına dönüşüp dönüşmediği meselesidir. Mesele rızalık meselesidir. Rızalık alınmıştır, rızalık karşılıklı yürütülmüştür. Herkes yapılan işten memnun olmuştur. En azından ben, dediğim gibi sürecin detaylarına hâkim olmamakla birlikte, en azından ben başlangıcında da sonunda da o insanlarla karşılaştığımda herkes memnuniyetini belirtmiştir.

Bakın Sayın Başkan, kreşlerle ilgili "Gelin, birlikte kreş yapalım. İster kendiniz yapın, ister resmi bağış yapın, ister bir yapımcıya ödemesini yapın o yapsın; İstanbul'u kreşlerle donatalım" diye Taksim'de bir otelde ben lansman yaptım. Yüzlerce insan oraya geldi; iş adamı var, hali vakti yerinde olan insanlar var. Bakın, şu anda AK Parti kabinesinde bakanlık yapan birinin kardeşi bile var. Şimdi diyorsunuz ya "Niye öyle bir yol tercih etti?" Vatandaş arka kapıda dedi ki: "Ben ismimin görülmesini hiç istemiyorum ama annemin adına böyle bir ruhen kendimce bir şeyim var, yardımcı olmak istiyorum" demiş mesela. O da öyle bir ödeme yapmış. Yani bunun o süreçteki kamu yararına dönüşmesiyle ilgili bir kusur olduğunu ben düşünmüyorum. Bunun, yapılan işe göre, yapıldığı yere göre, insanlara ve kamuya dönen faydaya göre yürütülüş biçimi budur.

Hâkim: Dediğim gibi bu mesela bu usuldü. Adem Soytekin'e gönderilen bu Doğuş Grubu tarafından gönderilen bu parayla ilgili de mesela Ertan Yıldız'ın da aynı olaya ilişkin şöyle bir anlatımı var mesela; o da diyor ki: "2023 yılının ikinci yarısında Saraçhane'de bir toplantıda ben, Can Akın Çağlar, Ekrem İmamoğlu ile birkaç kişinin daha bulunduğu bir yerde Ekrem İmamoğlu, Can Akın Çağlar'a Doğuş ile olan 10 milyon dolar ile ilgili ne yaptın diye sordu. Can Bey de 'Ben görüşüyorum. Resmi olarak bu parayı nasıl tahsil edeceğimizi şirketin CEO'su Hüsnü Bey ile görüştüklerini' söyledi. Ekrem İmamoğlu, 'Paranın tamamını resmi vermelerine gerek yok, büyük bir kısmını gayriresmi alalım. Seçimler yaklaşıyor, paraya ihtiyaç olacak' şeklinde konuştu" diye bir beyanı var mesela. Şimdi o o deprem kısmı açıklamasıyla gönderiliyor ASUR'a. Şimdi bu Adem'den farklı olarak bu şekilde Ertan'ın da aynı olaya ilişkin böyle bir toplantıya dair bir anlatımı var.

Ekrem İmamoğlu: Siz bunu gerçek olarak mı kabul ediyorsunuz Sayın Başkan, yoksa beyan olarak mı?

Hâkim: Ben şu an kabul etmiyorum. Siz muhatap olduğunuz için soruyorum. Hani şimdi böyle bir iddiada bulunduğu için...

Ekrem İmamoğlu: Tamam. Niye sordum? Şunun için sordum: Çünkü aynı beyana karşılık Doğuş, "Ben böyle söylemedim" dedi. "Böyle bir... Böyle bir muhataplıkla karşı karşıya kalmadım" dedi. Can Bey de "Benim yanımda böyle bir konuşma geçmedi" dedi. Dolayısıyla Ertan gibi artık her yönüyle ne yazık ki beni de şaşırtan, kurum içindeki birçok tespitli yapmaması gereken birtakım işleri yapmış birisi olarak benim için muteber bir söz değildir. Sizin önünüzde şu anda onun aleyhine üç tane daha bana göre muteber beyan var, onları dikkate almanızı öneririm.

Hâkim: Yine Ertan'ın mesela anlatımlarında da yine "Ben İBB üst yönetiminde olduğum için farklı tarzda yapılanmaları gördüm" diye başlayan ifadesinde, üçüncü sayfasında bir anlatımı var yapılanma olarak adlandırdığı: Cebeci hafriyat bölgesine dair Fatih Keleş ve Murat Gülibrimahoğlu, İbrahim Bülbüllü üzerinden bir anlatımı var. Yine bu Boğaziçi'ne dair Fatih Keleş, Elçin Karaoğlu üzerinden bir anlatımı var. Medya A.Ş., Kültür A.Ş.'ye ilişkin Murat Ongun, Serdal Taşkın ve Fatih Keleş üzerinden. Ve aynı şekilde de Adem Soytekin'in de yine ifadesinde de orada da Adem Soytekin'in aynı yapılanmaya yönelik Medya A.Ş.'de yine Murat Ongun, yine Fatih Keleş, yine bu KİPTAŞ, Kültür A.Ş., BİMTAŞ üzerinden Ertan Yıldız, yine bu Murat Gülibrimahoğlu, Ali Kurt üzerinden anlatımları var. Bir yapılanma... Siz dün ifadenizde demiştiniz ki: "Ben hayatımın hiçbir yerinde sistem diye bir kelime kullanmadım." İddianamede bu bu şekilde geçiyor. Bu adı sistem, yapılanma ne olarak adlandırılıyorsa bu şahısların bu anlatımları nedir? Bunlar neye ilişkindir? Böyle öyle bir ayrı yapılanma var mı bu şekilde belediye içerisinde?

Ekrem İmamoğlu: Hukuksuz yöntemler yürüten ve insanları düşürdükleri bu durumlardan dolayı az önce bahsettiğiniz kişilerin defalarca vermiş olduğu tamamen mesnetsiz, kendilerini kurtarmak ve özgürlüklerine kavuşmak için verdikleri süslü kelimeler, süslü beyanlar. Bir bölümünü zaten verenler sonradan "Ben böyle demedim" ya da işte "Şablondur" diye de ifade etti.

Sayın Başkan, Ekrem İmamoğlu'nun ortaya koyduğu her organizasyon şeması bilimseldir, kurumsaldır ve kurumun menfaatinedir. Karşısı asla ve asla mümkün değildir. Herkesten faydalanmaya gayret etmişizdir. Yani Büyükşehir Belediyesi içerisinde olan bütün bürokratlardan azami derecede faydalanmayı ve faydayı en üst seviyeye, verimliliği en üst seviyeye çıkartmayı hedefleyen çalışma biçimini ortaya koyma gayreti içerisinde olmuşuzdur. Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin birtakım siyasi kimliklerinden, meclis üyelerinden farklı alanlarda faydalanmaya gayret etmişizdir. Bizim gizlimiz saklımız yok. Kayıtlıdır, evraklıdır. Cebeci ile ilgili belki de dinlediğiniz en uzun anlatımı ben burada size yaptım. Her biri evraklıdır, kayıtlıdır. Safsataya hiçbir şekilde içinde yer yoktur. Gayet tutarlıdır. Söylediklerimin arkasındayım. Bu meselelerle ilgili burada bulunan bürokrat arkadaşlarımın, belediye başkanı arkadaşlarımın da söylediklerinin altına imza atıyorum.

Hakim: ... burada zaten eylemlerde, özellikle Cebeci'deki bu durumda, Eylem 59; yurt dışı kredileri, Eylem 60; Kirazlı-Halkalı metro hattı, diğeri 140'la ilgili anlatımlar var savunmanızda, o kısımları anlattık. Bu Yakup Öner'le olan tanışıklığınız neydi? Bu Yakup Öner'le ilişkiniz var mı?

Ekrem İmamoğlu: Yakup Öner'in Beylikdüzü'nde görev yapan bir arkadaş olduğunu biliyorum. Kabiliyetleriyle ilgili ve özellikle işte arazi, özellikle uygulama imar uygulamaları gibi hususlardaki yeteneklerini o dönemdeki çalışma arkadaşlarından dinlemiştim. Ben de kendisini bu göreve devam etmesini ve hizmet etmesini talep ettim. Ben talep ettiğim gibi, o dönemdeki yönetici arkadaşlarımın da talebi o yöndeydi. Beylikdüzü'nde bu şekilde yine muhtelif alanların kamuya kazandırılması, birtakım uygulamaların kamu lehine yapılması, 15-20 yıllık, 25 yıllık tapu sorunlarının çözülmesi. Biz o dönemde tapularını yıllardır alamayan 25 bine yakın insanın tapusunu dağıttık Beylikdüzü'nde. Bürokrat arkadaşlarımın çok yoğun emekleri oldu. O emeğe birtakım hususları farklı diyaloglarla, farklı derken tarafları bir araya getirerek, birtakım müşterek konuşmalarla tarafları uzlaştırma gibi hususlara katkı sunan, özenli bir süreç ileten bir arkadaş olarak bizimle çalıştı.

O dönemde açıkçası daha çok teknik arkadaşlarla muhatap olduğumda ifade edebilirim. Benimle olan muhataplığı çok sınırlı sayıdaydı. Ama 2019'dan sonra Büyükşehir Belediyesi döneminde de yine bu ve buna benzer, İstanbul ölçeğinde hassasiyet gereken ve hususi birtakım insanların özellikle kurumla diyaloglarında olası birtakım sıkıntılar olmaması adına benim döneme gelen bu bazen imarla ilgili olur, bazen bir mülkiyetle ilgili olur, bazen mezarlık yeri olur, başka bir yeri olur, vatandaşın arazisi mezarlık ilan edilmiştir, yıllardır uğraşıyordur, çözüm arıyordur. Örneğin işte kamulaştırma diye Cebeci'de önümüze gelen bir husus vardı. İşte yüzbinlerce insanın birkaç yüz yıllık tapularının üzerinden hak arama meseleleri vardı. Bazıları hiç konu bile edilmedi, üstünden geçildi çünkü çözümü mümkün değildi. Bazıları da birebir diyaloglarla kamu lehine birtakım çalışmaları yürüttüğümüz işler.

Bunların birçoğu da eninde sonunda mutlaka bürokrasiyle buluşur. Bürokrasi üzerinden de hukuki çözüme kavuşur bir diyalogdu. Bahsettiğiniz kişiyle, Yakup Öner'le bizim diyaloğumuz bu şekildeydi. İfade edildiği gibi bir başkan danışmanı statüsünden ziyade, teknik bir danışman olarak, çünkü başkan danışmanı özel bir statü. O konuda kime onu verdiğimi zaten buradaki daha önceki soru-cevap kısımlarında da size aktarmıştım. Yakup Öner onlardan biri değildir. Ve o şekilde çalıştığımız bir arkadaşımız. Tabii dediğim gibi yani burada...

Hakim: Yakup Öner'i teknik danışman olarak mı adlandırıyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu: Tabii tabii. Yani özel kalem üzerinden teknik danışman olarak hizmet aldığınız bir arkadaştı. Bunun içerisinde ifade edildiği gibi...

Hakim: Belediyede yani resmi bir görevi var mı yoksa sizin şahsi….

Ekrem İmamoğlu: Başkan danışmanı statüsünde, daire başkanı kadrosunda,

Hakim: Belediyeden maaş alıyor o zaman?

Ekrem İmamoğlu: Tabii tabii. Daire başkanı statüsünde devlet memuru ve o şekilde tanımlanmış bir arkadaşımız. Yani öyle kapıdan giren birisi değil.

Hakim: Şimdi Yakup Öner'in anlatımında da geçen bir 100.000 dolar elden alma hususu...

Ekrem İmamoğlu: Öyle bir şey yok. O iddiasını tabii ki kabul etmiyorum.

Hakim: Yani o maaşının dışında ayrıca sizden elden aldığı bir maaş yok yani?

Ekrem İmamoğlu: Öyle bir şey yok. Ne öyle şahsen bir teslimim var ne de öyle bir şey var.

Hakim: Yakup Öner’in anlatımında da yine aynı şekilde orada da ifadesinin hatta 10 Temmuz 2025 tarihli ifadesinin ikinci sayfasında “Ekrem İmamoğlu’nun sisteminde belediye içerisinde Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız vardır. Biri diğerine talimat veremez, alana müdahale edemezdi, Murat Ongun, Fatih Keleş'i kendi alanına sokmadı, Ertan da sokmak istemedi ancak bazı yerlerde sokmak zorunda bırakıldı. Sistem dışındaki adamları ise Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin, Hüseyin Köksal'dır. “Yakup Öner’in anlatımında da yine bu şekilde.

Ekrem İmamoğlu: Yani şöyle hatırlarsanız kendisine sordunuz ya siz sordunuz ya iddia makamı olabilir, hatırlamıyorum. Kendisi de bir bölüm için duyumdur falan ya da işte kurum içerisinde bunlar zaten biliniyordu şeklinde ifadeler, bakın Yakup Bey'e bir dosya verdiğimiz zaman tabii ki ondan sorumludur yani diyalogla ilgilenir, o kişilere bakar ne istiyor, ne istemiyor, kurum bunu yapar mı? O kurumun, yani İBB'nin bunu yapıp yapamayacağı hususunda orada mesela Yakup Bey benden başka kimseden talimat almıyor. Yani aynı şekilde Ertan Bey 32 tane iştirakten sorumlu bir kişi, ne kadardan sorumluluktan kaçtığını burada kendi diliyle ikrar etse de öyle bir şey yok, 32 iştirakten sorumlu. Tabii ki Fatih Bey ona öyle bir talimat vermeyecek.

Tabii ki Fatih Bey'in sorumlu olduğu spor kulübü başkanlığı ya da ona ifade ettiğim ya şu konuyla sen ilgilen dediğim şu Cebeci işine, şu maden işine bir bak dediği zaman Ertan kalkıp da Fatih Bey'e talimat veremez. Bunun adı sistem değil ki, bunun adı Ekrem İmamoğlu'nun liderlik anlayışı. Yani insanlara bir alan tasarlar ve oradaki… Ben de talimat vermiyorum, şuna bakar mısın diyorum Fatih Bey. Yani Fatih Bey benim memurum değil ki, bakar mısın diyorum o da kabul ediyor, bakarım diyor. Yani Fatih Bey benim bütün seçimlerinde birebir omuz omuza çalıştığım bir kardeşimdir, arkadaşımdır ifade ettim burada örgüt yöneticisi diye anlattığım meselede yetkisi belli, yaptığı iş belli.  Yani burada bir kurban seçilmiş, o kurban edilmek istenen kişi gayri usulü kanunlar, usullerle hatta savcılığa davet edilmiş, bir takım telkinler yapılmaya çalışılmış, başka insanlara başka telkinler yapılmaya çalışılmış.

Sayın Başkan bunları ya duydunuz ya biliyorsunuz ya duymadınız bilemem ama savcıların iddia makamının nasıl usulsüz yöntemlerle insanları Çağlayan'a getirdiği, o insanlara nasıl muamele yaptıkları, 500-600 kilometre nasıl sürdükleri, nasıl yoldan getirdikleri, akrabalarıyla, şoförleriyle, en yakınındaki insanlarla nasıl tehdit edildikleri, ilişkileriyle, aileleriyle nasıl tehdit edildikleri ortada. Dolayısıyla bu şekilde.

Hakim: Yakup Öner bu şekilde...

Ekrem İmamoğlu: Bakın herkesi kapsıyor bu söylediğim.  Bütün az önce verdiğimiz isimlerin tamamının içine alıyor. Dolayısıyla bu isimlerin o esnada bildiğinin dışında ilave üç beş tane daha ne söyleyebilirim ya da 10 tane daha nasıl cümle kurabilirim ifadesini bence siz benim cevabımı zaten verdim az önce ama bence siz benim cevabım kadar bu usulsüz soruşturma dönemini de yargılamanız ve onu değerlendirmeniz gerekir. Bildiğim kadarıyla hukuken buna yetkiniz var. Yani bu da usulsüz sorgulama yöntemleri özgürce bir ifade vermiş, vermemiş mi? Bu kadar açık ki beyan bakın dün bile olan olayı burada az önce size aktardım, Melih Geçek ile ilgili yürütülen süreci size aktardım. Yani bunun şimdi normal diye üstünden geçemeyiz. Ve diğerleri aynı şekilde, o bağlamda benim söyleyeceğim nettir, Ekrem İmamoğlu'nun organizasyonu gayet usule uygundur, kalitelidir, içinde sistem diye bir tarif yoktur.

Hakim: Tamam. Bu teknik danışman dediğiniz, Yakup Öner ile ilgili. Bu Yakup Öner’in anlatımlarından mesela eylem 46, 49, 56 bu çeşitli eylemler var eylem numarası olarak hatırınızda olmayabilir. Oralarda mesela ben yetkilendirildim, işte yönlendirildi. Ekrem İmamoğlu bana bu konuyla ilgilenmemi söyledi. Mesela bu örnek vereyim hangi konu? 46. Bu doğuş konusunda da mesela biraz önce oradan konuştuk. Orada da yine mesela diyor ki Ekrem İmamoğlu bana bu konuyla ilgilenmemi söyledi. Ben de şirketin CEO'su Hüsnü beyle ilişkisi bulunan genel sekreter Can Akın Çağlar'a burası için görüşme yaptım. Yine mesela bu torunlar inşaatın Beykoz ilçesindeki otel projesi ile ilgili, orada da yine Süleyman Atik’in ve hem de Yakup Öner'in yine aynı şekilde anlatımları var. Bu konuyla ilgilenmeniz için Yakup Öner'i yönlendirdiğine dair sizin tarafınızdan. Yine eylem 49'da bu Vaniköy villa olayında yine Yakup Öner'in yetkilendirildiğine dair sizin tarafınızdan konuyla ilgilenmesi için yetkilendirildiğine dair beyanı var. Siz de biraz önce dediniz ki teknik danışman olarak ben bu konuyla ilgili ilgilenen şeklinde.

Ekrem İmamoğlu: Tabii ki…

Hakim: O zaman bu anlatımlarımı doğru Yakup Öner'in…

Ekrem İmamoğlu: Tabii tabii Sayın Başkan, yani bu sadece saydığınız 5-6 değil belki de birkaç yüz tane dosya yetkilendirmedir. Yani ben içinden cımbızla şunu çekelim, şunu yetkilendirdim ya da burada kimden ne oldu, ne bitti? İsmail Atik kimdir? Ben tanımam, ben ilk defa burada gördüm kendisini. O beni her ne kadar vatan caddesinde gördüm dese de ben kendisini ilk defa buradan gördüm, orada hatırlamıyorum bile. Dolayısıyla o veya buna benzer ilişkiler, detaylar burada ben de sizinle açıkçası saniyesini aksatmadan sizinle beraber dinledim, belki de %90'ına burada şahitlik ettim.

Hakim: Yine bu yetkilendirildim dediği yerlerden biri de bu Gülaylar Altın. Bu Kozyatağı olayında. Orada mesela şöyle de anlatımı var Yakup Öner'in. Bu konuyu takip etmişsinizdir muhtemelen savunma hazırla esnasında. Bu 145.000 metrekarelik alanın 126.000 metrekarelik emsal olayı. Burada 22 milyon dolar civarında bir husustan bahsediliyor. Burayı anlatıyor Yakup Öner.

Ekrem İmamoğlu: Bence en az 50 milyon dolarlık yer kazandırmışızdır kamuya. 22 değil yani.

Hakim: Nasıl kazandırma bu?

Ekrem İmamoğlu: O işte 5.400 metrekare protokol yaptılar ya İBB ile.

Hakim: Ama diyor ki Gülaylar tarafından yapılmasını talep etti. Bu otopark maliyeti yaklaşık 22 milyon dolar civarındadır. Gülaylar bunu kabul etmedi. Bunun üzerine bu durum Ekrem İmamoğlu'na arz edildiğinde, Başkan bir şey vermeden bu imarı alamazlar dedi. Bunun üzerine Gülaylar Grup ile yapılan protokol neticesinde yaklaşık 5.000 metrekare net konut alanı İBB'ye bırakılması üzerine şartlı bağış protokolü imzalandı. Yani burada çok rızayla verilmiş bir anlatım yok yani bu anlatımında.

Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, Sayın Başkan, kimin ne dediğinin önemi yok. Ben görevlendirmemi yaparım, arkadaşlar görüşürler, orada sizin dinlediğiniz duyumun, o duyum çünkü ya da bir kısmı kendi duygusu.

Hakim: Yakup Öner kendi sizinle görüştüğünü söylüyor.

Ekrem İmamoğlu: Kendi duygusu olabilir, benim öyle bir ifadem yok. Yani öyle benim böyle bir tarzım olmaz zaten. Yani hiç kimsenin malına göz koyan… Onu gidin AK Parti'nin başındaki yöneticilerden duyarsınız. Benden duymazsınız. Binlerce örneğini koyarım önünüze. Binlerce az önce gösterdiğim 2.500 tane parsel bazlı imar değişikliği hepsi öyle yapılmıştır İstanbul'da. Net diyorum bakın net. İnşaat kaydı olarak. Buradaki söyleyeyim, buradaki söyleyeyim. Mesela burada diyor ki ben Esenler Belediye Başkanı’na yani AK Parti çoğunluktaydı o dönem, cami yaptırmayı kabul ettirdim diyor mesela. Yine ifadesinde var. Hiç anlamamış mesela buraya. Rızayla mı cami yaptırmayı kabul etmiş mesela örnek veriyorum. Veya nasıl kabul etmiş? Mesela bunu hiç dikkate almıyorsunuz. Biz kimsenin malından zorla bir şey almayız. Orada bir planlama yapılıyor. Orada devlet büyük bir yatırım yapıyor. Arkadaşlarımız demiş ki buradaki metro içerisindeki otoparkı yapar mısınız? O da bunu kabul etmemiş. Sonrasında yapacağı inşaattan metrekaresini vermeyi kabul etmiş. O onun işine gelmiş. Kamu böyle şeyleri konuşur, yapar. Şükürler olsun, kamuya 5.400.

Hakim: Vermeden imar alamazlar gibi bir cümleyi Yakup Öner’e…

Ekrem İmamoğlu: Yok. Öyle bir laf etmem ben. İşte dedim ya, hani ben burada nasıl serbest kalırım, altına nasıl bir cila sürerim, üstüne Ekrem ölsün gibi laf etmek… Daha ilginç bir örnek anlattım ben size burada. Burada ismi geçen iş adamını ziyaret eden, benim de çok yakından da tanıdığım bir milletvekiline, ya ne yapayım aldılar beni iki defa gözaltına, aynı gün 3 defa ifade verip serbest kalıyor iş adamı, çaktım İmamoğlu’na çıktım demiş mesela. Gelecek tanık olarak inşallah gelirse ona da hatırlatırız burada, niye öyle demiş acaba milletvekiline diye. Yani İmamoğlu’na çakmak, çıkmak oluyor, İmamoğlu’na çakmak, özgür kalmak oluyor. Başka bir şey değil, müsaade ederseniz. Çakmak serbest kalmak oluyor, İmamoğlu’na çakmak özgür olmak oluyor, altını üstünü cilalamak da özgürlüğüne kavuşmak oluyor, yapacak bir şey yok yani. Onu gidin savcılığa sorun.

Hakim: Şöyle savcılığa sorun değil ki. Sizin güvenip yetkilendirip görüşmek için gönderdiğiniz kişi.

Ekrem İmamoğlu: Başkanım bana sorun zaten. Ben bu bölümü gidin oraya soruyorum diyorum yani. Onu bırakın da öyle cevap verelim. Bu da benim takdirim yani. Bana soru sormayın dedim mi zaten.

Hakim: (Anlaşılmadı)

Ekrem İmamoğlu: Tabii tabii. Tabii ki Gülaylar'ın gayet resmi, meclisten geçmiş protokol var. Hem de çoğunluk AK Parti'de, bizde de değil. Tabii tabii tabii, AK Parti döneminde…

Hakim: Olay anlatılarında da resmiyet kazandırıldığı yönünde..

Ekrem İmamoğlu: Evet, ben de öyle olmadığını söylüyorum.

Hakim: Mecbur kaldık, zorunlu kaldık şeklinde

Ekrem İmamoğlu: Ben de öyle olmadığını söylüyorum sayın başkanım

Hakim: Mecburen soruyorum..

Ekrem İmamoğlu: Tabii ki tabii ki. Ben sormanıza kızmıyorum. Çünkü öyle bir şey de haddime de değil. Sadece sorduğunuz soruya, benim verdiğim cevaba, sizin kızmanıza, içerliyorum. Çünkü savcılığa da sormanızı söylüyorum. Başka bir şey demiyorum.

Hakim: Okuduğum metni, ama kızmanıza…

Ekrem İmamoğlu: Yok, setağfurullah.

Hakim: Adem Soytekin’in bu anlattıklarında şu husus var. Bir ifadesinde diyor ki, 16 Haziran 2025 tarihi ifadesinde, tutuklanmanın üzerinden yaklaşık bir ay sonra ifade vermemim sebebi, olayların bir bütününü anlamak maksadıyla geçen süredir. Bu sürede cezaevinde avukatlar aracılığıyla da şahsımı ciddi baskılar, milletvekili teklifi yapılarak susturulmaya çalışıldım. Hatta el yazısıyla Ekrem İmamoğlu'na ait notlar tarafıma okutularak susturulmaya çalışıldım. Hatırladığım notlardan birisi de Adem Dik dur bizi satma içerikli nottur. Siz böyle bir not gönderdiniz mi Adem Bey? Ya da hatırlıyorum.

Ekrem İmamoğlu: Hatırlıyorum durum ama dik dur güzel laf yani. Yan durma dik dur, güzel laf yani. Beğendim. Demişsem demişim. Öyle öyle bir not demedim, yazmadım ama dik dur güzel laftır yani. Hani durup durmama kendi takdirine. Keşke herkes dik dursa, horan dik oynanır bizim orada da Sayın Başkan. Belki oradan aklıma gelmiştir.

Hakim: Söz konusu operasyon öncesinde Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere Avukat Mehmet Pehlivan tarafından sistemdeki tüm aktörleri yanılttığı için şu an o operasyon esnasındaki nakit para bulunamamıştır. Ekrem İmamoğlu bana; tedbirini aldın mı, operasyon yapılacak sen de listedesin, eğer emanet etmen gereken para veya belgen varsa bunları Turan Taşkın Özer’e emanet ver demiştir. Bu görüşme esnasında Avukat Mehmet Pehlivan da yanımızdaydı. Bu süreçlerin birçoğunu bu avukat organize etmiştir şeklinde bir cümlesi var. Burada da bu şekilde operasyon öncesinde Adem Soytekin'le böyle bir görüşmeniz...

Ekrem İmamoğlu: Yani herkese tedbir al demişim de kendim tedbir almamışım yani. Hesaplarımda para duruyor, babamın hesabında para duruyor, işte hiç kimse para hareketleri belli, atıyorum 10 gün önce hangi para varsa 1 ay önce hangi para varsa sayın başkan hala o para hesapta duruyor. Ben 1 lira bile hesabımdan çekmemişim. Kimse çekmemiş ne babam, ne eşim ama herkese laf yetiştirmişim: Al o parayı oraya getir bu parayı... Yani ha bu arada o dönemde bunu piyasada, piyasada konuşmayan yok sebebi de savcılık gene. Niye? Çünkü savcılığın birebir resmen, yani ten tene akraba gibi olduğu gazeteciler bunu zaten ocak,şubat ayından beri yazıyor. Ben burada anlattım zaten sayın başkan. Mayıs haziran itibarıyla 2024'ten itibaren Ekrem İmamoğlu'na operasyon yapılacak ya da Ekrem İmamoğlu'na hazırlık yapılıyor, taa ahmak davası istinafta olduğu andan itibaren şu anki mevcut adalet bakanının buraya atanacağını, başsavcı olacağını, buradaki bu süreçte Ekrem İmamoğlu'na operasyon için geleceğini... Ha ben zaten duyuyorum yani. Ben bunu 1 senedir duyuyorum da benim para hareketlerime dönsünler 1 sene baksınlar, 2 sene baksınlar, İmamoğlu İnşaat’a, Ekrem İmamoğlu'na, eşine, babasına acaba afaki bir para transferi yapılmış mı bir yere bir şey... 1 kuruş böyle şaşırtıcı bir şey bulun, onu konuşalım. Yani Adem'in ne dediğini konuşsak sabaha kadar sürer yani. İnanın şu sohbetin 10'da 1'i kadar Adem'le sohbetimiz yok bizim 15 senedir.

Hakim: Fatih Yadoğlu ile bir tanışıklığınız var mı?

Ekrem İmamoğlu: Kim?

Hakim: Fatih Yadoğlu.

Ekrem İmamoğlu: Yok. Yok.

Hakim: Aziz İhsan Aktaş'la?

Ekrem İmamoğlu: Allah korusun.

Hakim: Şimdi şahısların da şu yönde bir beyanı var. 2019 yerel seçimlerinde Ekrem İmamoğlu belediye başkanlığını kazanınca işte Şefik Ok, İETT'de bakım onarım işlerini yapan tüm firmaları Küçükçekmece'de ….... Cemaloğlu... İsimler saymış, toplamda bulunan, bu Florya'daki başkanlık konutunda toplantı yapılacağını bildirdi. Başkanlık konutunda yapılan toplantıda Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı İbrahim Bülbüllü... İbrahim Bülbüllü danışmanınız mı?

Ekrem İmamoğlu: Danışmanım değil, ama danıştığım bir arkadaşımdır İbrahim Bülbüllü. İbrahim Bülbüllü avukattır. Beylikdüzü'nde AK Parti meclis üyesiydi, grup başkanıydı, başkan vekiliydi, sonra ilçe başkanı oldu. Aynı dönemde ilçe başkanlığı yaptık. Yerel seçimleri kazandıktan sonra diyaloğumuz daha fazla arttı İstanbul Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde. Daha sonra Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde de yine bazı muhtelif konularda danıştığım, özellikle siyasi alanda hani sormadınız ama cevap vereyim yani İbrahim Bülbüllü'yü sadece söylediniz. Konusu çok geçtiği için. Özellikle işte Saadet Partisi, işte Yeniden Refah, Gelecek, Deva gibi aynı siyasi temelden geldikleri için, tabandan geldikleri için buradaki birtakım ilişkilerde fikir sorduğum, bilgi alışverişinde bulunduğum arkadaşımızdır. Daha sonra yine bu ki İSFAL'ta da geçmişte AK Parti döneminde görev yaptığı, daha doğrusu bir hukukçu olarak hizmet ettiği bir iştirak şirketin diyaloğundan ötürü bilgi sahibi olduğunu öğrendik. Orada da deneyiminden faydalanın diye ifade ettiğimi hatırlıyorum kendisine. Fatih Bey'le de öyle buluşmaları ve bir arada çalışmaları oldu diye hatırlıyorum. Bunlar tabii çok detay olarak hafızamda yok ama hani bunları hatırlıyorum, bunları siz bir çerçeve olarak görebilirsiniz. Beni de yani çok yanılttığı veya eksik bıraktığı bir husus olmadı o dönemde. Mümkün olduğu kadar sağlıklı bilgilere ulaştırmaya çok böyle sürekli görüştüğüm bir kişi değil belki senede, eğer işte mesela Cebeci'de bir sunum yapılıyorsa belki o da o esnada orada olmuştur gibi 3-5 toplu toplantıda birlikte olmuşuzdur. Onun dışında birebirde bazı siyasi görüşmelerimiz olmuştur kendisiyle 2023 ve 24 seçimleri esnasında. Bu da toplasanız 5 yıl içinde belki 10 defa baş başa görüşmemiz olmuştur ya da olmamıştır. Öyle tanıtabileceğim ifade edebileceğim bir arkadaşımdır.

Hakim: Bunu sormamın sebebi bu aynı yönde Aziz İhsan Aktaş'ın dışında Fatih Yadoğlu isimli şahsın da beyanı var. Bu Florya'daki başkanlık konutunda bir toplantı yapıldığını, bu toplantıların İbrahim Bülbüllü'nün başkanlığında gerçekleştirildiğini, Şefik Ok, Fatih Yadoğlu, Şaban Baka, Caner Vural gibi isimlerin orada olduğunu, İbrahim Bülbüllü'nün burada kendilerine Ekrem İmamoğlu tarafından yetkilendirildiğini ve İETT ve diğer kurumlar adına bir havuz oluşturulacağını, bu havuza para katıntısı sağlamayanların artık iş alamayacağını belirttiğine yönelik anlatımları var. Yani bu Florya'daki başkanlık konutunda bu şekilde yapılan bir toplantıdan bilginiz var mı?

Ekrem İmamoğlu: Bilgim olmadığı gibi orası bir başkanlık konutu değil. Daha önce başkanlık konutuydu. Yaklaşık 50.000 metrekarelik bir arazi başkana tahsis edilmişti. İçine de 12 tane AK Parti döneminde belediye başkanları, muhtelif AK Partili belediye başkanları kendi zevkine göre kaçak villalar yapmışlardı. Biz orayı kendi dönemimizde İstanbul Planlama Ajansı diye farklı bir fonksiyona dönüştürdük. Başkanlık konutu olarak orada bulunmadık. Orada hatta olimpik, yarı olimpik bir yüzme havuzu vardır başkanlık konutu için bir yüzme havuzu. Onu bir konferans salonuna dönüştürdük gibi gibi çalışmalar yaptık. İstanbul'un çok güzel bir kütüphanesini yine oraya bir bağış yapan müteahhidin bizzat yaptığı bir şekilde kütüphane olarak kazandırdık. Bu şekilde çok yönlü kullanılan bir sahaya dönüştü. Dönem dönem kurumun farklı birimleri de burada çok çok geniş çerçevede toplantılar yaptı, çünkü kendine has toplantı salonları var, odaları var, farklı birimler var. Örneğin işte olimpiyata hazırlık biriminin ekibinin çalışma bölümü var orada, Avrupa Oyunları'na katılma ekibinin çalışma bölümü var orada, İstanbul İstatistik Ofisi'nin çalışma birimi var orada. Yani orası bir başkan, başkanın çok ara sıra gidip geldiği, makamının olmadığı, geldiğinde örneğin Buğra Bey İPA başkanıdır, örneğin Buğra Bey'in odasını kullanır belediye başkanı, kendine bir makam yapmamıştır yani. Orası öyle bir yer. Başkanlık konutu değildir. Bir kere bunun altını çizelim.

İkincisi öyle bir toplantıdan benim haberim yok. Üçüncüsü daha önce yanlış hatırlamıyorsam az önce Allah göstermesin dediğim kişi gece 2'ye kadar burada sorgusu yapılıp 2 gün sonra da suç örgütü lideri diye yargılandığı davadan beraat etmişti. Sadece perşembe günü burada sorgusu yapıldı, pazartesi günü de beraat etti. Öyle bir süreçti. Ben o süreci de çok ilginç buluyorum, tesadüfün iğne deliği gibi buluyorum hatta onu da söyleyeyim. O kişinin ifadesinde de şöyle bir şey hatırlıyorum hatta. Sanki bırakın Sayın Bülbüllü'yü Şefik Ok hani burayı vereceksiniz edeceksiniz demiş gibi laflar dediğini bile hatırlıyorum. Benim hafızam fena değildir. Mesela Şefik Ok'u ben tanırım. Nasıl tanırım, partide meclis üyeliği yapmıştır, CHP'lidir. Hatta en son CHP'nin şu an mevcutta başında bulunan butlanı kendi düğününe nikah şahidi çağırarak hani ne kadar aslında rakip olduğunu, 2019'da örneğin Küçükçekmece belediye başkanı olan arkadaşımızı destekledik, işte başka bir taraf onu düşünüyordu falan. Ben orada o toplantıda Şefik Ok'un olduğunu bile bilmiyorum.

Örnek olsun diye söylüyorum. Siyaseten de hani çok fazla benimle uzlaşmayan ya da benimle aynı görüşte olmayan parti içinde bir arkadaşımızdır ama hani bunları bir kenara koyalım, ben orada olduğunu dahi bilmiyorum. Orada toplantı olduğunu da bilmiyorum. Orada toplanıldığını da bilmiyorum. Bu manada ne toplantıdan ne de orada öyle söylenen sözlerden haberdar değilim Sayın Başkan.

Hâkim: Yani İbrahim Bülbüllü hani danıştığım birisi, danışman değil ama danıştığım birisi, Yakup Öner teknik danışman dediniz. Bu şahıslar acaba bu ifadeleri veriyorlar şimdi siz samimi... Sizin bilginiz dışında böyle ilişkilere girmiş olabilirler mi? Bu şahıslar...

Ekrem İmamoğlu: Yani şöyle söyleyeyim, çok zannetmiyorum. Yani ne Yakup Öner'in o tarzda benim görev verdiğim alanın dışına çıktığını, çünkü olsa birinden haber alırdım yani. Biri bana ihbar ederdi. Ne İbrahim Bülbüllü'den... Biri bana ihbar ederdi. Yani bu insanlar, bahsettiğim insanlar herhangi bir insan değil Sayın Başkan. Muhtemelen iş insanları; o az önce "Allah göstermesin" dediğim hariç, muhtemelen iş insanı bunlar yani. Yadıoğlu vesaire dediğiniz mesela. Yani bu insanların biri şikâyet eder, biri der ki "Ya beni tehdit etti" ya da "Şöyle bir tehditte bulundu" diye bir ifadede bulunurdu yani. Sonuçta bahsettiğiniz ilişkiler neredeyse altı yıllık bir ilişki. Ne bana en ufak bir geliş var, ne benden randevu talebi var bu bahsettiğiniz insanlardan. Ne bir yerde gördüğümde... Muhtemelen görmüşlerdir ki bir tanesi yanılmıyorsam yine bir ifadesinde sadece bir açılışta tanıştığını ya da bir törende tanıştığını ifade etmiş. Mesela kulağıma eğilip bir şey söylerdi. Yani ben bu insanlardan böyle bir şey duymadıktan sonra ben şimdi İbrahim Bülbüllü hakkında niye şüphe edeyim? Veya Yakup Öner hakkında niye şüphe edeyim? Ya da bu olaylar olduktan sonra verdiği ifade üzerinden cilaladığı laflara niye gerçekmiş gibi değer vereyim? Benim söz özeti budur Sayın Başkan.

Hâkim: Son olarak bu villa hususunu sorayım. Geçen gerçi konunun diğer muhatabı buradayken ona da sorduk, Ali Nuhoğlu'na. Gerçi avukatlarınız yönlendirici soru diye itirazlar da oldu sorduğumuz vakit. Siz de savunmanızın o hususla ilgili kısmında anlatırken dediniz ki "Ben sordum, bana ticaret dedi. Siz sorunca tırnak içinde bülbül yaptı" gibi bir ifade...

Ekrem İmamoğlu: Aynen, aynen söylediğimi taklit yapmayayım da "Evet, evet, evet" dedi. Aynen böyle söyledi Başkan. "Evet, evet, evet." Başka bir şey demedi size yani. Siz de bakın, ben aynı şey olduğunu düşünüyorum.

Hâkim: Şimdi o hususta baktım ben SEGBİS kayıtlarına zaten. Sizin ifadenizde siz "Ticaret değil miydi?" diye soruyorsunuz. Orada...

Ekrem İmamoğlu: Kâr etmedim.

Hâkim: "Ben bu ticaretten bir şey diye kazanmadım" gibi bir cümlesi var.

Ekrem İmamoğlu: Ben de dedim ya "Ticaretle kazandın" dedim, ben dedim yani.

Hâkim: Biz de Savcı Bey'in sorduğu sorunun cevabına da baktık, o da aynı düşündüğümüz gibi zaten o hususu netleştirmek için kendisine tekraren sorduğumuz bir soruydu zaten. Çelişkili beyan olunca. O hususu bir de konunun diğer muhatabı olarak sizden soralım. Bu villa meselesi nedir devredilen villalar?

Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan devredilen villa değil, devredilen bir şirket. Şirketin sahip olduğu iki ev. Yani benim aile olarak oturmayı planladığımız, 2019'da şirketim olarak satın alınan bir evin hemen önündeki iki ev. Bu iki evi bu arkadaş satın alıyor. Satın alırken de aldıktan sonra da benim firmamın sorumlusuyla irtibatlı oluyor, muhatap oluyor. Ne yapalım? Alalım mı, edelim mi, üçüncüyü de alalım mı diye anlatıyor benim hatırladığım. Yani orada üçüncü bir ev var. Onu alamayınca ikisi kalıyor. Bu ikisi yaklaşık 35 yıllık iki ev, 35 yıllık önümüzdeki ev. Bu iki ev 35 yıllık, bu iki ev deprem güçlendirmesine tabi tutuluyor, deprem güçlendirilmesi yapılıyor. O ara arkadaşlar görüşüyor, buradaki iki evi almak istiyorlar. Biz hatta kendi içimizde de konuşuyoruz. Yani bu iki evi alabilecek misiniz, nasıl? Takasla veya işte bir kısım ödemeyle burayı alabiliriz diye hesap yapıyoruz deniliyor.

Size de anlattım, tekrar ifade edeyim. Buraya, buraya toplam büyüklüğü 450 metrekare olan iki eve, 35 yıllık deprem güçlendirilmesi yapılmış iki eve karşılık üç tane ev veriliyor ya da iki villaya karşılık üç tane villa veriliyor toplam büyüklüğü 1500 metrekare. Ve bu 1500 metrekare villa artı 500 bin dolara bu evlerin devredilmesiyle ilgili önce bir anlaşma yapılıyor. Birinci anlaşmada 87 milyon lira artı 500 bin dolar ödeme artı bir villa diye anlaşılıyor. 87 milyon lirayı bir yılda ödemeyince buna karşılık iki tane daha villa veriyor firmamız. Dolayısıyla alınan deprem güçlendirilmesi yapılan iki tane villa ve verilen de üç tane villa artı 500 bin dolar. Yani size ifade edildiği gibi "Kâr etmedim, zarar ettim." İmamoğlu ile Nuhoğlu şirketleri arasında yapılacak bir hesap kitap değil. O günün koşullarında el sıkışılmış, sonradan "Az kâr ettim, değerlendi, şu oldu, bu oldu" yapıldı. Çünkü aileler birbirini tanır, insanlar birbirini tanır. Ama Nuhoğlu nasıl tutuklandı? Nasıl gözaltına alındı? Gözaltına alındıktan sonra neler yapıldı? İkinci soruşturmayla nelerle tehdit edildi? Ben bunları bilemem. Yani sözü nasıl bu hâle geldi? Düştüğü durumu gördüğümde ben üzüldüm kendi adıma.

Yani burada bize kibir dünyasını satmayan, bize Cebeci'de akıl veriyor, bilmem nerede akıl veriyor. Ben de hayatım boyunca altı senede en fazla ödeme isteyen adamdır. Cenazede ödeme ister. Yani defin yaparken ödeme ister. Akraba toplantısına gideriz, ödeme ister. Of Çaykara Derneği'ne gideriz, ödeme ister. Böyle bir adamdır Ali Nuhoğlu. Yani bize bir gün kalkıp da yani "Sıkıştım ödeme, sıkıştım ödeme, sıkıştım ödeme." Herkes ister de bu hepsini 10'la çarp, 20'yle çarp; böyle bir arkadaş. Şimdi burada gelip bize iş adamlığı dersi veriyor, yani ticaret dersi veriyor. Kardeş, ev verdin, karşılığında para artı ev aldın. Zarar ettin, kâr ettin, bak size bile Sayın Başkan cevap veriyor; diyor ki: "Ticaret yaptım, niye kazanamadım?" Vallahi benim zarar ettiğim çok iş var. Hayatımda zarar ettiğim çok iş var.

Hâkim: "Ona verdiğim cevapta hak edişlerimi alamadığım için" dedi, o size verdiği cevapta.

Ekrem İmamoğlu: O yok, o öyle o o işte bir yalan, bir laf. Başkan, bizde evrak var, belge var, ödeme var, noter belgesi var, arabuluculuk sözleşmesi var, diğerinde beyan var. Bizde ticaret var, ticaret. Ne içinde hak ediş var ne bir şey. Ben ben evimi, ticaretimi, şahsi alanımı, namusumu hiçbir şeye el değdirtmem. Hiçbir şeye! Hiç kimsenin hazzına, yalanına da el değdirtmem. Ben namusumla ticaret yaptım. 3500 tane ev yaptım, 150 tane villa yaptım. İki villa alacağım diye 35 yıllık ticaret hayatımı yere gömemem. Bana manşet atanlar hangi evlerde oturuyorlar ya da bu manşeti büyütenler hangi tapularıyla o evlerde oturuyorlar ya da bu iddianameyi yazanlar ya da yazdıranlar hangi evleri almışlar da gizliyorlar, tapu kayıtlarını vermiyorlar; onlar açıklasın. Benim açıklamam net Sayın Başkan. Benim evimin tapusu var, protokolüm var, arabuluculuk sözleşmem var vesaire. Noter evrakım var. Olmayan hiçbir şey yok. Diğeri lafügüzaf.

EKREM İMAMOĞLU SAVCI SORGUSU – 17.10.2026

Savcı: Bu Cebeci maden sahası bölümünden başlayacağım. Sorulara geçmeden kısa bir girizgah yapacağım konuyla ilgili. 3213 sayılı Maden Kanunu yarınca atık rezerv barındıran maden sahalarına döküm yapılması kesinlikle yasak olmasına karşın bölgede bulunan 260 milyon tonluk agrega rezervi göz ardı edildi. Alanın resmi döküm sahası izni bulunmadı. İBB Çevre Koruma Daire Başkanlığı yazısı sabitken Mapeg’ten sınırlı güvenlik gerekçesiyle alınarak küçük çaplı döküm izni kötüye kullanıldığı. Sahaya inşaat ve yol söküm döküm kılıfıyla kaçak döküm yapıldığı, bu yolla sahaya 185 milyon tonu aşkın inşaat atığı beton ve dip çamuru dökülerek Alibeyköy su koruma havzası tahrip edildi. 80 milyar TL stratejik maden rezervi imha edilmiş olup 31 milyar TL yasal gelir elde etme iddiası var. Bu kapsamda sorularım olacak. Şimdi savunmanızda Murat Gülibrahimoğlu ile birkaç toplantıda denk geldiğinizi fakat kendisi kendinizle ilişkisiniz olmadığını beyan ettiniz. Fakat 2018-20 yılları arasında konkordato ilan eden bir iş adamı ve iddianame…

Ekrem İmamoğlu: Ne dediğinizi orayı anlayamadım sayın savcı.

Savcı: 2018'e 20 yılları arasında konkordato ilan eden bir iş adamı olarak iddianamede tanımlıyor Murat Bey. Ve yine aynı şekilde iddianamede örgüt yöneticisi olduğu iddia ediliyor. Sanık Gülibrahimoğlu ile telefonlarınız 2020-25 yılları arasında yüzlerce kez sıfır metre baz veya sıfır-elli metre arasında ortak baz vermesi konusunu nasıl açıklıyorsunuz? Yine aynı zamanda 2024 yılında Bodrum'da bir baz birliğiniz var. Bu konu hakkında bir diyeceğiniz var mı?

Ekrem İmamoğlu: Onu telekoma sorunu ya da o işten sorumlu bakanlığa sorun. Ben o işten anlamam. Ben görüştüğüm hiç kimseyle olan görüşmemi gizleyecek kadar görünmeyen, bilinmeyen bir adam değilim. Boyum, posum yerinde.

Savcı: (Anlaşılmadı)

 

Ekrem İmamoğlu: Müsaade edin, sayın savım, müsaade edin. Soru sordunuz bekleyin. Birincisi; ben hiç kimseyle gizlemem. Orada niye sıfır baz, niye bilmem ne? Onu gidin kurumlara sorun, benim işim değil. O konuda bir sürü teknik inceleme var, dosyada da var. Bunlara itibar edilmeyeceği de var. Artı, 2018-19-20 yıllarında konkordatosu varmış veya iflastaymış. Onu da gidin bir önceki dönem AK Parti İl Başkanına sorun, Osman Nuri Kabaktepe o dönemde ortağı olduğunu kendi de gazetelerde açıkladı. Ben ortaklığımı 2019 itibariyle ayrıldım diye kendi açıklaması var. Onu gidin ona sorun, bana sormayın. Ben gerçekten tanımıyorum. Yani gerçekten tanımıyorum. Tanıdığım şey, ilk tanıdığım toplantıyı hafızamı zorluyorum. Neydi hanımefendinin? Atiye Hanım, Atiye Hanım yani size bir sunum yapacaktı, yani görevlendirdikten sonra arkadaşlarımı buranın yürümesi için, kamu zararının giderilmesi için size bir sunum yapacak Atiye Hoca, bir de orada iş yapan bir iş adamı var, birlikte gelecekler diye gelip yanlış hatırlamıyorsam Saraçhane'de bana…

Savcı: Kaç yılıydı?

Ekrem İmamoğlu: Hatırlamıyorum. 2020 olabilir, 21 olabilir, yani tam hatırlamıyorum. 19 kesin değil de yani 20 ya da 21 olabilir. Bana burada, yani milyarlarca liralık, ki bana ilk toplantıda vali davet ettiğinde 2019'un sonunda burayı anlattığında ki bu nedir diye valiyi aradım. Toplantı yapacağız dedi Ali Yerlikaya. Beni davet etti, arkadaşlarımla gittim. Bana ilk söylendiğindeki buradaki kamulaştırma bedeli için o gün yine Atiye Hanım 12 milyar lira civarında bir kamulaştırmadan bahsetti. Ve bunu Büyükşehir Belediyesi'nin ödemesi gerektiğinden bahsetti. Yani böyle bir yük yüklenmiş İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne İSFALT’ın oradaki yapacağı o sütreyle ilgili. Ben de dedim ki ya ne diyorsunuz? Bu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bütçesinin yarısı. Böyle bir kamulaştırma mümkün mü? Yani buraya da İSFALT’ın bir sözü var, aldığı ortaklığı karşılığı, o da ne? Sütre yapacak, yolları yapacak ve orayı ihya edecek. Konu bu kadar. Ama bunun karşılığında, ki daha önce 2018 yılında bunlarda ben o tarihlerini bilmiyorum bu arada. Yani burada yaptığım incelemelerle mecburen Cebeci uzmanı oldum yani. O zaman 750 milyon lira gibi bir kamulaştırmadan bahsediyor toplantıda Mevlüt Uysal. Halbuki 12 milyar. Dolayısıyla bunu nasıl bertaraf ederek, kamulaştırmadan kurtularak, binlerce ağaç kesilmesinden kurtularak, yeni bir proje ve projenin sonrasında hatta buranın böyle bir doğa müzesine dönüşmesi vesaire diye bana çok süslü bir proje anlattı

Savcı: Atiye’nin kendisi mi? Murat Gülibrahimoğlu mu anlattı?

 

Ekrem İmamoğlu: Atiye Hoca. Murat Gülibrahimoğlu orada, onu destekler bir şekilde biz bununla ilgili kamuyla yani Mapeg'le, Enerji Bakanlığı'yla, valilikle görüşmeler yaptıklarını, bunu hızla ilerleteceklerini ifade ettiler ve toplantıdaki kulağımdaki hafızamdaki kısmını anlattım.

Savcı: Toplantı Saraçhane’de mi oldu? Yoksa maden sahasında mı?

Ekrem İmamoğlu: Yok Saraçhane diye hatırlıyorum. Yani Saraçhane, maden sahasında değil. Saraçhane'de diye hatırlıyorum. Hafızam beni yanıltmıyorsa bu toplantıdan sonra ben de arkadaşlarıma dedim ki bir bakın bakalım yürüyün bakalım yani sonuçta ben neden kurtulmak istiyorum? O dönemin 230 milyon liralık İSFALT’ın teminat mektubunun yakılmamasında, orayı en ucuz şekilde mal etmeden yani İSFALT olarak bunu mal etmenin peşindeyim ve oranın ihya olmasının peşindeyim. Neden ihya olmasını istiyorum? Çünkü Cebeci'nin çevresindeki herkes oradan şikayetçi. Toz, toprak, pislik, ölenler, mafya, içindeki bir sürü işletmeler, gecekondular vesaire. İşin özeti budur. Tanışmamız budur. Bundan sonra da görüşmelerimi hatırlamıyorum tek tek ama tekrar söylüyorum bir iki tane daha sunum olabilir. Sahayı gezdim iki defa. O saha gezinde Murat Bey de oradaydı, o da kendisi ile ilgili konuları anlattığını hatırlıyorum. Yani ben oraya iki ayda bir giden Mapeg'in denetçisi değilim. Bir kere söylediniz iddianame ile ilgili girişte yazılan iddianamede yazılan tümüyle yanlış olduğunu söylüyorum. Tümüyle. Uydurmuşlar yani. Cebeci nedir bilmiyorlar. Yani Çevre Koruma Müdürlüğü'nün İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Çevre Koruma Daire Başkanlığı'nın orayla ilgili yetkisini de bilmiyorlar. Yani Sultangazi Belediyesi'nin yetkili olduğu alanları da bilmiyorlar. Tümüyle Ekrem İmamoğlu'na göre yazılmış bir iddianame bölümüdür. Tümüyle reddediyorum Sayın Savcı.

Savcı: Murat Bey'in bu toplantı haricinde kendisiyle bir sosyal ilişkiniz oldu mu? Ortak çevre veya görüş tarzı?

Ekrem İmamoğlu: Yok, benim hiçbir sosyal ilişkim olmadı.

Savcı: Yine bu savunmanızda Cebeci sahasının Enerji Bakanlığı ve Mapeg'in yetkisinde olduğunu, komisyon başkanının vali olduğunu, bu tablodaki İBB'nin yetkisi bulunmadığını beyan ettiniz. Doğru değil mi buraya kadar?

Ekrem İmamoğlu: Tabii ki.

 

Savcı: Fakat 5216 sayılı kanuna göre ise Harfiyat Toplama Yönetmeliği yasal içeriğine göre bu yerce İstanbul Sınırları İçerisinde Harfiyat döküm sahası belirleme, döküm izni verme, taşıma koruma düzenleme yetkisi İBB'ye aittir. Nitekim İBB meclis kararı olmaksızın yasal hafriyat sahası yapılamaz. Dosyaya giren çevre koruma daire başkanı…

Ekrem İmamoğlu: Çok özür dilerim Sayın Savcı. Şurada bir araya verseniz.

Savcı: Tabii ki.

Ekrem İmamoğlu: Buraya kadar bir cevap vereyim size. Bir. İstanbul ölçeğinde hafriyat döküm sahalarından sorumludurlar bakın. Burası kanunla kurulmuş bir maden sahası. Hafriyat döküm sahası değil. Bakın kanunla kurulmuş Türkiye'de sadece Cebeci. Bakın başka yer yok biliyor musunuz? Sadece Cebeci 2018'de. Ve de İstanbul'daki herhangi bir hafriyat sahası ile ilgisi yok. Bahsettiğiniz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisinden geçirilen hafriyat döküm sahaları ya size ait olabilir, ya bana ait olabilir şahsen. Ya da Orman Bakanlığı'ndan veya muhtelif bakanlıklardan hafriyat dökmek için İBB tarafından kiralanır. Bunlar gerekli izinler bakanlıklardan aldıktan sonra meclisten geçirilerek izin verilir. Ve ne acıdır ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2019-24 arası AK Parti'nin çoğunluk olduğu dönemde bize mesela bu tür tekliflerin hiçbirine meclisten izin büyük oranda şimdi yanlış söylemeyeyim, %90 oranında onay çıkmamıştır mesela. Ama burası meclis iznine tabi değildir. Son somut şeyi söyleyeyim sonra devam edin metninize, bu bölüme kadar. Bu bölüme kadar, bakın 2019 özür dilerim. 2025 19 Mart'tan bu yana ne meclis kararı var Sayın Savcı, ne de Büyükşehir Belediyesi'nin orada bir kontrolü var. Ama İstanbul Valiliği Başkanlığında TMSF'nin yönetimindeki Murat Gülibrahimoğlu'na ait şirket, gürül gürül döküme devam ediyor.

Savcı: Şimdi dosyaya giren veriler de bu Çevre Koruma Daire Başkanlığı resmi yazısında izin vermedi. Yine saptamış olduğunuz döküm sahasından sorumlu İSTAÇ genel müdürünün, İstanbul'daki tüm hafriyat kabul izinleri güzergah belgeleri ve kaçak dökümle mücadele yetkisinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Dairesi'nin olduğunu ifade etmiş. Ve günde binlerce kamyonun döktüğü bu alanda Çevre Koruma'nın haberinin olmasının mümkün olmadığını belirtmiş İSTAÇ Genel Müdürünüz. Buna rağmen fiyilatte yüz milyonlarca tonluk atık belgesinin İBB tarafından basılması bu yolla milyarlarca tonluk atığın dökülmesini nasıl açıklıyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu: Az önce açıkladım ama tekrar ilave yapayım ve üstünü cilalayayım ben de.

Savcı: Atık belgesi de olsa...

Ekrem İmamoğlu: Tamam söyleyeceğim. O söylediğiniz şey yol döküm belgesi. Yol belgesini verir İBB. Yol belgesi dediğimiz şey de o kamyonların yolda gezmesiyle ilgili bir belgedir. Nereye döktüğüyle ilgili bir belge değildir. Bunu da müteahhit satın alır.

Savcı: Hatta şöyle, ek anlamında söylüyorum size, destekleyici bir antitez olarak. Bunu benim bildiğim Büyükşehir Belediyesi'nden.

Ekrem İmamoğlu: Tabii tabii, şöyle...

Savcı: Büyükşehir Belediyesi'nden de bu yazılar en son Çevre Koruma'ya kadar gider.

Ekrem İmamoğlu: Yol belgesine...

Savcı: Atık belgesinden bahsediyorum, döküm izni var ya.

Ekrem İmamoğlu: Tamam.

Savcı: İlçe belediyesine yapılsa dahi Çevre Koruma'ya bu yazılar gider, hani toplanıp döküleceği için. Oradan yine bir daha onay gelir. Onayı verdikten sonra bu sistemin isminde...

Ekrem İmamoğlu: Sayın Savcı, ne siz bu işin uzmanısınız ne ben uzmanıyım. Bakın.

Savcı: Uzmanı olduk bu dosyada.

Ekrem İmamoğlu: Yok yok, olamadınız ben de olamam. Yani hiç de uğraşmayın olmaya. Sizin de işiniz başka benim de işim başka. Bakın tekrar ediyorum. Böyle bir yerin iznini İBB veriyorsa niçin MAPEG burayı her ay denetliyor ya da İBB denetlemiyor?

Savcı: Hatta bu döküm izni aslında baktığınızda bu atık belgesi...

Ekrem İmamoğlu: Hayır. Atık yeri değil orası.

Savcı: Döküm sahası...

Ekrem İmamoğlu: Hani atık yeri değil orası Sayın Savcı.

Savcı: Orası maden sahası. Bakın dolguyla, hafriyatla veya...

Ekrem İmamoğlu: Aynen öyle. Bakın aynen öyle. Dolayısıyla dolayısıyla oraya atık mı atılıyor? Döküm mü yapılıyor? Dolgu mu yapılıyor? Bunu denetleyen niye MAPEG? Bakın İBB yok. Ziya Gökmen tamamen konu cahili. Üzülerek söylüyorum ama konun cahiliymiş meğer İSTAÇ Genel Müdürü.

Savcı: İSTAÇ Genel Müdürü bu alan döküm sahasından sorumlu değil mi?

Ekrem İmamoğlu: Yok değil.

Savcı: Hatta sizin..... İSTAÇ Genel Müdürü.

Ekrem İmamoğlu: Yok değil. Değil. Hayır hayır, İSTAÇ kendi ait.

Savcı: Döküm sahasına... Onlara ilişkin...

Ekrem İmamoğlu: Ama değil değil değil değil değil.

Savcı: En azından döküm konusuna baktık.

Ekrem İmamoğlu: Şöyle, şöyle Sayın Savcı. Kendine ait döküm yeri varsa oradan sorumlu.

Savcı: Eyvallah, o konuda hemfikiriz. Benim demek istediğim şu. Ama sonuçta Ziya Gökmen döküm işinin ne olduğunu, izinlerin ne olduğunu, kaç tonluk olduğunu...

Ekrem İmamoğlu: Bu işi çok bilmiyormuş yani. Benim anladığım o günkü ifadesinde bu işi bilmiyormuş ya da unutmuş ya da hafızası kaymış yani.

Savcı: İkisini beraber gördüm kendisini....

Ekrem İmamoğlu: Ama dediğim gibi hani şöyle söyleyeyim. Benim nazarımdaki kısmı bunlar tabii ki benimle ilgili değil. Cebeci, tümüyle şu anda bakın buna dikkat edin. Tekrar söylüyorum Sayın Savcı. Çok önemli. Adaletin tecellisi için çok önemli. 19 Mart'tan bugüne 19 ay geçmiş, İBB hiçbir yerinde yok. Sadece Valiliğin davet ettiği toplantılara gidiyor. Bakın sadece Valiliğin ama Valinin ama Vali Yardımcısının başkanlığındaki toplantılara gidiyor İBB. Ve buradayım hapisteyim soruyorum. Onun dışında hiç yok. Ama aralıksız, nefes nefese yüz binlerce kamyon 19 aydır orada döküm yapıyor. Yine kontrolü MAPEG yapıyor. Yine 2 ayda bir kontrolleri Orman Bakanlığı yapıyor vesaire vesaire. Bakın İBB yok hiçbir yerinde. Anlattım burada dün. Sadece İBB'ye bir ihbar geliyor kaçak döküm ihbarı. O konuda zabıta bir tutanak tutuyor, yolluyor ihbara karşılık ki Sultangazi Belediyesi esasen orada o görevi yapmalı. Onunla ilgili işlem yapmış bir kere. Ve Ceza yazılmış. Yine de valilik işlemi yapmamış.

Tekrar edeyim, pardon devam edeyim. Yine burada, yine burada daha önce yine CİMER'den gelen bir şikayet üzerine ben soruşturma, pardon, teftiş şeyi veriyorum, izni veriyorum. O dönemde sorumlu olan Sultangazi Belediyesine yazı yazıyor Büyükşehir Belediyesi, oradan sorumlu o çünkü. Ve Sultangazi Belediyesinin verdiği cevap da dosyanızda var. Diyor ki: Biz hiç merak etmeyin Cebeci'yi 7/24 kontrol ediyoruz. Bak ediyoruz diyor. Demiyor ki İBB sen sorumlusun. Her gün yani Sultangazi Belediyesi kaçar mı böyle bir şeyden? Ya da öyle ağır bir sorumluluğa dalar mı? Bakın cevap veriyor Sultangazi Belediyesi. Diyor ki: Ey İBB, ben 7/24 burayı kontrol ediyorum, denetliyorum. Hatta polisle birlikte denetliyorum. Polis de bana yardımcı oluyor. Şu kadar araç görevli, şu kadar ekip görevli diye cevap yazıyor.

Dolayısıyla Sayın Savcı, kıymetli Başkanım, değerli heyet, Cebeci konusundaki bizim hedefimize biz ulaştık. Nedir biliyor musunuz? Sutre yapıldı. Hem de tahminimiz bu, belki de 10'da 1'ine yaptık. Yani 7'de 8'de 1'ine yaptık. O 12 milyar dedikleri kamulaştırma bedelini ödemedik. Ağaçlar kesilecek denen yerde ağaçlar kesilmedi. Ve çevre yolları düzenlendi. Sutre bitirildi. Çevreyi tozdan, topraktan kurtardık. Yetinmedim, ben dedim ki: Şimdi buradaki geçmişte köylerin görmüş olduğu zararı da giderelim. Köyleri tertemiz yaptık. Yollarını asfaltladık yaptık. Ben de gittim Cebeci köyüne hayırlı olsun ziyareti yaptım, bir açılış gibi. Tören bile yaptım orada. Hatta bana ne dediler biliyor musunuz orada? "Şu okulu da sayın işte Murat Gülibrahimoğlu şey Sultangazi Belediyesiyle anlaştı, bağış olarak yaptı" diye orada bir de okul bile gösterdiler bana köyün içinde.

Yani daha ötesini söyleyeyim Sayın Başkan, bunu hatırlatayım yani. Bak Cebeci konusu öyle mi? 110 milyar, yani 160 milyar o dosyanın 110 milyarı burada. Hatırlatayım. 25 milyon dolar... 25 milyon dolar Sayın Başkan. Gayriresmi. Gülibrahimoğlu şirketinin buradaki muhasebecisi de söyledi: "Gayriresmi çekiliyor, Sultangazi'den bir Belediye Başkan Yardımcısı görevlendiriliyor -ismi dosyada var-, o kişiyle beraber 100 ya da 100'ün üzerindeki gecekondular - diyorsunuz ya, ya niye müteahhit oldunuz da kreş yaptırdınız, cami yaptırdınız- bakın bu daha vahim. Elden müteahhit para veriyor, Belediye Başkan Yardımcısı masada, hatta bunlar orada tutanağa geçiriliyor. Hani duruşmada, hani ortada Sultangazi Belediyesi var. Bırakın 25 milyon doları ya 250 bin dolar geçseydi İBB'de o birimde kim varsa benimle beraber yine örgüt üyesi olarak buraya dizilirdi. 25 milyon dolar! Evet, orası gecekondulardan temizlendi, ben de biliyorum. Nasıl temizlendi onu bilmiyorum mesela. Ama temizlendi. Hatta sadece evlerden de temizlenmedi Sayın Başkan. Hurdacılar vardı temizlendi, esrarcılar vardı temizlendi, eroinciler vardı temizlendi. Kimdi iş birliği yaptıkları biliyor musunuz? Sultangazi Belediyesi, Sultangazi Kaymakamlığı, Emniyet, Emniyet İl Müdürlüğü... Yani buradan suç mu çıkacak? Onu da ilave etmiş olayım Sayın Savcı.

Savcı: Yine aslında aynı yere geleceğiz de, çünkü şu an uzadı biraz..

Ekrem İmamoğlu: Benim işime gelir oradan çıkmamanız.

Savcı: Yok sıkıntı yok. Soru cevap devam edelim. Şimdi bu verilen var dosyada, buraya dökülen hani kaçak döküm iddiasına ilişkin. Bu harita ve parometrik ölçüme göre 131 milyon ton karşılığı bir döküm söz konusu. Yine İBB'nin atık taşıma ve kabul belgesine göre 185 milyon ton, Güney Cebeci döküm sahası kayıtlarına göre 120 milyon ton gibi rakamlar var. Şimdi burada çok ciddi bir döküm yapıldığı hani... Hadi İBB'nin belgelerini baz almasak bile harita ölçümleri ortada veya bu Cebeci ofisinin kayıtları var. Şimdi buna ilişkin bu İSTAÇ ve İSFALT Genel Müdürünün birtakım beyanları var. Onları okuyacağım yani onun üzerine soru soracağım. İBB'nin resmi iştiraki İSTAÇ'ın 2015-2025 yılları arasında bütün İstanbul genelinde elde ettiği yasal hafriyat geliri 3.7 milyar TL iken -ki bu İSTAÇ Genel Müdürünün beyanıyla yola çıkarak, ortaya çıkan bir rakam-, Cebeci sahasında Gülibrahimoğlu'nun kontrolünde kaçak anlamda yapılan toplam ciro ise 31 milyar TL olduğu iddia ediliyor. Kendi atadığınız İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay ile İSFALT Genel Müdürü Burak Koray, Fatih Keleş ve İbrahim Bülbüllü'nün müdahaleleriyle İSTAÇ'ın bilinçli olarak bu sahadan uzak tutulduğunu ifade etmiştir. Belediye iştirakine gitmesi gereken gelirin özel şirketin hesaplarına aktarıldığını iddia etmişlerdir. Yine atamış olduğunuz döküm sahasından sorumlu olan İSTAÇ Genel Müdürü ve bu kaçak döküm alanındaki usulsüzlükleri perdelemek amacıyla kullanıldığı iddia edilen İSFALT'ın Genel Müdürü bu tarz beyanlarda niye bulunmuş olabilir? Bir de bu bahsettiğim verileri nasıl açıklıyorsunuz yani bu kabul belgesindeki 185 milyon ton, harita ölçümünde 130 milyon TL...

Ekrem İmamoğlu: Sayın Savcı, tek cevap. 19 aydır madem hukuksuz döküm yapılmış, ondan önceki 19 ayda ya da 20 ayda. 19 aydır Vali niye dönüp de buraya "Ya gel İSTAÇ burası seninmiş meğerse, biz buraya yanlışlıkla döküm yapmış bu adamlar?

Savcı: İSTAÇ'ın diye bir iddiamız yok.

Ekrem İmamoğlu: Bakın, ben de İSTAÇ'ın diye bir iddiası yok. İSTAÇ'ın buradaki yetkisi de yok. Sizin iddianız olmadığı gibi İSTAÇ'ın burada bir yetkisi yok. 1: Buraya döküm yapan kişinin yazıları orada, MAPEG Genel Müdürlüğünden izin almış, "Ben izin aldım buraya döküm yapacağım." 2: MAPEG'in dışında buradaki diğer ortaklardan muvafakat almış. Bakın diğer ortaklardan muvafakat almış. Yani adam orada döküm izni almış. Döküm izninin ya da dolgu izninin İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclisi ile ilgisi yok, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilişkisi yok, İSTAÇ'la ilgisi yok.

Savcı:....

Ekrem İmamoğlu: Efendim

Savcı: Buna bir itirazımız yok MAPEG'in dolgu konusunda...

Ekrem İmamoğlu: Buna bir itirazınız yoksa gerisini konuşmaya gerek yok.

Savcı: Ama devam edelim bir o anlamda. Şimdi MAPEG'in verdiği izin alanı belli bir yerde. Hatta bu TEİAŞ meselesi var, trampa kaydı için verilen bir kısıtlı izin var. Hatta iddianamedeki iddialar somut verilere, bahsettiğim bu harita ölçümleri veya İBB'nin verdiği kabul belgesi veya Cebeci ofisindeki saha kayıtlarına göre... MAPEG'in ve diğer ufak tefek izinlerin hani hakkından fazla kullanılarak çok döküm yapıldığı iddia ediliyor zaten. Bu iddiaya ilişkin de yapılan dökümde Fatih Keleş ve İbrahim Bülbüllü'nün bu sistem içerisinde bulunduğu döküm meselesi iddiadan bahsediyorum kabul... Bu şekilde Büyükşehir bunu göz yumduğu, göz yumduğu gibi de kabul belgesi düzenleyerek esasında buna bir resmiyet kazandırdığı gibi iddia var. Benim sorum bu. Mesela İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanısınız, döküm sahası meselesi ile ilgili tabii çok detay bilgi verebilirsiniz...

Ekrem İmamoğlu: Ama estağfurullah, bilmem. Diyorum ki ben size uzmanı değilim ama diyorum ki size bilmem de mümkün değil. Ama...

Ekrem İmamoğlu: Tekrar oraya kaçıyorsunuz? İBB’nin yetkisi olmayan bir yerde diyorsunuz ki buraya niye bunun dökülmesine izin verdiniz? İBB’nin yetkisi yok.

Savcı: Döküm izni değil, kabul belgesi.

Ekrem İmamoğlu: Kabul belgesini verir, verir kime veriyor?

Savcı: Yol güzergahı değil bakın 185 milyon tondan bahsediyoruz, tonaj bazlı bir izin aslında yoldan ziyade, atık taşıma ve kabul belgesinin. Ben kabul belgesinin ne olduğunu araştırdım biraz o süreçte. İlçe belediyesine başvuruluyor buradan Büyükşehir belediyesinin de onayından geçen bir belge. Şimdi hem burada…

Ekrem İmamoğlu: Araya girmeyelim. Bunu teknik olarak sorar, cevap alır.

Savcı: teknik, eee, kişi...

Ekrem İmamoğlu: Benim baktığım mesele şu sayın savcı. Benim baktığım mesele bu. İstaç, İstaç burayla niye ilgilen... benim bana bir tane dosya getirmediler. Yani biz burada döküm yapabiliyoruz veya bilmem ne, bana bir tane dosya getirmediler. Veya burada bizim yetkimiz var. Biz buraya döküm yapabiliyoruz. Ya da MAPEG'e gittik, bize izin verdiler. Ya da MAPEG'e gittik, bize izin vermediler. Bakın, verdiler ya da vermediler. Ben böyle bir çaba dinlemedim.

Savcı: Zaten o konuda genel müdürün şunu ifadesi yer alıyor. Hani bu konuyla ilgili yani Fatih Keleş tarafından engellendiğini ifade ediyor.

Ekrem İmamoğlu: Valla bunun duyumlarla konuşursak sabaha kadar gider savcı.

Savcı: Yok bunlar hani genel müdür....

Ekrem İmamoğlu: Genel müdür olsun hocam, genel müdür olsun. Yani diğeri de meclis üyesi. Benim için daha muteber olan Fatih Bey'in sözü. Sizin için Ziya Bey olabilir. Çok özür dilerim Savcı Bey, mesele Sayın Başkan, bu kadar konu içindeyken. Bizim teklifimizi niye ciddiye veya dikkate almadınız? Ben üzülüyorum yani. Niye MAPEG genel müdürü burada değil? Niye Vali Bey burada değil? 19 aydır döküm yapıyor. Oraları gitmiş, denetlemiş, görüntüleri ortada. Niye Vali Bey gelip anlatmıyor Vali yardımcısıyla beraber bana, "Ya çok iyi bir iş adamı, acayip güzel bir süreç yönetti, bizi oradan gece konut." Ben dinledim AFAD'da, odayı da söylüyorum. AFAD'da Vali Bey'in odasında. Vali Bey orada, " ben açmadım, adam böyledir demedim, adamı tanıtmadım." Davut Bey orada, Vali yardımcısı ismini hatırlamıyorum, ben dinledim diyorum size. Bunları niye de çağrıyla davet etmiyorsunuz yani? Ben MAPEG adına bile ben konuşuyorum burada. Lütfen ciddiye alın, lütfen bu talebimizi önemseyin. 110 milyar lira hani, şu uydurma da hani dolgu yapılmış da altındaki maden ilk şey olmuş, heba olmuş. O uydurma, o işin ayrı bir boyutu. Gerisi ticaret. O zaman niye şu anda sermaye artırımı yapıyor, , TMSSF, hatta, öyle sermaye artırımı yapıyor ki, İSFALT'ın hisselerini düşürmeye çalışıyorlar yani. Şu anda mesela, ha Gülibrahimoğlu ha TMSF ortada bir şirket var tüzel kişilik var. İnanın iddia makamı, kendinizi boşa yoruyorsunuz yani. İnanın yani. Ben fikrimi söylüyorum yani. Ben fikrimi söylüyorum.

Savcı: Şimdi dün ve evvelsi gün savunmanızda İBB'nin düzenlemiş olduğu atık taşıma ve kabul belgesi için kayıtlı olan şey kaçak olur mu, kaçakçı, defteri şey resmi defteri yazılır mı şeklinde bir beyanda bulundunuz bu belgeyle ilgili. Şimdi bu belgenin resmi sistemde üretilmiş olması dökülen anın kanuna aykırılığını ortadan kaldırmaz yani baktığımız zaman ki elbet siz de bu anlamda buraya bir dökümü sahası olarak değerlendirmiyorsunuz.  İBB sisteminde de bir döküm sahası olmayan bir alana hani, veya İstaç'ın kontrolü olmayan bir yere bu tarz bir, kabul belgesinin verilmesinde sorumlu kimdir o zaman?

Ekrem İmamoğlu: Hemen size tavsiyede bulunuyorum, Sultangazi Belediyesi hakkında yazılar üzerinden suç duyurusunda bulunun.

Savcı: Ama benim size sorduğum konu büyükşehir anlamında şu an bu konuda kimin yetkisi var?

Ekrem İmamoğlu: E ben de söylüyorum işte, hemen suç duyurusu adresi veriyorum size sorumlu olarak.

Savcı: Peki büyükşehir noktasında?

Ekrem İmamoğlu: Bakın gerek gün sonun hakkında da zaten suç duyurunda bulunuyorsunuz bak biz buradayız. Sultangazi Belediyesi'nin verdiği cevabı delil yapın, kendi diyor ki ben sorumluyum, dökümde hiçbir sorun yok, hemen suç duyurusunda bulunun diyoruz size.

Savcı: Tamam ben büyükşehirdeki yetkiliyi soruyorum, onunla ilgili durumu değerlendirdim.

Ekrem İmamoğlu: Yahu kim varsa getirdiniz buraya daha neyini söyleyeyim ben? Şimdi Ali Veli Ayşe Fatma hafızamda da değil benim yani.

Savcı: Yetki... hangi daire...

Ekrem İmamoğlu: 95.000 kişi çalışıyor Büyükşehir Belediyesi'nde, yaklaşık üst düzey yöneticisi 2.000 kişi Savcı Bey?

Savcı: Eee, yine Gülibrahimoğlu’ndan bahsederken…

Ekrem İmamoğlu: Çok özür dilerim de siz niye mesela Sultangazi Belediyesi'ni mesela bu anlamda dikkate almıyorsunuz?

Savcı: Bahsettiğiniz evrakları da gördüm.

Ekrem İmamoğlu: Evet, kabul ediyor, diyor ki burayı denetleyen benim diyor, hiçbir şey yok diyor, yazı yazmış.  Niye ciddiye almıyorsunuz bu evrakı? Yani niye suç duyurusunda bulunmuyorsunuz?

Savcı: İlçe Belediyesi'nin bunu düzenlendiğini, büyükşehire geldiğini

Ekrem İmamoğlu: Hayır, gelmedi demiyorum. Bakın, büyükşehrin oraya sormasına verilen cevap diyorum sayın savcım. Bakın büyükşehir belediyesinin oraya sorumlu soruya kendi iradesiyle diyor ki ben buranın sorumlusuyum, denetliyorum, hiçbir sorun yok, hatta 7/24 emniyetle denetliyorum merak etmeyin diyor. Dökümde hiçbir sorun yoktur, usulsüz döküm yoktur diyor.

Savcı: Tamam bunu değerlendiririz mutlaka

Ekrem İmamoğlu: Ya, bir senedir, iki senedir değerlendirmediniz. Umarım değerlendirirsiniz.

Savcı: Devam ediyorum. Gülibrahimoğlu'ndan bahsederken rakibimizin kampanyasına para aktardığını ve iktidar yanlısı olduğunu söyleyerek aranızdaki bağı reddettiniz.

Ekrem İmamoğlu: Maddi ilişkiyi reddettim.

Savcı: Maddi ilişkinin kapsamı nedir?

Ekrem İmamoğlu: Daha önceki iddia ettiğiniz işte, hani anlattınız ya ben onu ihya etmişim, batıyordu konkordato ilan ediyordu  vesaire, iddia okudunuz ya...

Savcı: Öyle bir iddia okumadım. Kendisinin o süreçte olduğunu sizin bir şey yaptığınızdan bahsetmedi.

Ekrem İmamoğlu: Hayır iddianamede var. Niye beni örgüt yöneticisi...

Savcı: Benim sorumda yok ama.

Savcı: Kasanız olduğu iddia edilen ve ben size yakın olduğunu beyan ettiğiniz Fatih Keleş'in muvazalı olarak Gülibrahimoğlu ve yaptığı işlemlerle elde ettiği 125 milyon TL ile yine Murat Gülibrahimoğlu... yine milyarlık şirketlerin yüzdeli ortalama şansına ve yine kendi atadığınız iştiraklerden sorumluluktan tam tersine... Sizin yüzdeli ortak olduğu iddiasına bu konuda ne diyorsunuz? Buraya ortaklığınız var mı? Fatih Keleş bu işlemlerinden bilginiz var mı?

Ekrem İmamoğlu: Yalan.Diğer konu ilişkisi iki insan arasındaki ticaret ilişkisi. Ama diğer iddialar yalan. Ertan'la ilgili başka ortaklık iddiaları var, onunla ilgili de suç duyurusunda bulunmasını talep ediyorum.

 

Savcı: Tamam.

Ekrem İmamoğlu: Mehmet Türk ile kardeşiyle ilgili. Sayın Bakan da iyi tanır.

Savcı: Evet, bu süreçlere ilişkin mesela bu iştirak genel müdürlerinin beyanları var ya Fatih Keleş'le ilgili yani madem bahsettiniz, Fatih Keleş'in 125 milyon TL ortak olma girişimi vesaire, bu konularla ilgili Fatih Keleş...

Ekrem İmamoğlu: İddia makamının Fatih Keleş aşkından dolayı aşırı şekilde yönlendirmesiyle doğan ifadeler olduğunu düşünüyorum.

Savcı: Yani Fatih Keleş bu aşamada sizin adınıza, sizden habersiz...

Ekrem İmamoğlu: Yapmaz.

Savcı: ...ilerleme şansı var mı?

Ekrem İmamoğlu: Yapmaz. Böyle bir şeye girmez, tenezzül dahi etmez. Fatih Keleş, 2024 Mart itibarıyla siyaset yapmayacağını, ticaretle uğraşacağını ifade etti. 31 Mart'tan sonra ben de kendisine kulübü bırakmamasını, kulübe devam etmesini istedim. Spor kulübüyle ve sporla ilgili faaliyetlerle ilgilendi. Onun dışında Fatih Keleş ticaret yapmıştır. Ticaretiyle ilgili de hiçbir bilgim yoktur.

Savcı: Tamam. Yine bu savunmanızda Cebeci sahasındaki izinsiz dolguya karşı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi çevre denetim ekiplerinin sahaya giderek tutanak tuttuğu ve 1.8 milyon TL gibi idari para cezası kestiğinden bahsettiniz. Ancak bahsettiğiniz tutanak ve ceza tarihi 5.06.2025 tarihlidir. Yani şahsınızın ve ekibinizin tutuklanmasından aylar sonra kesilmiştir. Göreve geldiğiniz 2019 yılından tutuklandığınız tarihe kadar geçen süre boyunca İBB'nin bu cezaları kesmemesi veya 4 yıl boyunca İstanbul'un göbeğinde günlük binlerce ton kamyonun döküldüğü, ancak cezaevine girdikten sonra ve şirket TMSF kayyum geçtikten sonra acelece ceza yazılması bir denetim refleksi midir yoksa eskiye dönük sorumluluktan kurtulmak için yapılan bir hamle midir?

Ekrem İmamoğlu: Şimdi Sayın Savcı, bu soruyu belli ki siz yazdınız veya hazırlandı, soruyorsunuz. Kasıtlı bir soru olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu kasıtlı sorunun içerisinde bahsedilen cezayla ilgili şikâyet üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin zabıtasının harekete geçtiğini söyledim; şikâyet üzerine. Dolayısıyla "Böyle bir sorumluluğu vardı da önceden ihmal etti, sonradan harekete geçti" demedim. Yine şikâyet üzerine daha önce de harekete geçip Sultangazi Belediyesi'ne sormuştu. Bu sefer direkt burayla ilgili şikâyet geldiği için oraya zabıta yollamayı uygun görmüş. Ama ne rutin bir kontrolü var, ne de rutin bir orada bir sorumluluğu var. Görevini yerine getirmiş ama yine valilik işi görmezden gelmiş. Olayın özeti budur. Onun için daha önceden ihmal yoktur, şikâyet üzerine görevini yerine getirmiştir.

Savcı: Peki 4 yıl boyunca buraya herhangi bir şikâyet geldi mi? Oraya...

Ekrem İmamoğlu: Geldi işte, diyorum. Ondan önce ondan önce geldiğinde de... Tabii geldi diyorum zaten. Yine geldi. O zaman da Sultangazi Belediyesi ile ilgili bizzat ben teftiş başlattım. Sultangazi ile ilgili yazışmaları az önce bilginize sundum.

Savcı: Yani tek bir şikâyet mi geldi o sene? O kadar...

Ekrem İmamoğlu: O dönem o bölgede o dönemde geldiğini bana ilettiler, "Ne yapalım?" dediler. Ben dedim: "Hemen teftiş başlatın." Teftiş başlatıldı ve Sultangazi Belediyesi ile ilgili süreç işletildi.

Savcı: Yani şöyle: Bildiğiniz kadarıyla bu 4 yıllık süreçte bir kere şikâyet geldi bildiğiniz kadarıyla. Sultangazi'ye...

Ekrem İmamoğlu: Tabii ki, bildiğim kadarıyla.

Savcı: Daha sonraki süreçte yine bir şikâyet üzerine bir teftiş sonucu ceza kesildi.

Ekrem İmamoğlu: Zaten zaten resmi bir şikâyet olmuşsa İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bizzat, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin harekete geçmemesi mümkün değil. Öyle bir kurum değildir İstanbul Büyükşehir. Çatır çatır hesabını sorar yani. Sormayanlardan da ben sorarım, hiç merak etmeyin.

Savcı: Tamam. Yine atamış olduğunuz iştirak genel müdürü Burak Korzay ile ilgili, ilgili saha için hani bu İsfalt sürecinden bahsederek döküm yapılıyor ya buraya, ilgili saha için denetim yapması Fatih Keleş marifetiyle engellenirken, tutuklanmanızın hemen ardından belediye ekiplerinin sahaya denetim yapıp ceza kesmesi, Fatih Keleş'in iddia edildiği gibi kurduğu koruma kalkanının kalkmasından ötürü müdür? İddianamedeki iddiada Fatih Keleş burada bir koruyucu kalkan şeklinde Büyükşehir adına... Çok süreci engelledi...

Ekrem İmamoğlu: Yalan, yalan konuşuyor. Beceriksizliğin üstünü örtüyor.

Savcı: Burak Korzay mı?

Ekrem İmamoğlu: Evet, evet.

Savcı: Tamam. Fatih, 1 numaralı slaytı açsana, görsel 10. Yine Ekrem Bey, savunmanızda bu haktan nezaretten çok ti’ye alınan konudan biriyle söylediniz bu Orman Kanunu'na muhalefet meselesi. Hatta bunu bir siyasi amaç olduğunu da iddia ettiniz savunmanızda. Ancak Orman Tarım Bakanlığı'nın, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'nün dosyasında dosyada bulunan 17.02.1848 sayılı resmi yazısında 2020 yılından itibaren Cebeci bölgesinde orman sınırları içerisine hafriyat ve dolgu yapılmasına dair tek bir izin verilmediğini açıkça belirtmiş. İzin verilen sahanın dışına çıkılarak Orman Kanunu sınırlarına milyonlarca ton hafriyat döküldüğü uydu ve drone görüntüsüyle kanıtlanmışken bu hakta ne diyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu: Bu konu hakkında da gayet güzel bir soru soruyorum size. Hemen bunu görür görmez size tavsiye, Orman Bölge Müdürlüğü'ne suç duyurusunda bulunun. Yaptıkları denetimle verdikleri denetimdeki... Çünkü buranın denetleme hakkı onlarda. Hangi belgeler tutulmuş, neler yazmışlar, muhatabı kimmiş belgeleri isteyin. Benimle hiç ilgisi yok bu görüntünün.

Savcı: Bu Orman Kanunu ile ilgili merak etmiştiniz ya sonra buradaki eylemden sorumlu oradaki... Bilginiz var mı yani?

Ekrem İmamoğlu: Merak ettiğim değil. "Ormandan bir dal kesenin..." Ormandan bir dal kesenin başını keserim diyen Fatih Sultan Mehmet'in evlatlarıyız biz. Ben de diyorum ki size, Orman Bölge Müdürlüğü'ne... Ben anlamam. Uyduda yeşil görünen yer orman mıdır, değil midir onu bile bilmem. Buradan kestirmem mümkün değil, siz de kestiremezsiniz. Orman bile olmayabilir, o yeşillik çimen de olabilir. Ama tekrar söylüyorum size; bu aldatıcı fotoğrafı kabul etmiyorum ama aldanmamanız için size tavsiyede bulunuyorum: Orman Bölge Müdürlüğü'ne yazı yazın. Deyin ki “görevimiz olan denetlemenizde bu yıllar döneminde hangi denetlemeleri yaptınız? Bu denetlemelerde tuttuğunuz rapor nedir?” Çünkü buradaki yanlış hatırlamıyorsam kantar görevlisi dedi ki: "Bize" dedi, "MAPEG'ten görevli gelirdi, ormandan görevli gelirdi denetlemek için." Bir kurum daha dedi, unuttum şimdi. Belediyeden, Sultangazi Belediyesi'nden denetlemeye görevli gelirdi dedi. Bakın; MAPEG, orman, Sultangazi Belediyesi. Hemen ormana yazı yazınız. Deyiniz ki: "5 yıl boyunca hangi denetlemeleri yaptınız? Hangi tutanakları tuttunuz? Bu rezilliğin şeyi nedir? Derhâl bize cevap verin" deyin. Alın cevabınızı, ona göre yapın soruşturmanızı Sayın Savcı.

Savcı: Tamam.

(Avukat araya giriyor)

Ekrem İmamoğlu: Hayır maden sahası olup olmaması önemli değil Sayın Avukat. Yani buranın neresi olduğunun önemi yok. Yani benim buna cevap vermeme, muhatap olmama gerek yok, onu söyledim yani.

Hâkim: Cevap vermek istemezseniz...

Ekrem İmamoğlu: Yok cevap verdim Sayın Başkan, geri durmadım yani. Tam aksine öneride de bulundum.

Savcı: Tamam, finansman bölümüne ilişkin Ekrem Bey sorularım olacak. Fatih, görsel 11'i açsana bir ya.

(Yine avukat araya giriyor)

Ekrem İmamoğlu: Bak oraya girersek çıkamayız oradan. İstanbul'da ormanlar talan edildi, oraya girersek çıkamayız.

 

Hâkim: Biraz hızlanalım Savcı Bey, başka soru...

Ekrem İmamoğlu: Evet, buyrun.

Savcı: Ekrem Bey, finansman meselesiyle ilgili savunma yaptınız zaten. İddianamedeki verilere göre işte burada ekrana yansıttık hani gelen finansmanların nereye kullanıldığına ilişkin. Ben onunla ilişkili birkaç sorularım olacak size. Kamu finansmanı ve borç yönetimi kanunu ve uluslararası diğer şirket ihale süreçlerinde... Hazine onayı ile gerçekleşen dış finansman tahsis amacı dışında belediyenin cari harcamalarında veya iştirakler üzerinden üçüncü şahıslara ödeme açıkça yasaklanmıştır. Milyarlarca lira kamu bütçesindeki bu stop borcu, bütçe mevzuatını tamamen baypas ederek bir ekonomi mantığıyla yönetilebilir mi?

Ekrem İmamoğlu: Savcı Bey, şu soruyu kim yazdıysa, bu tabloyu da buraya koyup sizin önünüze kim delil koyduysa sizi rezil etmek için yapmış. Bakın, bu kadar net söylüyorum, üzülerek söylüyorum.

 

Savcı: Rezil derken neyi kastettiniz? İddianamede var...

Ekrem İmamoğlu: Niye biliyor musunuz? Ne yazdığınızın bu konuyla ilgisi var, ne şu konunun yurt dışı finansmanın akışıyla ilgisi var. Çok yazık.

Savcı: İddianamedeki veriler Ekrem Bey…

Ekrem İmamoğlu: Çok yazık! İddianameyi yazanlar zaten yurt dışı finansmandan anlamıyorlar, kredi kullanmaktan anlamıyorlar, cari hesap incelemesinden anlamıyorlar. Bu konuya yani şu sorduğunuz soruya üzülerek söylüyorum...

Savcı: Kanundaki maddeler öyle ama... Kanundaki maddeler...

Ekrem İmamoğlu: Hiçbir ilgisi yok. Ne kanunla ne... Gayet güzel...

Savcı: Ev ekonomisi mantığıyla yönettiğinizden bahsettiniz.

Ekrem İmamoğlu: Biz gayet güzel yönettik. Sayıştay... Sayıştay denetledi. Bunu yazan savcı ise üzüntüyle söylüyorum; o kalemini kırsın! Üzüntüyle söylüyorum. Bu iddianameyi oraya koyan savcı kalemini kırsın! Anlatabiliyor muyum? Buradan 60 milyarlık yurt dışı finansmanından yani kamunun parasını sağa sola peşkeş çekti ve burada 60 milyarlık zarar edildi demek var ya Sayın Savcı, bu, bu dosyanın en rezil sayfalarından biridir yani.

Ekrem İmamoğlu: Ne yazık ki kurgusu saçma olan, tabloyla da hiçbir ilişkisi olmayan bu sorunuzu muhatap almıyorum.

Savcı: Tamam ben sorumu okuyayım da cevap vermek zorunda değilsiniz.

Ekrem İmamoğlu: Sorunuzu okudunuz. Bir daha okumaya gerek var mı?

Savcı: Şimdi duruşmadaki savunmanızda dış kredinin Genel Bütçede kullanılmasının bir benzetmeyle karşılaştırarak, buzdolabı kredisi çekip o parayla ev kiralamak, maaş ödemek ya da buzdolabı almak ev ekonomisidir şeklinde bir açıklamanız oldu savunmanızda. Ancak şahsi evinizin 16 milyon bütçesini ve Türkiye Cumhuriyeti'nin borçlanma itibarını yönetiyorsunuz belediye başkanı olarak. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın dış borçlanma ihtiyaçlarında bu 69.5 milyar TL'lik dış fonun ilgili metro hattı ve vagon alımında kullanılması şart koşulmuşken, Hazineye metro yapacağım taahhüdü vererek gelen projenin belediyenin genel cari harcamalarında 3g ihalesi alan şirketlerin SGK vergi borçlarında eritmek bu kamu yönetimi anlamında arkadan dolanmak değil midir? Çünkü kredi tahsisi yönü kullanılmamış bu raporlara göre. Bu konu hakkında ne diyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu: Yalan konuşuyordu açıkçası. Bu işten anlamıyorlar. Cahil yazmış bunu, kim yazmışsa.

Savcı: Tamam.

Ekrem İmamoğlu: Soruyu da iddianameyi de Allah akıl versin diye dua ediyorum onlara. Mehmet Şimşek'e sorsunlar diyeceğim ama korkudan cevap bile veremezler.

Savcı: Artı bir ifadenizde savunmanızda Mehmet Şimşek'e gittiğinizden bahsettiniz. Bu R Finans falan evet, R Finans.

Ekrem İmamoğlu: Öyle bir şey.

Ekrem İmamoğlu: Orada Mehmet Şimşek size buna ilişkin onay verdi mi yoksa?

Ekrem İmamoğlu: Vermedi. Kendileri yaptı ama bize veren vermedi derken, görüşsünler dedi. Genel sekreterimle bir bakan yardımcısını eşleştirdiler, birkaç ay görüştüler, olumsuz döndü. Yani kuruma veremeyeceklerini, mümkünse vadesi gelince ödeyin dediler. Biz de çatır çatır ödedik. Şu anda da 2027'de ödeyeceğimiz 360 milyon dolar, 300 milyon dolar hesapta duyurulur. İBB'ye çökmeye çalışanlara duyurulur. Paramız var yani hesapta.

Savcı: Şimdi geldim Beylikdüzü'ne. Şimdi savcı ifadenizde Fatih Keleş, Adem Soytekin ve Tuncay Yılmaz mal varlığı artışlarına ilişkin. Kendi ticaret hayatları bilgim o şekilde.

Savcı: Kim kim pardon.

Ekrem İmamoğlu: Adem Soytekin, Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş. Bunların ticari artışları var ya, Fatih Keleş ile ilgili.

Ekrem İmamoğlu: Ne ticari artışı varmış? Benle ne alakası var.

Savcı: Savcılık ifadenizde Fatih Keleş, Adem Soytekin, Tuncay Yılmaz, onların mal varlıklarının artışlarıyla ilgili, onlardan kendi ticari hayatı, bilgim yok şeklinde beyan verdiniz. Önceki başkanlığınızdan beri yönetiminizde olan Fatih Keleş ve ticaret yaptığınız Adem Soytekin ve şahıs şirketinizin genel müdürü Tuncay Yılmaz Beylikdüzü'ndeki birçok eylemde veya birçok fonda bu inşaat firmaları karşısında hep birlikte çıktıkları iddia edilmektedir. Şahsi şirketinizin müdürü hariç bu üçünün belediyedeki işleri, ilişkili konularda müteahhitten karşısına çıkması ve belediyenin malları ve paraları uhdesine geçirmesini nasıl açıklıyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu: Geçirmesini diyorsunuz savcı, böyle soru olur mu ya?

Savcı: Adem Bey'e geçen tapular var.

Ekrem İmamoğlu: Ama geçirmesinin diyorsunuz ya, uhdesine parayı bilmem neyi geçirmesini inanmışsınız ya.

Savcı: İnanmak değil yani burada Adem Bey'e geçen tapular var söz konusu.

Ekrem İmamoğlu: Hangi tapular varmış Adem Bey'e?

Savcı: Beylikdüzü'ndeki tapular.

Ekrem İmamoğlu: Bana ne o adamın aldığı tapudan, Adem'e bana ne bakın, bakın Adem de olsa beni ilgilendirmiyor. Yani benim Tuncay ilgilendiriyor. Niye? Yani geçilir, yani üzerime geçilir para dediniz. Bakın sakin, gayrimenkul demediniz sadece. Para dediniz. Böyle bir savcılık dili olabilir mi ya? Böyle savcılık dilini reddediyorum Sayın Başkan. 1, 2. Tuncay Yılmaz benim genel müdürümdür. Benim şirketimin dışındaki her şirkette inşaat sektörüyle sektörel görüşmesi olabilir. 3, Adem Soytekin'in ticarette ne kazandığı, ne kaybettiği beni ilgilendirmez. Benimle ticaret yapmıştır ama ortaklık yapmamıştır. 4, Fatih Keleş'in yaptığı ticaret beni ilgilendirmez. Ben kendisini tanıdığında zaten iş adamıydı. Hala iş adamı, ticaretine dönebilirse o da kendini ilgilendirir. Son lafım, Savcı Bey, paradan ve şeyden bahsediyorsunuz, iddiadan bahsediyorsunuz. Az önce gayet nezaketli bir şekilde iddia okuyorum size dediniz, bir fikrim değil dediniz. Az önce böyle geçirdim ne diyorsunuz dediniz. Bu tutum ve tavrınızı hiç hoş bulmadığımı ifade edeyim, doğru da buluyorum Sayın Başkan.

Savcı: Tamam. Soru 2. Kameroğlu İnşaat Genel Müdürü ve daha sonra Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı olan Veysel Erçevik ve Adem Kameroğlu ruhsat karşılığında dubleks villayı şirketiniz olan SSB gayrimenkula devri. Şirketinizden banka yoluyla gönderilen 1,5 milyon TL’nin her ay nakit çekilerek şirketiniz Tuncay Yılmaz'ın elden teslim edildiği bu mahkeme huzurunda anlattılar. Yine bu şekilde bir bina aldığınızı iddia ediyorlar. Ve bu villanın 600.000 TL'lik lüks mobilya ve havuz teşrifat faturasından. Şimdi buradaki soru şu. Belediye başkanı yaptığınız işlerle büyük işler yapan belediye işleri olan bir firmadan bu şekilde bir iş karşılığı olmaksızın iddia kapsamında o soruyu tekrardan. Bu konu hakkında ne diyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu: Tümüyle yalandır. Yapılan alışveriş evraklıdır. Senet verilmiştir, ödenmiştir, taksitle iddia edildiği gibi ne iskanla ne ruhsatla ilgili olmadığı tarihler bakımından ortaya konmuştur. Burada ismi geçen iş adamına "benden hangi baskıyı gördün" dediğimde "senden hiçbir baskı görmediğini", benden hiç baskı görmediğini ifade etmiştir, hissettiğini söylemiştir. Nasıl hissediyorsa! Hiçbir baskı, hiçbir ilişkimiz olmadı. Hatta ödeme konusunda sıkıntı çeken şirketin bir miktar ödeme yapamayıp daha sonra senet yerine çek verdiği ortadadır, belgededir. Dediğim gibi ben bir defa o yapıyı gidip gezdim. "Bu evi bitirip teslim edeceğiz, şu kadar zamanda" dedi, zamanı geçti, sonra gidildi, ev teslim edildi. Ev nasıl teslim edilecek, ne yapılacak, hiçbir şey konuşulmadı, ev teslim edildi, teslim edildiği şekilde teslim alındı, bir süre yazlık olarak kullandık, ondan sonra da burası satıldı. Nokta. Ticaret. Diğeri ise bir iddia, bakın bir iddia. Genel müdürüyle beraber ikisinin birinin tutsakken verdiği etkin pişmanlık ifadesi her zamanki gibi, diğerinin de yani korkutularak gidip tekrar gelip, gidip tekrar gelip verdiği yine aynı şekilde verdiği ifadeler. Onun için bizim ise elimizde belge, evrak, para, tapu ve bütün bu işlemler yapılırken de ne iskan var, ne ruhsat var. Ruhsatı verilmiş bir buçuk sene önce, iskan alınmış üç dört sene sonra. Hiçbir ilgisi yok, uzaktan yakından ilgisi yok. Evine gittiğimiz adam, evimize gelen adam. Bana bir gün bile böyle bir şey ifade etmemiş, "yok Tuncay vermiş de almış da" falan yazıktır. Duyumlarla iddia olunmaz.

Savcı: Bir de Adem Bey'in bahsettiği bu lüks mobilya meselesinden o dönemin şartlarını 400.000 küsur TL vermiş. Bundan bilginiz var mı?

Ekrem İmamoğlu: Hiçbir bilgim yok. Burada zaten bu faturaları ben gördüm, bunları inceledim yani ben hakkımda en büyük haysiyetsizlik de bir suçlama yapılıyor yani. Burada yapılan kesilen faturası firması belli.

Savcı: Adem Bey'in şöyle beyanı mahkemeye sunduğu özetlersek. Teslim ettikleri örnek Villa ve size ait bir villada bu şekilde mobilya şeklinde olduğunu, hatta bu firmayla sipariş edilen lüks başlıktaki mobilyaların liste tutularak isimlerinin yazıldığı ve bu şekilde faturasının kendilerine özetlediği şeklinde bir beyanı var.

Ekrem İmamoğlu: Kim ödedi bunu? ByKedi diye bir şey tanımam, etmem. Kendi firması çalışmış, etmiş, alışveriş yapmış, yapmış, almış, götürmüş, ödemiş, ne alakası var? Yani hani "şu eve verdim mi" diyor ya da burada bir alacağı varsa İmamoğlu İnşaat'a fatura etti de İmamoğlu İnşaat ödemem mi demiş? Bu iş köpek, kedi kavgasına gidiyor yani.

 

Avukat: Müvekkile Sayın Cumhuriyet Savcısı ilgili ….. beyanlarını sormuş, yalan olduğunu söylüyor. Kendisinde belge, bilgi olduğunu, aksine sadece beyandan ibaret olduğunu söylüyor. Fakat Savc,ı buna rağmen yine ifadedeki belirli bölümleri parça parça tekrar soruyor. Şimdi bütün olarak reddedildikten...

Hakim: İfadenin geneline olarak yalan olduğunu beyan ettikten sonra kalan kısmını sormamızı istemiyor.

Avukat: Ve üstelik... Ve üstelik bu bölümü de Savcı Bey sanki olay gerçekmiş gibi az önce müvekkilin itiraz ettiği gibi, lütfen buna fırsat tanınmamayı itiraz ediyorum.

Avukat: Yine kendi cümlemi ekleyeyim ben. Kameroğlu ifadesi tam olarak hatırlatıldı burada. Kameroğlu orman alanı olarak İBB'den korktuğunu söylemişti. Belki duruşmada filan olayın başkanı hatırlayacaktır. Bu da net bir ifade değil. Benim bahsettiğim dönemde fakat sorular eksik olunca hatırlanmamış olabilir.

Hakim: Soruya geçelim aynı tekrar....

Savcı: Müteahhit Cemal Bey. Kendisini tanır mısınız?

Ekrem İmamoğlu: Tanımaz mıyım? Allah ıslah etsin.

Savcı: Onun sizinle ilgili bir iddiası olduğunu...

Ekrem İmamoğlu: Yalan konuştu.

Savcı: 500.000 TL...

Ekrem İmamoğlu: Yalan konuştu.

Savcı: Verdiğini söylüyor.

Ekrem İmamoğlu: Yalan konuştu. Çok yan yana namaz kıldık ettik ama Allah ıslah etsin. Başka bir şey demiyorum yani. Yalan konuştu.

Savcı: Yine Muhammet Demir'in bu süreci var. Ruhsat meselesinde Adem Soytekin kendisine giderek Ekrem Başkanı gönderdi denilerek istenen para ve 8 milyon TL istendiğine ve buna karşılık...

Ekrem İmamoğlu: Yalan konuşuyor.

Savcı: Daireye gönderildiği çeklerin...

Ekrem İmamoğlu: Yalan konuşuyor. Adem Soytekin benim öyle bir işte değil yani herhangi bir işte ne aracım olabilir ne aracı sözcüm olabilir. Adem'le olan ilişkimi Sayın Başkanın sorularında cevapladım.

Savcı: Bu yine Mert .... süreciyle ilgili Necati Özkan'ın aldığı daire meselesi. Bu konuda bir bilginiz var mı?

Ekrem İmamoğlu: Bilgim olmadığı gibi kendisi bütün sorulara orada cevap verdi. Üzüntüm, Tuncay'la tanışmayan bir adamın o dönemde Tuncay'ı da bu işe alet eden bir ifadenin verilmiş olmasıdır. Bunu da esefle kınıyorum. İddia makamının bunu yazmasını da kınıyorum. Sayın Başkanın da bunu dikkate almasını özenle özellikle rica ediyorum. İnsanların kul hakkı yenmesine burada müsaade etmeyin yani lütfen.

Savcı: Bu Le Meridien meselesi, ona ilişkin sorularım olacaktı. Koruma polislerinizin, güvenlik personelinizin Le Meridien Otel'deki toplantı salonunun önünde kameralara siyah bant kapatırken ve valizlerle jammer olduğu iddia edilen cihazlar otel taşınırken güvenlik kamerası görüntüleri oraya yansımıştır. Kanunen Büyükşehir Belediye Başkanlığının jammer kullanma yetkisi bulunmadığı halde kamusal bir görevi ifa ederken bir Belediye Başkanı neden otel koridorlarında bir iletişim veya görüntü kaydını kesen cihazlar kullanır, kamera bantlar? Bu niye böyle bir şey yaşandı? Böyle bir talimatınız olduğunu söylediği için...

Ekrem İmamoğlu: Ben bütün bunlara böyle bir talimat vermem. Yani bu işler yapılır, edilir, sizin arka planınızdaki insanlar tasarlar, eder. Bunu bu şekilde iddia makamının çok sevmesine, bu işe aşık olmasına da üzüntüyle karşılıyorum. Ama ben neyi yaşadım biliyor musunuz? Diyorsunuz ya o kullanılmaz, bu yapılmaz vesaire...

Hakim: Koruma arkadaşları dinlerken siz sorduğunuz sorularda anlatmıştınız. Yani bundan sonraki kısmına cevap verip vermemek takdirinize kalmış.

Ekrem İmamoğlu: Yok yani cevap verilecek tarafı yok Sayın Başkan.

Hakim: Sıradaki soruya geçelim

Ekrem İmamoğlu: Yani şu kadarını söyleyeyim. Yani şunu söyleyeyim, sadece şunu söyleyeyim. Yani yasal budur, şudur deniyor ya. Benim kendi yaşamımda yüzlerce şahit olduğum Bakanın olduğu, Bakan Yardımcısının olduğu, Sayın Cumhurbaşkanının oğlunun olduğu, damadının olduğu ortamlarda nasıl tedbirler alındığını ben gözlerimle gördüm, yaşadım. Vay buradan bir şey yakaladık deyip Le Meridien'i alet etmek, giriş kameraları, buradan para çantaları üretmek gerçekten içler acısı bir durumdur. Nokta. Başka bir şey demiyorum yani.

Savcı: Yine bu gözaltına alınma sürecinde sonra Rumeli Hisarı'nda olması lazım evinizin bu başkanlık konutundaki güvenlik kamerasını sökmüşler. Bu konu hakkında bilginiz ya da talimatınız oldu mu daha sonra?

Ekrem İmamoğlu: Ben hapisteyim yani Sayın Savcım. Olayları ben burada takip ettim ve bütün detayıyla, en ince hassasiyetiyle hem koruma görevlisi olan Mustafa Bey hem diğer arkadaşlar tane tane anlattılar. Bence orada sizin hala niye aylar sonra Erol Naim Özgüner'in hiçbir görevi olmadığı halde bu konuyla ilgili burada sanık diye görev yapan 2 kişi kendileri burada itiraf etti, ekim ayında toplantı yaptığını ifadesinden sonra niçin Erol Naim hakkında soruşturma başlatmadığınızı merak ediyorum yani. Bence orada başka bir oyun var yani. Burada kimsenin zoru yok, herkes anlattı olan biteni. Ama Erol Bey neden şüphe etti de ekim ayında, 7 ay sonra niye adam dedi ki bize hatta dedi işte hatırlıyorum dün gibi ya Yenibosna dedi ya da şey Mahmutbey'de, pardon Mahmutbey'de bir kafeteryada buluştuk dedi yani. 2 tane gariban memur yani. Bence gidin onu araştırın. Aynı cep telefonu gibi. Hani cep telefonu meselesi var ya Erol Naim Bey'in Sayın Savcım. Benzer bir durum yani. Burada ne aranıyor, bu adamdan ne isteniyor? Bence Erol Naim ve Mehmet Yıldırım denen avukatına suç duyurusunda bulunun, benim tavsiyem odur yani.

Savcı: Bu bu eylem 20 Ertan Yıldız'ın beyanları olduğu bu İSTAÇ Genel Müdürü merhum Mustafa Canlı'ya konuyu bir konudan bahsettiğini, daha sonra Aykut Erdoğdu...

Ekrem İmamoğlu: Pardon, kim bahsetti dediniz?

Savcı: İSTAÇ Genel Müdürü rahmetli olan bir Mustafa Canlı diye bir isim var.

Ekrem İmamoğlu: Evet, Allah rahmet eylesin.

Savcı: Allah rahmet eylesin. Konu açılmış, eylem 20'den bahsetmiş. Aykut Erdoğdu'nun şüpheli olduğu dosyalardan biri. Bu Aykut Erdoğdu'nun izin her.... izin süreci oluyor, bununla ilgili belge başlıklı görüşmeler yapıldığı hatta bu konuyla ilgili iddianamede 1 milyon dolar, hatta 1.2 milyon dolarlık bir rüşvet iddiası var. Bu konu hakkında bilginiz var mı? Aykut Erdoğdu hakkında size gelen...

Ekrem İmamoğlu: Bilgim burada dinlediğim ölçüde var, 1. İkincisi, işte Aykut Bey'in bana arayın demiş ki yani böyle böyle kamu yararına bir işte faydalı husus, ben de Ertan'la görüşün demişim, demişimdir. Ha, demişimdir benim hatırladığım. İlişki tamamı bu kadardır yani. Bu kadardır.

Savcı: Ertan Yıldız mahkeme huzurunda böyle Aykut Bey ile ilgili beyanlarda bulundu. Hatta siz Aykut Bey hakkında bir kelime kullandığınızdan bahsetti. Onu şu an zikretmeyeceğim. Hani böyle aranızda bir konuşma geçti mi Aykut Bey'e ilişkin?

Ekrem İmamoğlu: Hayır, geçmediği gibi Ertan'ın yalanda sınır tanımayan bir hali var. Ama Ertan'la Ertan'la ilgili esasen Ertan'la ilgili yani ben Ertan'ın yapmış olduğu ifadeler, diyaloglar hakkında çıkan iddialar, tekrar ediyorum ofisinin koşulları, mesela bir şoförün bir şoförün bana göre bir önemi yok ama bana göre de yok ama onda onu ciddiye alarak 4 tane şoföre 1 yıla yakın hapis yatırttınız. Ama aynı şoförün iddialarıyla ilgili Ertan'la ilgili hiçbir şey yapılmadı. Ben hapis yatsın, kimse yatmasın, bütün arkadaşlarımız serbest kalsın. Ama yargılamayla en ufak bir madde bile eklememeniz, o isimleri buradan kaçırtmanızı, bakın tekrar ediyorum, o isimlerden birisi benim arsa ortağım. 3 tane arsa aldım 2004'te, 2006'da, 2007'de. Benim malım, ticaretim gizli değil yani. Ama o insanlarla aynı ofiste ticaret yapan bu insanlarla ilgili kaçamak cevap veren Ertan'ın hiçbir cümlesi, hatta kurmaması gereken bir şirketi kurup o şirket kendine aitken İBB ile iş yapmasına dair yine kaçamak cevap veren Ertan benim arka benim nezdinde 0 itibara sahip, muteber olmayan bir insan hüviyetindedir. Ertan'la ilgili hatırlatma yapmış oldum size.

Savcı: Tamam. Bana görsel 7 ve 8'i açsana. Büyükdere Caddesi, Maslak projesi bulunan Pasifik Holding'in siluet izinleri aylarca bekletildiği iddia ediliyor iddianamede. Hatta İmar Daire Başkanlığı Kaan... yönlendirmesiyle yine kasanın dolu iddia edilen Adem Soytekin'in şirketine kreş inşaatı faturası adı altında 51 milyon TL'lik çekle ödeme yapıldığı dosyada tespit edildi. Adem Soytekin bu çeklere ilişkin de çekin nereden geldiğini hatırlamadığını, zaten daha önce başkanın beyin de sorduğu gibi Adem burada havuzdan bahsetti, hatta siz de biz de sorduk. O buna ilişkin beyanlar kapsamında getirdiği çeklerde 51 milyon TL'lik Adem Soytekin'e bir ödeme yapılıyor. Bu ödeme daha sonradan bu bahsettiğimiz siluet izni onaya çıkıyor. Bu konu hakkında bilginiz var mı? Bu ruhsat ve istek işlerinde Adem Soytekin yine sürekli...

Ekrem İmamoğlu: Benim çekle ya da bu çekin niçin alındığıyla veya Adem Bey'in niçin bu çeki alıp almadığıyla ya da hatırlamadığıyla ilişkim olmadığı gibi hafızamda da yok. Ama siluetle ilgili arkadaşlarım burada, siluet konusunda niçin titiz olduklarını...

Hakim: Bu soruları sorduk zaten cevap alındı zaten.

Ekrem İmamoğlu: Evet yani o konudaki cevabı aldık zaten. O konudaki hassasiyetlerini dinledim, onlara da eşlik ediyorum. Yani buradaki bürokrat arkadaşlarımızın siluet konusundaki verdikleri ifadelere destek oluyorum.

Savcı: Şimdi CHP İl Binası Başkanlığı alma süreci var. Buna ilişkin sorularım olacak. Bu alınma süreciyle ilgili hatta kamuoyuna yansıyan görüntüler de oldu, iddianameye de bunlar yansıdı. Bu süreçle ilgili hani resmi para yatırımının haricinde gayriresmi paraların taşındığı esnasında esnada hani Genel Müdürünüz Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş aynı karelerde görülüyor. Bu konu hakkında bilginiz var mıydı?

Ekrem İmamoğlu: Son cümlenizi anlayamadım.

Savcı: Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz aynı bir karede görünüyor, paraları taşıyorlar. İl binası...

Ekrem İmamoğlu: İfade vermişler zaten. Benim bilgim yok. Tabii ki sonradan öğrendim. Nasıl sonradan öğrendim? Bu zaten basına düşmüştü biz daha hapse girmeden 2024 seçimlerinden önceydi diye hatırlıyorum. O zaman konuşmuştum diye hatırlıyorum. O zaman da bana bağış paralarının oraya götürüldüğünü ve teslim edildiğini, bir kısım paranın gayriresmi ödenmesi şeklinde anlaşıldığını... Sonuçta...

Savcı: Fatih Bey mi söyledi yoksa Tuncay Bey mi?

Ekrem İmamoğlu: Hatırlamıyorum yani, o zaman sordum yani. O veya o ama benim genel hafızamı söylüyorum size. Dolayısıyla hatta bu işi simsar gibi eline alıp şu anda butlanın atandığı partide siyaset yapanların, "size anlaştıralım, şunla bunla" dediklerini de hatırlıyorum aracılar vasıtasıyla; hepsini kovduğumu da hatırlıyorum. Biz yani işimizden ya da siyasetimizden şüphe edecek bir anımız yok ki! Kaldı ki buraya bir tane delikanlı geldi, il başkanının basın danışmanı. Yani parti adına oraya gitmişler. Hatta başka bir parti yöneticisi de var. Bu işin başka bir davası da var biliyorsunuz İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı...

Savcı: Siyasi Parti Kanunu'na muhalefetten de bir dava açıldı.

Ekrem İmamoğlu: Hayır hayır, benim bildiğim kadarıyla direkt il binasıyla ilgili dava. Çünkü Canan Hanım'ın ifade verdi orada, bir sürü ifade veren var. Ben yokum orada yani. Ben yokum, bir sürü ifade veren var. Ve orada anlatılan şey çok net. Aslında buraya gelen kardeşimiz söyledi Mustafa Can Poyraz. Dedi ki: "Biz orada verilen gayriresmi ödemenin hatta tutanaklarını bile düzenledik, aldık" dedi. "Partide vardır" dedi. Partinin genel merkezinin de bu işten haberi vardır; dedi ki: "Var, ben biliyorum, ona da şahidim." Yani benim yanımda anlatıldı. Şu anki butlan o zaman oradaydı. Dolayısıyla burada bir kurumsal yapı var. Cumhuriyet Halk Partisi var. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı var, alınmış il binası var. O dönemde de il, genel başkanı var. Tekrar söylüyorum: Bu konu bir, bu konu bu davaya niye muhatap? İki, diğer konuyla yani diğer davayla yürütülenle ayrı farkı ne bunun? Üç, tekrar ifade ediyorum, mademki bu mahkemeyi bu konu meşgul edecek Sayın Başkan, tekrar ifade ediyorum: Kemal Kılıçdaroğlu'nun buraya tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum.

Hâkim: Ekrem Bey, bu talebinizi zaten dilekçeyle talebinizde belirtmiştiniz savunmanızda talep olarak geçiyor.

Savcı: Buradaki iddia aklama iddiası yalnız.

Ekrem İmamoğlu: Ama ben diyorum ki bu bağış bağış! Aklamayla ilgisi yok yani. Ben de diyorum iddiaya karşı deliliniz ne, bu değil mi? Ona cevap veriyorum.

Savcı: O kapsama kabilinde soru sormak istiyorum şimdi. Tuncay Yılmaz'ın...

Hakim: Bir saniye, bir itiraz var galiba avukatın mikrofonu açalım. Avukat Bey, mikrofonu açık kalsın, sürekli açıp kapatabilir. İtiraz olduğu zaman...

Avukat: Fiille ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açtığı bir dava var ve... İstanbul adliyesinde yürütülüyor. Konunun muhataplarının tamamının da orada beyanları var. Dolayısıyla Sayın Savcılık eğer konuyu irdelemek istiyorsa ya dosyayı celbetsin...

Hâkim: Dosyayı celbini talep eder.

Avukat: ...dosyayı celbini talep eder orada okurlar.

Savcı: Ama özetle o para kaynağını bilmiyorsunuz, değil mi Ekrem Bey?

Ekrem İmamoğlu: Bilmiyorum, tabii ki bilmiyorum.

Savcı: Şimdi bu SSB Gayrimenkul üzerinden Bodrum Ortakent'te bir villanın içinde bulunduğu şirket alma meselesi var iddianamede. Şirket müdürünüz ve dosya sanığı Tuncay Yılmaz gayri resmi olarak masada saydığı 1 milyon euro gibi nakit para var. Bu parayı babanız, Hasan İmamoğlu'ndan aldığını beyan etmiştir. Yine savcılık ifadesinde alınan babanızın Hasan İmamoğlu'nun bu 1 milyon euronun kaynağını açıklayamadığı mahkeme huzurunda da ortaya çıktı. Çünkü bir ticari olarak değerlendirildi birikim tarzında ama net bir belgeli kaynak ortaya çıkmadı. Buna ilişkin bu bahsettiğimiz paranın kaynağı hakkında sizin bilginiz var mıdır? Çünkü şirketinizde bir şirket satın alınıyor, içinde bir gayrimenkul var, 1 milyon euro para elden veriliyor...Savunma sunulamadığı için söyledim, yanlış anlaşılmasın.

Ekrem İmamoğlu: Hayır, Hasan Bey ifade etti, "Evet" dedi, "Benim paramdır" dedi. Yani öyle bir şeyin kaynağı bulunamadı demedi, "Benim paramdır" dedi.

Savcı: Öncesindeki hani kaynak dekont...

Ekrem İmamoğlu: Kaynağı siz araştırdınız da mı bulamadınız Sayın Savcı?

Savcı: Herhangi bir elimize veri yok şu anda.

Ekrem İmamoğlu: Ne veri, yoksa niye o zaman siz karar veriyorsunuz kaynağı bulunamadı diyorsunuz?

Savcı: Karar değil bu sonuçta...

Ekrem İmamoğlu: Hayır ama bakınız, konu 80 yaşındaki babam 60 yıldır tacir. Siz de bilirsiniz ki bu ülkede gayrimenkul alınırken, satılırken insanların bir kısmı böyle ticaret yaşamını devam ettirir. Ben Hasan İmamoğlu’nun…

Hâkim: Savcı Bey, soruyu şöyle düzelterek soralım. Soruyu şöyle düzelterek soralım: O bahsettiği iddianamedeki o paraya ilişkin sizin doğrudan bir bilginiz var mıdır, yok mudur?

Ekrem İmamoğlu: Benim doğrudan bilgim yok ama net olarak Tuncay Bey bunun Hasan Bey'in, babamın birikiminden kullandığını söyledi. Babam da burada "Evet, benim birikimimdir" dedi. Babası oğluna bir alışverişte yardımcı olabilir, şirketine kullandırabilir. Hasan İmamoğlu'nun 60 yıllık birikiminde yaklaşık 200'e yakın tapu hareketi olan ve 60 yıllık birikiminde inşaat sektöründe her zaman şirketinde parası olan bir adamdır. Bu, böyle abartılı paralar değildir. Yani gizli kasalarda saklanan, gizli evlerde 7 milyon dolarlar vesaire değildir. Şirkette durur, dönem dönem vardır, dönem dönem yoktur. Bazen bir tık fazlasıdır bahsi geçen paranın, bazen biraz azıdır. Muhtemelen o dönemde o para kullanılmıştır. Tuncay Bey...

Hakim: Doğrudan bilginiz olmadığını söylüyorsunuz.

Ekrem İmamoğlu: Ama ben bunu ailem sonuçta Sayın Başkan, benim ailem, babam yani. Öbürü de benim firmamın genel müdürü. Biri hapiste, biri de yargılanıyor. O bölüm o bölümle ilgili babamın söylediği doğrudur. Vardır, dönem dönem yoktur, dönem dönem vardır. İki senedir de neredeyse 80 yaşındaki adamın hiçbir paranı kullanamazsın şeklinde yasakladığınız bir kişi durumundadır. Bu da benim açık ve net söyleyeyim, iddia makamını kınadığım birinci konudur yani.

Hâkim: Sıradaki soruya geçebilirsiniz Savcı Bey.

Savcı: Tamam. Şimdi Şişli bölümüne geçiyorum. İddianamede bir anlatım var Şişli ile ilgili. Orada işte belli bir para karşılığı... Hani söz iddia edilen bağışlar kapsamında verilen izinler var. Burada zaten bahsettiğim şekilde mesela bu Medicana Hastanesi'nin 8 milyon dolarlık bir rüşvet iddiası, hatta bunun 4 milyon doları şartlı bağış şeklinde, 4 milyon doları ise Adem Altuntaş'a elden teslim şeklinde. Bu Medicana Hastanesi'nin sahipleri o süreçte size gelmiş doğru mu? Hastane kendisi de bahsetti süreç...

Ekrem İmamoğlu: Zaten burada kendisi de bahsetti, doğru. Bunun tersini söyleseydi ben de çıkar, burada kendisine soru sorardım. Sormamamın sebebi, doğru. Ben de bu tür gelenleri her zaman olduğu gibi muhatabına ya yönlendiririm ya randevusuna destek olurum. Yönlendirdim, ondan sonrası tümüyle Emrah Şahan'ın anlattığı şekliyle öyle olduğuna inanıyorum; çünkü Emrah Şahan'a olan inancım tamdır.

Savcı: Hüseyin Bozkurt bu iddianamede ve burada bahsettiği haraç iddiası var ya, buna ilişkin daha sonra size bir şikâyet geldi mi "Ekrem Başkan, böyle bir konu başıma geldi" diye?

Ekrem İmamoğlu: Gelmedi. Hiçbir şekilde bana böyle bir şikâyet ulaşmadı.

Savcı: Yine bu Yakup Öner, Abdi İbrahim meselesi ile ilgili iskan sürecinden bahsetmiş, iskan sürecine ilişkin Abdi İbrahim'in sahiplerinden haksız talepler olduğundan bahisle size geldiğini mahkeme huzurunda bahsetti. Yakup Öner Abdi İbrahim meselesi ile ilgili size geldi mi?

Ekrem İmamoğlu: Kim bahsetti?

Savcı: Yakup Öner.

Ekrem İmamoğlu: Size gelip Abdi İbrahim meselesi ile ilgili Şişli Belediyesi'nin böyle bir sorunu var diye...

Hakim: Bahsettiği kadar hatırlıyorum yani. Bahsettiği, burada bahsettiğim ne dedi, gelmiş bende demişim ki işte ne demiştin hatırlamıyorum yani. Bu konuyu hatırlamıyorum.

Hakim: Onu şöyle soralım, o soruya şöyle genel soralım. Şişli bölgesindeki iddiaları iddianamede okumuşsunuzdur herhalde.

Hasan Fehmi Demir: (Anlaşılmıyor)

Savcı: Yine bu Beylikdüzü döneminde iddia edilen şekilde Adem Soytekin aldığı çekten vesaire bu Kreş adı altında yine bizim bu Nişantaşı... Şişli bölümüne geldiğimiz zaman da Nişantaşı Koru ruhsatı alınan 2. [anlaşılamadı] TL'lik bir Çek var, gerçi bu çek konusu bir daha sorulacak.

Hakim: O şey varsa da savcım sorularınızın arasında iş adamlarından şikayetli bu konularla ilgili gelmiş...

Savcı: Ekrem bey genel cevap verdi.

Hakim: özellikle ayrı ayrı tek tek tek....

Savcı: Yine bu teknik danışman... Etkin pişmanlık ifadesinde Vaniköy'deki bir tadilat için Boğaziçi İmar yetkililerinin size bilgi vermesi üzerine bizzat siz de siz de görüştüğü, bu Vaniköy'deki villa ile ilgili sizin büyük bir kreş karşılığı izin... gerektiğini beyan etti. Sizin konu hakkında Yakup Öner size talep veya konu hakkında bilginiz var mı? Cüneyt Yakut da herhalde size görüştüğünü Yakup Öner'e söylemiş.

Ekrem İmamoğlu: Meseleyi veya bu tür süreçleri hatırlamıyorum. Bizim hani şu kişi Kreş bağışlayabilirler mi? Kütüphane yapabilirler mi? Şuradaki caminin eksiğini tamamlayabilirler mi? Şurda şunu yapabilirler mi diye sürekli konuşuruz zaten bu arkadaşlarla. Birbir ne o konuyu ne de bahsi geçen ismi hatırlıyorum. Hatırlamıyorum yani.

Savcı: Kültür AŞ ve Medya AŞ bölüm var ya iddianamede, Orada bir yapılanma iddiası, işte 3G ihalesi vesaire bunlarla ilgili bir sürü iddia var. Hatta Kültür AŞ Genel Müdürü Murat Abbas da bu konuda burada beyanlarda bulundu. Bu Kültür AŞ ve Medya AŞ Genel Müdürlüğündeki bu gayri resmi olduğu iddia edilen yapı bir bilginiz veya bu meseleyele size gelen bir şikayet oldu mu?

Ekrem İmamoğlu: Bana bir şikayet gelmediği gibi orada bir gayri resmi yapı diye bir şey mümkün değil. Kaldı ki hem Pınar Hanım çok başarılı bir Medya AŞ genel müdürüdür. Ve sürecini gayri titiz bir şekilde yürütmüştür. Hem kurum içi denetimlerde hesap vermişlerdir. Kaldı ki en son biz buradayken evrak olarak da sundum mahkemenin de dosyasında var. Kurumun bütün birimlerinden yapılan tekrar inceleme ile bir kuruma herhangi bir zarar olmadığı yönünde beyan vardır. Hatta yine bu konuda bildiğim kadarıyla iki hafta önce ya da 10 gün önce her neyse bir tanzim raporu düzenlendi. Valilikten sorgusu geldi.

Tabi burada kelimeleri yanlış söyleyebilirim. Buna da yine İBB'nin kurumsal olarak Medya AŞ adına bir zarar yoktur şeklinde cevabı verilmiştir. Dolayısıyla bu bir bilirkişi faciasıdır. Benim incelediğim ve dinlediğim kadarıyla incelemem de dinlemem de buradaki süreçlerde mahkeme süreçlerindeki kanaatimden bahsediyorum. O bakımdan hem bu konuda bilgi aktaranlara, hem Medya AŞ genel müdürü ve diğer müdürümüze, aynı zamanda müdürlerimize, aynı zamanda Serdal Bey'e bu manada güveniyorum, ifadelerine de katılıyorum. Murat Abbas ne yazık ki hani yetkisiz genel müdür, hiçbir işlerden anlamayan genel müdür gibi tariflerinin bu süreçte tutuklu kalmanın ve itirafçı olmanın bir kaçış yöntemi ve dili olarak burada da yansıdığını düşünüyorum. Söylemlerinin hiçbir değeri olmadığını düşünüyorum.

Savcı: Tamam. Eyüp Subaşı'nı tanır mısınız?

Ekrem İmamoğlu: Tanımam.

Savcı: Tamam. Onun beyanlarını direkt geçiyorum o zaman. Tanımıyorsanız. Şimdi bu operasyon öncesi Adem Soytekin'in iddia ettiği toplantı vardı hani. Siz katılmamışsınız ama aynı kendi işte ifadesindeki diğer aktörlerden bahsettiği kişilerin katıldığı ve yine sizin kendinizi çağırıp belli başlı konuda uyardığınızı ifade etti. Yine bunun benzer şekilde Medya AŞ ve Kültür AŞ bölümünde Murat Abbas iddia ediyor. Bir toplantı düzenlendiğini, burada Murat Ongun, Fatih Keleş ve Ertan Yıldız isimlerini bir ifadenizde vermeyeceksiniz. Sadece danışman kelimesini söyleyin tarzında bir hani avukat atanması şekli toplantıdan bahsetti. Böyle bir toplantıdan bilginiz var mı?

Ekrem İmamoğlu: Yok.

Savcı: Ağaç AŞ bölüme ilişkin de şimdi Ağaç AŞ'ye ilişkin 3G istisnai alımlarla ile ilgili birçok eylem iddianameye girmiş. 3G meselesini belediye başkanı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? İştiraklerin birçoğunda 3G olması...

Hakim: Değerlendirmenizi...

Ekrem İmamoğlu: Sadece şunu söyleyeyim. Savcı Beyin sorusuna istinaden 115 bin ihale yapılıyor. Bunun dışında bu tür dediğiniz gibi doğrudan alımlar vesaireler artık tam tarifini de bilmiyorum. İçeriğinden de bilgi sahibi değilim, yapılıyor. Bunlardan bir belediye başkanının haberdar olması mümkün değil. Ama mühim olan ne biliyor musunuz? Belediye başkanının kurmuş olduğu denetim mekanizmasıdır. Dolayısıyla Ağaç AŞ'nin de ifade ettiği gibi, sayın genel müdürün Ali Sukas'ın ifade ettiği gibi, diğer iştiraklerin ifade ettiği gibi geçmişte olmayan bir iç denetim mekanizması işletilmiştir. O işte Ertan'ın burada sorumluluktan kaçtığı mekanizma içinde denetimin olduğu, içinde hukuk biriminin olduğu, satın alma biriminin olduğu ve bunların daha önce de olmadığını bilen bir Ekrem İmamoğlu olarak öyle teslim aldık, yoktu. Tamamen denetlenir hale getirdiği bir mekanizmanın bunlar... Mutlak sorgulandığına inanıyorum. Bir, ikincisi yine burada tabloda sundum. Daha önce iştiraklar 5 kez Sayıştay denetimi geçirmişken bizim dönemimizde 86 kez ya da işte küsuratında yanılabilirim. 86 kez sadece Sayıştay denetimi geçirmiş. Onun dışında Ticaret Bakanlığından, müfettişlerin vesairelerin denetimi 300 küsur. Bu bağlamda bu kadar denetlenen bir mekanizmayı ne yazık ki bir bilirkişi faciasıyla kimse kirletemez. Herkes hesabını verir. Kimsenin tutuklanmasına da vesile olacak bir konu değildir yani.

Savcı: Yani şöyle evet denetimden bahsettiniz de, Fatih görsel 10'u açar mısın? Orada mesela Ağaç AŞ'nin 2023 12 98 265 sayılı dikim ihalesinde verilen teklifler var. 4 ayrı şirketin teklifi var ama bilirkişi raporunda tekliflerin hepsi aynı elinden çıktığına dair tespit edilmiş. Hatta bu konu hakkında da bu SAS Peyzaj'ın çalışanları, Turgut Doğu Işın beyanlarını ihale öncesi bunları kendisinin doldurduğunu ifade etmiş. Hani bu denetime rağmen bu tarz süreçlerin hep yaşanmasını nasıl açıklıyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu: Hesabını verir eğer bu tesbit dilmişse, şu an anladığım kadarıyla bir iddia bu yani. birinin iddiası.

Savcı: aynı elimde...

Ekrem İmamoğlu: İncelenir, bakılır. Kim yanlış yapmışsa hesabını verir. Ne diyebilirim yani? Hesabını verir ama kimsenin burada tutuklu olmasına sebep olacak bir iddia üzerinden insanların hapiste tutulacağı mesele değildir bu yani. Ama bu insanlar bundan dolayı hapiste duruyor. Ben sadece üzerinde durduğum, kısım budur.

FATİH KELEŞ, EKREM İMAMOĞLU’NA SORUYOR – 17.10.2026

Fatih Keleş: Aslında soru sormayacaktım ama Sayın Savcımızın Cebeci üzerindeki soruları üzerine, Başkanımızın bilemeyeceği konularda birkaç konuda ben de soru sormak isterim. Sayın Savcımız, Çevre Korumanın Savcılığın yazmış olduğu yazıya bizim burada herhangi bir izinimiz yoktur diye bir cevap verdiğini ama yol belgesinin kimin tarafından düzenlendiğini bunu size sordu. Siz de tabii bir cevap veremediniz ama şöyle bir hatırlatma yapmak isterim ben size. 2021 yılında MAPEG Cebeci için önce yılın başında bir izin vermişti. 2021 yılının sonunda da yine TEİAŞ'ın burada trafomuz kayıyor, bunu altını doldurun diye bir talebi olmuştur MAPEG'e. MAPEG de bunu ilgili şirkete ve ruhsat sahiplerine yazmıştı ve bunu da bir kopyasını İstanbul Büyükşehir Belediyesine ve İSFALT'a iletmiştir. Bunun üzerine...

Hakim: Fatih Bey soru mu soruyoruz iddia makamına cevabınızı soru yöntemiyle mi kullanıyoruz?

Fatih Keleş: Sayın başkan o soruya nasıl cevap verebilir...

Hakim: O zaten Ekrem Bey'e sordu. Ekrem Bey'in bildiği kısmını anlattı zaten. Hani onu açıklamaları ayrıca zaten siz de kendi savunmanızda zaten söylediniz.

Fatih Keleş: Doğrudur Sayın Başkanım. Yani buradaki Çevre Korumanın bu yol belgesini MAPEG'in talebi üzerine verdiğini biliyor musunuz Sayın Başkanım?

Ekrem İmamoğlu: Güzel bağladı.

Hakim: Sizden öğrendi.

Ekrem İmamoğlu: Ne cevap vereceğimi de bilmiyorum valla.

Fatih Keleş: Bilemeyebilirsiniz.

Hakim: Sorarken kolay oluyormuş cevap vermek

Ekrem İmamoğlu: Onu da bilmiyorum. Ama zaten açıklamayı yaptığın için ama şansın olmuştur.

Fatih Keleş: Peki, bir de haritada gösterilen 2024-2025 Google görüntüleri üzerinden burada ruhsat sahasının dışında bir fotoğraf gösterildi. Sanırım bilemiyorum tabii haritayı tam inceleme fırsatımız olmadığı için. Burada da Valiliğin de döküme orada yapılan 2024 tarihinden sonra veya öncesinde buradaki döküme, döküm gelirine protokolle ortaklığı olduğunu biliyor musunuz Sayın Başkanım?

Ekrem İmamoğlu: Evet onu biliyorum. Yani o ortaklığı olduğunu biliyorum. Çünkü protokoller hem benim Cebeci'ye hazırlığımda elimdeydi hem de en son hatta bunu Meclis kararıyla da devam ettirdiğini de biliyorum Valiliğin. Dolayısıyla doğru, Valilik ortağıdır. Dolayısıyla...

Fatih Keleş: İstanbul Büyükşehir Belediyesi de ortağı, gelirinden pay alır.

Ekrem İmamoğlu: Birlikte zaten gelir paylaşımı şeklinde. Dolayısıyla zaten söyledim Orman Bakanlığına ya da Orman Bölge Müdürlüğüne Sayın Savcıya soru talep etmelerini önerdim yani. Bakanlık burayı denetlemiş mi, Orman Bölge Müdürlüğü gidip gelmiş mi diye sormasını ve bu konuda bir soruşturma başlatılmasını önerdim yani.

Fatih Keleş: Hatta Sayın Savcı bile sordu. İbrahim Bülbüllü  Fatih Keleş'in Cebeci bölgesindeki hani amacı neydi gibi bir soru sormak istedi sanırım. Bu Valiliğin ve İBB'nin de gelir elde etmesini sağlayan protokolün içerisinde benim de oradaki maden sahasında yönetim kurulunda görev aldığım için benim de imzam var. Orada yönetim kurulunda görev aldığımızdan bilginiz var mıdır Sayın Başkanım?

 

Ekrem İmamoğlu: Yönetim kurulunda olduğundan bilgim var. Yani sürece dair imzan olup olmadığını bilmiyorum ama buna ama bilgim var yönetimde olduğuna.

Fatih Keleş: Ayrıca bu yine iddialarda bölgede maden sahasının dışında yayla yolu diye tabir edilen yerin, proje dışında kalan yerin, yol yapım bahanesi ile hafriyat dökümüne sebep olunduğu konusunda bir iddia da vardı. Fakat yine belgelerden de görüyoruz ki Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Kaymakamlığı da Valilikle bilgisi dahilinde bölgenin ihtiyacı konusunda orayı Sultangazi Belediyesinin yaptırdığına dönük bir bilginiz var mıdır?

Ekrem İmamoğlu: Yani bunu da duyum olarak biliyorum ve yani belgeli, evraklı olarak önüme düşmüş bir şey değil ama en azından İBB'nin yaptırmadığını biliyorum ben.

 

Fatih Keleş: Burada yine size sorulurken İSFALT Genel Müdürü ve İSTAÇ Genel Müdürünün beyanları size soruldu. Yine burada ben kendilerine sormuştum. İSFALT'ın bölgede MAPEG'in verdiği izinlerden çok haberi olmadığını, yani bu konulara çok vakıf olamadığından burada bahsettiler. Bunu bilinçli mi yaptılar, bilinçsiz mi yaptılar bilmiyorum ama yine Burak Korzay'ın beyanında İSFALT'ın buradaki dökümleri resmi gibi göstermek adına İSFALT flamasını oraya diktirdiğini, yine Burak Korzay'ın ifadesinden iddianameye konmuş bir eylem bu da. Eylem değil de bir suçlamaydı diyebilirim. Burada MAPEG'in avukatlarının sorusu üzerine kendi beyanıyla çelişerek Burak Korzay buradaki İSFALT'ın projenin zaten yürütücüsü olduğunu, orada İSFALT'ın flamasının konulmasının kendisinin istediğini ve burada avukatın sorusu üzerine bunu böyle cevapladı. Burada İSFALT'ın projeyi yürüten firma olduğunu biliyorsunuz değil mi Sayın Başkanım? Teşekkür ederim sorularım bu kadar.

Ekrem İmamoğlu: Yani hani zaten sutre diye tarif ederken söyledim yani. İSFALT'ın ortaklığı karşılığında bu işi üstlendiğini ve bu işin esas maliki durumuna değil ama onun da bir protokole bağlı olduğunu, maden sahasına döndüğünde 2018'de yani biz daha göreve gelmeden bir protokole bağlı bir husus olduğunu da ifade ettim zaten.

Fatih Keleş: Ayrıca yine Savcılık izin yok mudur, küçük izinler verilmiştir dedi ama 2021 senesinde MAPEG'in burada TEİAŞ'ın talebi üzerine bir izin verdiğini ve 2023 senesinde de çok daha büyük yani herhangi bir kısıtlaması olmayan bir izin daha bölgeye dolgu için verdiğini, bu 2023'teki izinlerden haberiniz var mıdır Sayın Başkanım?

Ekrem İmamoğlu: Vallahi o kadar detay...

Fatih Keleş: Tamam.

Ekrem İmamoğlu: Detaya girmeyeceğim. Siz de gereken açıklamayı yaptınız. Başka soru varsa...

HAKAN KARANİS, EKREM İMAMOĞLU’NA SORUYOR – 17.10.2026

Hakan Karanis: Sayın Başkan, dün bir ifadenizde bir anlatım yaptınız. Oradaki şahıs benim.

Ekrem İmamoğlu: Doğru, doğru.

Hakan Karanis: Bu isnatlarınıza katılmıyorum.

Hakim: Sorularınızı soralım

Ekrem İmamoğlu: İçeriği dolu oluyor, şimdi çalışmayınca…

ARİF GÜRKAN ALPAY, EKREM İMAMOĞLU’NA SORUYOR – 17.10.2026

Arif Gürkan Alpay: Evet. Sayın Başkanım Cebeci maden bölgesini anlattınız. Buradaki yani bizlerin savunmasından daha fazla bir şey oldu, herkes için çok daha net anladık. Ben Fen İşleri Daire Başkanlığı bana bağlı olduğu için Cebeci maden bölgesiyle ilgili iddialarda varım. Ve burada sahada da yollar yapıldı, siz daha sonra söylediniz ve "Açılışını da birlikte yaptık" diye söylediniz. Dolayısıyla burada da bir proje müellifi olarak Fen İşleri var. Ben tabii bunu bir türlü şeyde anlatamadım yani burada aslında ne şov olarak varım, ne görevlendirme, ne de buradaki bütün bu olayları da ben de sonradan çalıştım büyük bir kısmını yani sizler gibi. Dolayısıyla ben şöyle söyleyeceğim: Siz kurumda en üst yöneticisiniz ve bu konuda bazı şikâyetler gelirse size gelir. Benim işlerimin burada kontrol yapmadığı ya da bazı şeylere göz yumacak tabi pozisyonu olmamasına rağmen böyle bir şikâyet geldi mi size Sayın Başkanım?

Ekrem İmamoğlu: Yok, gelmediği gibi çok merak ettiğim için orayı aslında gelip iki defa gezmemin sebebi de o inşaatı görmekti. Sizden de bilgi aldım yani nasıl gidiyor, bir eksik var mı diye. Aslında sahaya gelmemin de sebebi oradaki Fen İşleri müellifliği ve...

Arif Gürkan Alpay: Yol yapım işiydi, sadece yolla yolla bağlı kaldı.

Ekrem İmamoğlu: Ben oraya gelip ilgilendiğim mesele de oydu zaten. Nereye döküm yapılıyor, ne kadar yapılıyor? Benim kenarımdan bile geçmedi. Yani gelip incelemeyi bile sizin üzerinizden oradaki sahayı hazırlayın, muhtemelen sizi aramıştır özel kalem. Siz bana çünkü kontrolünü yaptığınız ve müellifliğini anlattığınızı hatırlıyorum yani. Şimdi orada ben işte o bahsi geçen iş adamını da Murat Gülibrahimoğlu'nu da orada gördüm, başkalarını da gördüm ama esas sunumu ben sizden dinledim orada.

 

Arif Gürkan Alpay: Doğrudur Sayın Başkanım; yolların nasıl yapılacağı konusundaydı ve MAPEG'in onayladığı projeyi birebir uyguladık.

Ekrem İmamoğlu: Evet.

ADEM SOYTEKİN, EKREM İMAMOĞLU’NA SORUYOR – 17.10.2026

 

Adem Soytekin: Şimdi, soruya geçmeden önce şöyle bir açıklama yapmak istiyorum, şöyle bir şey açıklama ihtiyacı hissettim. Ben yaptığım kreşlerde, okullarda, camilerde, belirli yol veya kavşakta önceden tercih edilmedim. Ben işi yapmış, bitirmiş olurdum. Şöyle örnek vereyim. Hatay'ı gördükten sonra da zaten gittim, bitirdim. Bütün sermayesini, bütün parasını, kendi sermayem ile karşıladım. Bağışçı yaklaşık sekiz ay sonra bağışçı bulundu ve para ödendi. Dolayısıyla, burada ben gidip şu bağışçıyla görüşmem, tanımadığım belliydi.

Ekrem İmamoğlu: Bu açıklamayı bana mı yaptın? Ben öyle bir şey demedim çünkü.

Hakim: O açıklamayı bize yönelik. Sen zaten savunmada o şekilde anlatmıştın zaten. Sen soruya geç.

Adem Soytekin: Şöyle; devam, kreşler konusu özellikle eğitim, şimdi o da bizim gururumuz ve bu sebeple hatta bu kreşin eğitim konusu çok daha önemli, bu alandaki ve bir tanesini de ben bağışlamıştım. Ben tutuklanıp şey yapılana kadar, yani bu bağışçıların tanınmaz, hiçbiri. Ben bağış olarak bildiğim her şey sonrasında bağış yapanlar çıktı, rüşvettir, bunlar. Ben sayın Ekrem İmamoğlu’na şunu sormak istiyorum, bu rüşvettir ise yani bana neden açıklama yapılmadı. Ya da bu konuda ben neden yalnız bırakıldım? Hiç kimse, yani bu süreçte, tutuklanma süreçlerinde, İBB olsun, diğer birçok sosyal medya hesaplarında "Bu yalandır, bu yanlıştır, bu doğrudur" şeyler bulunmadı, ama bu konuda ben yalnız bırakıldım.

Hakim: Bu sorunun zaten ne dediğin cevabını vermiş oldu aslında benim sorduğum soru üzerine. Zaten onlar gayri hukuki olduğu yönünde bir değerlendirmesi yok zaten sanırım. Ya buradan ne gibi bir açıklama alacağız, ne gibi bir cevap alacağız biz buradan?

Adem Soytekin: Ben kendi açımdan şunu merak ediyorum. Ben bunların hepsini bağışlıyorum, biliyordum ama verenler rüşvet olduğunu iddia ediyorlar.

Ekrem İmamoğlu: Yani buraya gelip, ya da tutuklandıktan sonra bir sürü beyan ekleyen, beyanını değiştiren çok işler oldu, sen de biliyorsun, sen de yaşadın ya. Yani onun için sen yandın ve burada her şeyi anlattım, sen de duydun yani. Yani hani bu işin bizim kapıdan içeri rüşvet girmeyeceğini söyledi. Sen de hangi iş yaptığını anlattın az önce, sen buradaydın, yeni mi geldin bilmiyorum, duyduysan duymuşsundur zaten.

Hakim: Başka soru varsa alalım,

Adem Soytekin: Ali Kurt'un Kiptaş konusunda, Ali Kurt'un özellikle bizden. Bizden derken benden şahsi değil. Bizden hak ediş büyük ve düş ödemelerinde genelde tam istendiğinde sizin adınıza isterler. Bu konuda bir bilginiz var mıdır?

Ekrem İmamoğlu: Adem, birincisi böyle bir şeyi, ne Ali Kurt, ne bir başkasının böyle bir şeye cesaret etmesi mümkün değil, bir. İkincisi burada senin bir iddian var, bir başka ortağın da çıktı geldi, dedi ki "Bizim böyle bir eylemimiz asla olmadı" dedi. Dolayısıyla, senin ifadenin tam tersini ifade etti. hiçbir kişi benim adıma hiç kimse de senin bahsettiğin nitelikte rüşvet vesaire isteyemez. Benim böyle bir talimatım olur, olmaz diye böyle bir soruyu senin aklından bile geçirmen mümkün değil. Niye böyle bir şeyi burada böyle sorma ihtiyacı hissettin? Ondan olmadım yani. Bana karşı sorumu geliştiriyorsun, bunu anlamak zorundayım.

Adem Soytekin: Ali Kurt'la sürecin, süreci genelde siz yönetiyordunuz, bunlardan haberimiz var mı, yok mu? Onu soracaktım sadece.

Ekrem İmamoğlu: Ali Kurt başarılı bir bürokratımızdır. Ortağın burada tam tersini ifade etti. Ne Ali Kurt ne de bir başkası benim hakkımda böyle bir yetkiyi bırak ifade etmeyi kullanmayı aklına bile getirmeye cesaret edemez.

Adem Soytekin: Ben özellikle bu süreçte şey etkin pişmanlık ifadesi verdikten sonra işini yapamayan, beceremeyen, teslim edemeyen, hiçbir şekilde iş yapamayan ve şirketleri batıran, İBB ve Kiptaş'ları batırmaya çalışan bir imaj geldi. Buna sizin yaklaşımınız nedir, bilginiz var mı?

Ekrem İmamoğlu: Yani Adem sen konuşuyorsun emin olamıyorum şu anda ama, birincisi, benim hiç kimsenin ekmeğine göz dikmeyeceğimi, herkesin ekmeğinin, kazanması için, yani zarar etmemesi için müteahhitlerin bile yanında bürokratlarıma şunu söylemişimdir; aman titiz olun. Ne zaman? İşte pandemi dönemi, ne zaman? Enflasyonun arttığı zaman. Nasıl titiz davrandığımı sen bilirsin. Ve benim bulunduğum ortamlarda da şu anda bana sorduğun kadar bile konuşmamışsındır bütününü ortaya koysam. Çünkü ben müteahhide söz hakkı bırakmam yani. Orada bir müteahhit gerçekten işini iyi yapıyorsa, onun hakkını ondan fazla korurum. Bir, ikincisi, yalnız bırakıldım, hakkımda şöyle yalan üretildi, vesaire üretildi. Ekrem İmamoğlu'nun ağzından böyle bir şey mi duydun? Mümkün değil duyamazsın. Son olarak İBB'de senin firmanı bildiğim kadarıyla TMSF yönetiyor ya da yapılan işleri, TMSF'in yürüttüğü işlerle ilgili ben dönen dönem kendilerinden bilgi istiyorum. Sağ olsun, yolluyor yöneticiler. Örneğin, işte Avcılar bitmek üzere, örneğin, işte, Bahçelievler’deki stad bitti, teslim edildi. Dolayısıyla senin işin olduğunu bildiğim iki yerden bahsediyorum ama bunun gibi 50 tane, 60 tane şantiye nasıl gidiyor diye takip ettiğim için biliyorum. Hatta şunu da biliyorum, uzun süre TMSF'in dağınık olduğu, şantiyenin yürümediği, yürütülemediği mesela bunlardan birisi Avcılar, uzun süre iş yapamadılar, Bahçelievler'i bitiremediler diye bilgileri de biliyorum. Nasıl böyle bir şey aklına senin firmanı batırmakla uğraşacak Ekrem İmamoğlu? Aklını mı yedin sen yani?

Adem Soytekin: Şurayı açıklamak istiyorum aslında,

Hakim: Soruları alalım

Adem Soytekin: 200 milyonluk daire satılan bir yerde kullanılan ısıtma sistemleri ve pompa sistemleri sosyal konut, yani 5 milyon ve 7 milyon olan dairelerin olduğu yerde kalitesiz, bozuk kullanılıyor, daha pahalısı kullanılıyor. Yani bunun bir sürü örneği, kaydı dosyası tutuluyor.

Ekrem İmamoğlu: Anlamadım. Neyle ilgili bu?

Hakim: Sıradaki soruya geçelim.

Adem Soytekin: Son sorum, Mehmet Bey, bana 7 Mart'taki toplantıya katıldığı. Bu toplantıya sizin adınızla katıldı, siz mi talimat verdiniz ya da haberiniz var mı diyorum?

Ekrem İmamoğlu: Mehmet Pehlivan katılmadım diyor, HTS kayıtlarında yok ve Mehmet Bey'in hangi toplantıya katıp katılmayacağını takip edecek biri olmadığımı da sen iyi bilirsin. Bunları bana sormanın, az önce ifade ettiğim gibi anlamını hala anlayamadım. Yani bu şekilde, sorular niye soruyoruz, onu da idrak edemedim hala.

Hakim: Adem Bey başka soru var mı?

Adem Soytekin: Başka sorum yok, teşekkür ederim.

ALİ KURT, EKREM İMAMOĞLU’NA SORUYOR – 17.10.2026

Hakim: Ya bu artık kalsın şimdi Adem oradan soru sordu sen de ona cevap bunun sonu gelmez. Sanık durumla alakası yok sanıkla olan durumun cevabını aldık zaten. Sanıktan aldığınız cevaba bakmanız lazım. Anladım da onu sorma sebebi de biraz önceki Adem'in sorusu. Bunun arkası gelmiyor böyle karşılıklı. Tamam buyurun. Tamam buyurun, ben kaydı sonlandırdım.

Ali Kurt: Teşekkür ederim. Ona soru sormayacağım suç duyurusunda bulunacağım ama ben başkanıma soru soracağım izninizle. Başkanım, örgütten de yargılandığınız için bunu açıklamak için bu soruyu soruyorum. Hani ….. bir açıklama yaptı. İlk işe başladığımda hatırlar mısınız, bu işin tanıdığı burada da, senelerdir. Eğer heyetinize sorarsanız Mehmet Çalık'tı bu işin.... Siz de her defasında biliyorsunuz. Şöyle bir şey olmuştu. Biliyorsunuz 2019'un Temmuz'unda tanıştık. Ağustos'ta bana yani teklifte bulunduz İK süreçlerinden geçtikten sonra 2019 Ağustos'ta TOKİ'den memurluktan istifa edip KİPTAŞ'a atandım. O süreçte CHP'liler CHP meclis üyeleri o dönem özellikle Ak Partili bürokratları İBB'ye alıyorsunuz, TOKİ'den adam alıyorsunuz diye homurdanmaya başlamışlar. Bu da benim kulağıma gelmişti. Ben de bunu sizde de bir sıkıntı olmasın diye Mehmet Çalık vasıtasıyla dedim ki "Ya bir sıkıntılı bir iş, ben hani zarar vermeyeyim size, uzak durayım istiyorsanız, istifa edeyim" dediğimde siz haber göndermiştiniz. O zaman çok bir iletişimimiz yoktu. Örgütten. Ben yargılanıyorum ya başkanım o yüzden. Siz de bana şöyle bir haber göndermiştiniz: "Kulağını kapa, işine odaklan. Hızlıca KİPTAŞ'ı toparla ve temel at." Bu diyalog oldu mu, olmadı mı?

Ekrem İmamoğlu: Yani Ali Bey, bu diyalog seninle de oldu. 10 yıl AK Partili dönemde Ziraat Bankasına genel müdürlük yapan genel sekreterle ilgili de oldu. Başkalarıyla ilgili de oldu. Onlarca yani ben ama bu işlere herkese, sana da olduğu gibi kulağını tıka, işine bak dedim. Herkese de aynı şeyi dedim. Herkesle de performansına göre devam ettim. Çok az yanıldım. Emeğine teşekkür ederim. Gerçekten güzel bir KİPTAŞ yönetimi ortaya koydun. Daha öncekileri biliyoruz, kayırmacılığı biliyoruz. Emeğine teşekkür ediyorum. Gerçekten bu millet de bunu takdir eder, merak etme yani.

Ali Kurt: Sağ olun. Başkanım ben, şey mahkeme başkanı... Çok başkan var. Beyanda bulunmayacağım. Sadece hani yerin şu an olduğunu düşünerek şikayet ve suç duyurusunda bulunmak istiyorum. Adem Soytekin burada huzurda verdiği ilk ifadede, iddianamede 2021 beyanını 2022'ye çevirmesinde de müdahale etmediniz. Ben az önce de müdahale edersiniz diye düşündüm. Çünkü dedi ki burada huzurda, bir manşet verdi onun. "Ali Kurt kendine çalışır" demişti. "Ekrem İmamoğlu'yla ilişkin örgüt yok" demişti. Bugün yine beyan değiştirdi. Ve dedi ki "Ekrem İmamoğlu adına bizden para isterdi" dedi ki ...., hâlâ da .... Yurt dışında şirketi olanlar bunu yalanladı. Bununla ilgili yalan beyanda bulunması, yargıyı yanıltmaya yönelik dolayısıyla suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum. Teşekkür ederim. Tahliye taleplerimin bu hususun değerlendirilmesini arz ederim.

BAKİ AYDÖNER VE BULUT AYDÖNER AVUKATI, EKREM İMAMOĞLU’NA SORUYOR – 17.10.2026

 

Avukat: Ben Eylem 32 ile ilgili öncelikle soru soracağım. Eylem 32'de isnat edilen eylem; İstinye Mahallesi 368 ada 25 ve 26 parsel sayılı Serbülent Danış'a ait taşınmazların devralınmak üzere Bulut Aydöner'in sahibi olduğu Hanonoğulları DTM şirketine zorla devredildiği, devrinden sonra da …iş ortaklığının aldığı ihaleye ilişkin hak ediş ödemelerinin düzenli bir şekilde yapılmaya başlandığına yöneliktir. Bu iddianame nedeniyle de müvekkilim Bulut Aydöner 15 aydır tutukludur. İBB Avrupa Yakası Yol Bakım Müdürlüğü'nün 2023'e 113 21 64 ihale kayıt numaralı Avrupa Yakası asfalt kaplama işi, … iş ortaklığının almış olduğu ihale ilişkin soruyorum sorumu. Sizin ihale sürecine, hak edişlerin ödenmesi veya ödenmemesi yönünde herhangi bir müdahaleniz oldu mu? Mali işler tarafında herhangi bir talimat verdiniz mi?

Ekrem İmamoğlu: Sevgili avukat arkadaşım, ben bu kurumda daha önce buraya gelen, özellikle mali hizmetlerle ilgili genel sekreter yardımcılarımızın ve genel sekreterin olduğu sorguda kendilerine sorduğum bir soru vardı. O da, "Hiçbir zaman sizinle herhangi bir ödeme tablosu üzerinden konuştum mu? Ve veya hiçbir zaman 'Getirin bakayım, şu an hangi müteahhitlere ödeme yapıyorsunuz ya da yapmıyorsunuz?' diye sordum mu?" Niye biliyor musunuz bu soruyu sordum? Ben çünkü 6 ay... 6 yıl boyunca mali hizmetlerle ben dahi görüşürken özel bir sohbetlerimiz, sohbet toplantılarımız olmuştu. Bu da genel sekreterin, genel sekreter yardımcılarının olduğu toplantılardır. Bunlar hassas yerlerdir. Bunlara Ekrem İmamoğlu girmez, konuşmaz; öyle bir de ben kimsenin girmesine de müdahale etmedim. Ve burada da ifade edildiği gibi, özellikle bu tür hatlarda... Müsaade etmedik, pardon; müsaade etmedik. Bu tür mesela hukuk müşavirliği veya mali hizmetler gibi hassas alanlarla ilgili de onları böyle koruma altına alan... Mesela mali alanda çalışan birçok insanla hayatında ilk kez göreve başladıkları anda tanıştım. Niye onu yaptık ama? Çok iyi sorguladık. Türkiye'nin en büyük kuruluşunun başında olan insanı o işin başına getirdik. Türkiye'nin en büyük bankalarının bir tanesinde genel müdürlük yardımcılığı yapmış kişiyi getirdik o işin başına koyduk. Niye? Burası hassas bir yer, kamu malı, kamu parası. O bakımdan bu şekilde bir talimatım olmamıştır, kimseye de buna müsaade etmem. Tek bir tarafını duysam onunla, yani en yakınım dahi olsa çalışma arkadaşlarımdan, hayatım boyunca ilişkimi keserdim.

Ayrıca yani Bulut'u ben burada tanıdım. Bulut'un ticarethanesine de bir esnaf gezisinde o da Baki Bey siyasi kimliğiyle hani "Burası da bizim dükkân" deyip kapıdan içeri girdiğimde ben de o zaman yanlış hatırlamıyorsam iki kadınla el sıkıştım. Yani Bulut orada da yoktu. Kimdi o kadınlar onları da hatırlamıyorum. Baki Bey bana "Burası bizim ticarethanemiz" dediği için bir esnaf gezisinde hayatımda bir defa o ticarethaneye girdim. Hani onu da söyleyeyim şimdi, belki sorunuz olur diye önden keseyim.

Avukat: Tamamdır. Yani siz sorumu cevapladınız da Baki Aydöner'in bu süreçte dahli olduğuna yani müdahale ettiğine şahit oldunuz mu diyecektim...

Ekrem İmamoğlu: Hiç olmadım.

Baki Aydöner ve Bulut Aydöner müdafii: Tamam. Genel anlamda Bay Baki Aydöner'in parti meclis üyesi sıfatı veya sizin adınızı kullanarak müteahhitlerle görüşme veya iş takibi gibi yaptığında şahit oldunuz mu veya duydunuz mu?

Ekrem İmamoğlu: Canına okurdum.

Baki Aydöner ve Bulut Aydöner müdafii: Şimdi Hanonoğulları DTM, Bulut Aydöner'e yani ailesinden Bulut Aydöner'e aktarılmış bir şirket. Onunla ilgili herhangi bir olumsuz bağı olmadığını biraz önce söylediniz. Serbülent Danış 17 Haziran 2025 tarihli ifadesinde Baki Aydöner'in bu işler için kendisini Ekrem İmamoğlu'nun görevlendirdiğini, kendisinin AK Parti'li olduğu için onunla görüşmek istemediğini... Ya Baki Aydöner'i temsilci seçtiği beyanı da doğru değil Serbülent Danış'ın?

Ekrem İmamoğlu: Tanımıyorum, öyle bir şey yani. Ne o adamı tanıyorum, ne de az önce söylediğim gibi Baki Bey'in öyle bir diyaloğu olsa kendi namıma, kendi kişisel tavrımla canına okurdum yani. O kadar net söyleyeyim; arkadaşlığımı koparırdım.

Baki Aydöner ve Bulut Aydöner müdafii: Eylem 30'la ilgili de bir soru soracağım KİPTAŞ'la ilgili. Yani burada Bulut Aydöner ve Baki Aydöner sanık olarak... Pendik Arkatlı KİPTAŞ. Müvekkillerim Baki Aydöner ve Bulut Aydöner'e eşi melek sözde D blok 10 numaralı yerden 11 600 daire almış. Bununla ilgili Baki ve Bulut Aydöner'in illiyet bağını kesmek için sizin KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt'a herhangi bir talimatınız veya bir talebiniz oldu mu?

Ekrem İmamoğlu: Hiç kimseyle ilgili olmadı.

SERDAL TAŞIN AVUKATI ALİ RIZA DİZDAR, EKREM İMAMOĞLU’NA SORUYOR – 17.10.2026

Avukat Ali Rıza Dizdar: Her şeyden evvel sayın mahkemenin ve sayın cumhuriyet savcısının son derece yerinde sorularıyla ve sorduğu soruların cevabı kamuoyuna yansıdığı zaman bilinmeyenler ellerden öğrenir misali bugün olay ortaya çıktı. Şimdi sayın başkana on bir tane soru soracaktım bu çok basit şekilde o soracağım soru on bir tane soruyu evet veya hayır diye cevap verecek. Öncelikle şunu umuyorum ve diliyorum. Gerçi dilekçe vermiştim ama bu dilekçeyi hiç konuşmayacağım yani ben tutukluluk incelemesiyle ilgili ama umuyorum ve diliyorum ki sayın savcı herkesin sizde herkesin tahmin edeceğinizi umuyorum ve diliyorum. Şimdi efendim şöyle de başlayayım siz bir soruyla başladınız sayın başkan Serdar Taşkın ismini zikrettiğimiz bir sorunuz oldu. Daha sonra dediniz ki şikayet gelseydi ne yapardınız?

Sayın başkanım Ekrem başkanım size söyleyeyim ben savunmamda bir korkma ile başlarım. Siz Hazreti Ali'nin sözleriyle bitirdiniz ama Kanuni Sultan Süleyman'a Yahya efendinin yazdığı mektup hala sarayda duruyor. Hak neme lazım demediğimiz müddetçe, halk arkadan millet arkadan yürüdüğü müddetçe ülke kalkınır. Sağlıkla ilgili bir şey söylediniz. Eğitimin, sağlığın serbest olmasını istediğiniz. Mustafa Kemal Atatürk'ün heykellerinin bulunduğu küba'da sağlık bir sistem nedeniyle bedavadır eğitimi de bedavadır. Soru şu. Size soruyu sorduğum sorularım şu tek tek cevap vermeyeceksin evet hayır diyeceksin. Serdal Taşkın'ın diğer meslekteki diğer arkadaşlar demiyorum. Serdal Taşkın işten kaçması kaçabileceği davranışları var mıydı? Çalışanlar üzerinde baskı var mıydı?

Ekrem İmamoğlu: Hayır.

Ali Rıza Dizdar: Müsade edin bitireyim çünkü açıklaması çok önemli bir açıklama yapacağım size heyette de ben çok yani güvendiğim savcıya da açıklama yapacağım. İşin vasfının değiştirilmesi yapısı itibarıyla soykırımcı insanlık suçu işleyecek yapısı var mıydı? Çalışırken kişisel saldırı davranışlarını yaptığını duyduğunuz mu? Çalışırken duyduğunuz veya şahit olduğunuz gayri yasal davranışları olduğu için çıkarları için başkanlarına karşı başkalarının da çıkarları davranışları olduğunu duydunuz mu?

Ekrem İmamoğlu: Hayır.

Ali Rıza Dizdar: Efendim benim bunu söylememin sebebi CMK 100 maddede tek tek yazılı hatta 100 maddede.

Hakim: (anlaşışmıyor)

Ali Rıza Dizdar: Evet. Oradan okudum. Oradan okudum yani işte 100. maddeye göre uygun tutuklamalar yok burada. Hayır dedi. Şikayet gelseydi hemen işi yapardım dedi. Ben teşekkür ederim ve şöyle bir cümle sarf ettiniz sayın başkanın sorusu üzerine. Olsa haber alırdım. Biri bana haber verirdi. Yani o kadar işinizde titizsiniz ki gayri kanuni bir iş yapıldığını mutlaka surette duyardınız değil mi?

Ekrem İmamoğlu: Çok az şey gözden kaçırırım yani insanız ama çok titizimdir yani haklısınız.

Avukat Ali Rıza Dizdar: Teşekkür ederim benim.

ERTAN YILDIZ AVUKATI ÖZGE ALTUN AKYOL EKREM İMAMOĞLU’NA SORUYOR – 17.10.2026

 

Özge Altun Akyol: Ekrem Bey, sizin bugün Ertan Yıldız ile herhangi bir husumetiniz var mı? Var mıydı ya da?

Ekrem İmamoğlu: Kendisinin husumeti olduğunu düşünüyorum.

Özge Altun Akyol: Sizin kendinize karşı?

Ekrem İmamoğlu: Hayır. Husumetimin olmadığı 6 yıl boyunca kendisine verdiğim en birinci derece yetkiden bellidir.

Özge Altun Akyol: Size karşı neyden kaynaklı olarak husumeti olduğunu düşünüyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu: Herhalde hapse girdikten sonra ruh hâli değişmiştir.

Özge Altun Akyol: Cezaevi koşulları nedeniyle mi?

Ekrem İmamoğlu: Evet, evet, ben öyle düşünüyorum; tutsaklığı... Başka ne olabilir? Çünkü bir buçuk ay boyunca çok bir insan bu kadar sağlıkla ilgili sorun yaşar ve bu denli insanın sağlığına aykırı bir şekilde sesler çıkartabilirdi; çünkü yan koğuşumda kalıyordu. Bunu kendisine de "Sağlığın nasıl?" diye defalarca avukat görüşmesi odalarında yan yana kendisine bağırarak sordum veya avukatlarına sordurmaya çalıştım; çünkü sağlığını iyi görmüyordum. Bu gece yarıları ağır derecede bağırış çağırış şeklindeki seslerini duyarak şahitlik ettim. Ne kadar kaldı bilmiyorum; bir buçuk ay mı, iki ay mı her ne kadarsa. Sonrasında tabii tutukluluk, sonrasında savcılarla ilgili yaptığı görüşmelerde ki ben iddia makamına dair sözlerimde belirttim, savcılıkla hangi tehdit veya şantajla baş başa kaldı bunu bilemem, tahminen olarak söylüyorum birçok insanın yaşadığı şeyler üzerinden; muhtemelen hayatını etkileyecek maddi, manevi birtakım unsuların tehditlerinden endişe edebileceğini düşünüyorum. Bütün bunların onu etkilediğini ve aynı zamanda bir husumete dönüşebileceğini düşünüyorum. Tanımam mümkün değil çünkü ifadelerini, tarzını.

Özge Altun Akyol: Tam da aslında bu bahsettiğiniz seslerle ilgili bir soru sormak istiyorum. Ekrem Bey, siz Casusluk Davası'nda müvekkilimin etkin pişmanlık ifadesi verdikten sonra, "Benim dosyamda da var pişmancık; Ertan Yıldız benim yan hücremde duruyordu. Ben ona sesimi duyuruyordum ama onun böğürmesini falan duyuyordum, gecenin sonunda nasıl bir böğürme ama" şeklinde bir beyanınız var.

Ekrem İmamoğlu: Evet, aynen öyle.

Özge Altun Akyol: Tamam. Biz bu böğürme kısmını kaba bir tanımlama olarak bulduk ama siz bu şekilde söylüyorsunuz. Sorum şununla ilgili:

Ekrem İmamoğlu: Başka bir tarif biçimini bilmediğim için o şekilde ifade ettim. Varsa tıbben başka bir tarifi, onu doktorlar bilir, ben bilemiyorum ama aynen o şekilde böğürme; hakaret değil ayrıca böğürme yani affedersiniz kusar gibi bir tarzda böyle sürekli, dakikalarca olmasını ben geceler boyu yaşadım.

Özge Altun Akyol: İkinci sorum şununla ilgili: Siz "Benim sesimi o duyuyordu ama ben onun sesini duyuyordum" dediniz. Birkaç soruyu art arda soracağım, dilediğiniz gibi cevap verebilirsiniz. Birincisi, bu seslerin müvekkilin alerjik nezle hastalığı...

Ekrem İmamoğlu: Hayır hayır, alerjisini çok iyi biliyorum onun. O alerjisi günlük öksürme şeklinde, onu çok iyi biliyorum; yıllardır yan yanayız. Böyle bir şey olur mu, duyulur mu öyle bir şey? Yanımda yanımda toplantıda peşi sıra öksürmekle alakası olmayan bir sesten bahsediyorum. Zaten öyle bir sesi duymam mümkün değil.

Özge Altun Akyol: Tamam. Ben aslında şunu soracaktım: Yani bu duvar nasıl bir duvardı ki sizin sesiniz gitmiyor ama onun sesi...

Hâkim: Avukat Hanım, çok da bir önemi yok bizim için, uzatmaya gerek yok o kısımları; başka sorulara geçelim. Tamam, geçiyoruz. Peki.

Özge Altun Akyol: Şimdi yine siz huzurdaki beyanlarınızda müvekkilimle ilgili "Sıkıntılı bir haleti ruhiyesi vardı, duruşmada gördünüz" dediniz kılık kıyafet itibarıyla müvekkilimden bahsederken. Yine müvekkilimi kastederek "Savunmanın belkemiği olan itirafçının sorgusu yarıda kesildi" şeklinde bir cümle söylediniz. Müvekkilimizin sorgusu yarıda kesilmedi, kesilseydi önce biz itiraz ederdik; müvekkil sorgusunu, savunmasını yaptı. Bir de biz o gün siz salonu terk ettiniz, salonu terk etme sebebiniz neydi o gün o heyetin ifadesinden sonra?

Ekrem İmamoğlu: Hayır hayır, soru sorma kesilmedi, kesildi... Ben mi yanlış hatırlıyorum? Soru sormak istediler...

Özge Altun Akyol: En son şöyle bir soru üzerine müvekkili Sayın Başkan uyardı da benim...

Ekrem İmamoğlu: Ben de diyorum ki müdafilerim kendisine soru sormak istedi.

Özge Altun Akyol: "Cezaevinde kalmaktan mutlu musun?" diye bir soru geldi, oraya Sayın Başkan müdahale etti o kadar.

Ekrem İmamoğlu: Hayır, soru kesildi dedim, kendi gitti demedim ki Avukat Hanım yani. Benim müdafilerimin kendisine soracağı soruları dahi soramadı.

Özge Altun Akyol: Tamam. Şimdi Ekrem Bey, İYA yani İstanbul Yönetim A.Ş. söz konusudur. İYA'nın icrai bir görevi var mıdır, yönetsel bir faaliyeti var mıdır?

Ekrem İmamoğlu: Kesinlikle vardır.

Özge Altun Akyol: Vardır. Peki, İYA Danışmanlık Ticaret A.Ş. yani İYA'nın internet sitesinde İYA Danışmanlık Ticaret A.Ş.'nin ne olduğu tanımlanırken şöyle bir tanımlama yapılmış: "İYA, 2021 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olarak kurulmuştur. İYA, İBB iştirak şirketlerinin ihtiyaç talep edilmesi hâlinde diğer ilçe iştiraklerine mali işler, insan kaynakları, iş sağlığı, güvenlik, süreç, iş geliştirme, stratejik iletişim, mevzuat, hukuk, uyum alanlarında" -lütfen dikkat buyrun- "danışmanlık hizmeti vermektedir." Yani bir danışmanlık hizmetinden bahsetmekte, bir icrai faaliyetten, bir yönetsel yapıdan bahsetmemektedir. Siz böyle dediğiniz için soruyorum: Neden internet sitesinde böyle bir tanımlama var?

Ekrem İmamoğlu: Hayır hayır, çok örtüşen şeyler. Tabii ki o faaliyet şeyinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde nasıl tanımlanmıştır veya oraya nasıl yansıtılmıştır bunu bilmem mümkün değil ama tam da bu şekilde, bahsettiğiniz biçimde İYA bütün bütçesini İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iştiraklerinden almıştır; çünkü her biriyle danışmanlık sözleşmesi vardı. Bu danışmanlık sözleşmesinin içerisinde denetim, hukuk, satın alma gibi bütün birimleri içeren bir faaliyet yürütmektedir. Bu, işin ticari boyutudur. Fiilî boyutunda da yine hem İYA Yönetim Kurulu Başkanı olarak hem de başkan danışmanı olduğu dönemde de ilave başkan danışmanı olarak bu görevleri bir bütün olarak yürütmüştür. Meclis üyesi olduktan sonra başkan danışmanlığı statüsü sona erse de aynı yetki ve kapasiteyle İYA Yönetim Kurulu Başkanı olarak tutuklanana kadar aynı görevi yerine getirmiştir. Aynı şekilde bütün grup başkanları Ertan Bey'in başkanlığında toplanır, icrai kararlar alır. O kararların bütün denetim, satın alma, hukuk ve aklıma gelmeyen diğer hususlarda da İYA onayı olmadan da gerçekten birçok husus iştirakler tarafından yönetilemezdi. Bizim temel amacımız 32 şirketi tek başına birer uydu değil, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin böyle kapsayıcı bir iştirak üzerinden denetlenmesini, hukuki olarak denetlenmesini, satın alma ve diğer alanlarda da takip edilmesini sağlamaktı; onu da o şekilde sağladık.

Özge Altun Akyol: Ertan Yıldız yönetim kurulu başkanıdır, doğru mu?

Ekrem İmamoğlu: Doğru.

Özge Altun Akyol: Yönetim kurulu başkanının icrai bir görevi bulunur mu?

Ekrem İmamoğlu: İşte o dediğim daha önceki danışmanlık statüsü, yani Kasım 2024'te - Kasım 2023'te sona eren danışmanlık formunu İYA Yönetim Kurulu Başkanı olduktan sonra da aynı biçimde sürdürmüştür.

Özge Altun Akyol: Peki, Ekrem Bey, biraz önce ben İYA'nın tanımını okuduğumda size "Ben burada icrai bir faaliyet görmüyorum" dedim; siz "Tam olarak da budur, icrai faaliyettir" dediniz. Bu durumda internet sitesindeki bilginin eksik olduğunu düşünebilir miyiz? Ya da yanlış tanımlandığını?

Ekrem İmamoğlu: Tam anlamadım son kısmını; ne olarak düşünebilir miyiz?

Özge Altun Akyol: Yani eksik veya yanlış bir şekilde internet sitesinde tanımlandığını...

Ekrem İmamoğlu: Yok yok, eksik değil, sadece uygulamada tamamlayıcı bölümünü ben ifade ettim. Bu bazen idari koşullarda tamamlayıcı bölümleri uygulamayla yürütülebilir.

Özge Altun Akyol: Evet. Burada şöyle bir cümle belirtmek istiyorum Sayın Başkan: Dosyanın niteliği gereği hani sırası gelmişken, müvekkil 2024 seçimlerinden sonra icrai görevinin bittiğini, sembolik bir görevinin ya da devam ettiğini beyan etmiştir; söz konusu birimin biz yine aynı iddiadayız, icrai bir görevi yoktur, danışmanlık ve eğitim hizmeti vermektedir.

Son soru Ekrem Bey, siz bir beyanınızda yine Ertan Yıldız, müvekkil için "Hayal kırıklığı" dediniz. Kendisiyle ilgili ifadeler verirken, hatta birçok konuyla ilgili veya başka kişilerle ilgili bilgi verirken yetkinliğine inandığınız, görevde başarılı olacağını düşündüğünüz kişileri görevlendirdiğinizi söylediniz.

Ekrem İmamoğlu: Aynı şeyleri Ertan Bey için de söylüyorum.

Özge Altun Akyol: Evet, aynı şekilde kendisi için de söylediniz. Bu "Hayal kırıklığıdır" tanımı, yetkisi itibarıyla çok fazla yetkisi ve bilgisi olan müvekkilin sadece etkin pişmanlık beyanlarından ibaret midir?

Ekrem İmamoğlu: Hayır, olur mu; etkin pişmanlığın içerisindeki iftiralarından dolayı.

Özge Altun Akyol: Teşekkürler.

Ekrem İmamoğlu: Rica ederim.

KURUM AVUKATLARI EKREM İMAMOĞLU’NA SORUYOR – 17.10.2026

 

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI AVUKATI SORUYOR

 

Avukat: Ertan Bey'in avukatı sorudu ama genel nitelikte sordu. Ben öncelikle şunu sormak istiyorum: Fatih Keleş ile Ertan Yıldız'ın İBB ve belediye iştiraklerinin içerisinde görevleri neler acaba?

Ekrem İmamoğlu: Şu anda Ertan Bey ile ilgili ifade ettim zaten. Tekrara geçmek istemiyorum. Fatih Bey'in İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclis üyesi aynı zamanda 2024'e kadar, 24'ten sonra aynı zamanda iş adamı kimliği var. Kurumla bir ilişkisi yok. Sadece ilişkisi İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis üyesi olduğu dönemde ve sonrasında da İBB Spor Kulübü başkanı.

Avukat: Peki, bunu şunun için soruyorum. İstaç A.Ş. Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay'nın 24.06.2025 tarihli ifadesinde Ertan Yıldız ve Fatih Keleş satım alımlarda çıkacak ihalelerin kendisine bildirilme yönünde talimat verdiklerini beyan etmiş ve ihalelerle ilgili bilgilerin önce WhatsApp üzerinden, daha sonra kapalı zarf içerisinde Ertan Yıldız ve Fatih Keleş'e bildirdiğini beyan etmiştir. Ertan Yıldız ve Fatih Keleş'in görev tanımlarında bu şekilde bir şey var mı?

Ekrem İmamoğlu: Ertan Yıldız'ın görev tanımlarında var. İBB belediye başkanı danışmanı olarak bir görevi var ama Fatih Bey'in böyle bir görevi yok. Yani günümüzden bir örnek verirsek Cumhurbaşkanı danışmanının seçim takvimini vermesi gibi ya da hukuki değişikliklerde talimat verir gibi açıklama yapması gibi değil bu söylediğim. Bu birebirdir. Ertan Bey'in birebir görevidir ve o görevi hem başkan danışmanlığı döneminde hem de yönetim kurulu başkanlığı döneminde iştiraklerden sorumlu olarak yürütmüştür. Tabii bu söylediğiniz mesajla aldı almadı, usule uygun olmayan bilgiyi aldı almadı bu detaylara benim hakim olmam mümkün değil. Zaten söylediğiniz gibi beyandan ibarettir.

Avukat: Fatih Keleş'in bu şekilde bir görev tanımı olmamasına rağmen neden bu şekilde kendisine ihalelerle ilgili?

Ekrem İmamoğlu: Siz de ifade ettiniz deneyimli bir İçişleri Bakanlığı mensubu olduğunuzu düşünüyorum beyandan ibaret.

Avukat: Kendisine bildirilen ihalelerle ilgili size bilgi veriyor muydu?

Ekrem İmamoğlu: Hiçbir ihale ihale de bilgisiyle 6 yıl boyunca hiçbir ihale kişilerin ihale suşu busu diye ne bilgi aldı ne de ben de bilgi paylaşıldı. Sadece birtakım iştiraklerde üst düzey birtakım çalışmalar yapılırken örneğin işte diyelim ki bir iştirakinin hasılat paylaşımı büyük bir proje veya işte enerji bakımından bir işin nasıl ihaleye çıkması gerektiği hususlar bu da statü açısından işte yapı işlet devret olsun veya başka usullerde mi olsun bu tür detayları tartıştığımız yoksa firmalar hangi firma olacak vesaire gibi masamız hiçbir zaman olmamıştır.

Avukat: İBB başkanlığınız görev süresince belediye iştirak şirketi yönetim denetim süreçleri hangi usulle yöntemlerle oluyordu acaba sizin talimatınız var mıydı?

Ekrem İmamoğlu: Dönem dönem benim talimatımla teftiş kurulunu harekete geçirdiğim hususlar da oldu. Bir de sistemin bir şekilde iç denetim mekanizması gibi daha önceden hiç olmayan daha önceden hiç olmayan ama bizim dönemimizde İYA üzerinden başlattığımız bir denetim mekanizmasının bir iç denetim olarak danışmanlık statüsü altında bu bir denetimde denetlemeyelim adını aslında bir danışmanlık gibi de diyebiliriz. Ertan Bey'in yönettiği o İYA kuruluşuyla beraber yürütüldü ama onun öncesinde uygun görülen ya da aldığınız bir şey varsa bir bilgi varsa ki işte burada da konusu geçen bahsi geçen bir Kültür A.Ş.'nin bir ihale meselesi vardı teftiş kurulunu harekete geçirdiğimiz çok konu olmuştur.

Avukat: İSFALT A.Ş. Genel Müdürü Burak Korzay, Fatih Keleş'in Ahmet... Zenit Yapı üzerinde bırakmaya çalışmaya Zenit Yapı ismi firma üzerinde bırakmaya çalıştığını Ahmet'in de alan ifadesinde Ertan Yıldız ve Fatih Keleş'e toplam 232.500.000 TL para verdiğini ihale edip dekontlarında dosyaya sunduğunu beyan etmiş. Bu hususta bilginiz var mı?

Ekrem İmamoğlu: İçişleri Bakanlığı'nın ne ilgilendiriyor tam bilmemekle beraber...

Avukat: Görev olarak...

Ekrem İmamoğlu: Müsaade ederseniz... Bilmemekle beraber sormadım size. Bilmemekle beraber İçişleri Bakanlığı'nın teftiş anlamında müfettiş görevlendirmesi ataması İçişleri Bakanlığı'nın İstanbul'daki ofisi valilik üzerinden başlattığı sayılara bakarsanız 11 kat daha fazla teftiş edilmiş bir kurumuz biz. Orada bir beyanı değil de bence sizin İçişleri Bakanlığı'nda kayıtlı ve hiçbir sonucuna hiçbir negatif husus bulunmayan kurumunuzun teftiş kurulunun raporlarına bakmanızı öneririm.

Avukat: Peki teşekkür ederim cevabınız için. Bilginiz var mı diye sordum. Size böyle bir şey gelmiş mi sonucunda soruşturma geldiyse...

Ekrem İmamoğlu: Bana gelmediğini söylüyorum. Tamam gelmediğini söylüyorum. Sadece ben de yani sizin hazır bir kurumu temsil ediyorsunuz İçişleri Bakanlığı'nı. İçişleri Bakanlığı'nda yanlış hatırlamıyorsam yanlış hatırlamıyorsam kurumumuz bir önceki döneme göre en az 12 13 tablo yok burada yansıttım. Şeyden de muhtemelen raporları dosyaya sunarız diye düşünüyorum avukatlarım vasıtasıyla. Sizler de o raporlardan analiz edebilirsiniz diye düşünüyorum.

 

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI İKİNCİ AVUKATI SORUYOR

Avukat: Benim de 1-2 tane kısa sorum olacak Ekrem Bey. Burada İBB veya iştiraklerinin zarara uğratıldığına ilişkin tarafınıza herhangi bir rapor sunuldu mu? Sunulduysa mekanizmayı nasıl çalıştırıyorsunuz ve bu dosyadaki eylemler ve bunun dışındaki sizin görev süreniz boyunca meydana gelen olaylar ile ilgili herhangi bir soruşturma yaptınız mı ihalelerle ilgili ve benzeri iddialarla ilgili?

Ekrem İmamoğlu: Tabii. Göreve gelir gelmez bu tür tespitlerin yapılmasıyla ilgili talimatım oldu geçmişe yönelik ve yine dosyaya yansıttığım gibi 30'un üzerindeki dosyamıza İçişleri Bakanlığı tarafından, mensubu bulunduğunuz bakanlık tarafından el konuldu. Tespit ettiğimiz raporları teftiş kurulu düzenledi. İçişleri Bakanlığı "Sen bunları teftiş edemezsin, ben edeceğim" dedi. Aldı ve çıt yok. Hiç dönüş olmadı yani. İçişleri Bakanı üzerini örttü.

Avukat: Sonraki soruya geçiyorum. Bu da Medya A.Ş. ile ilgili yani reklamlarla ilgili özellikler. Burada reklam alanlarının tahsisi veya kaldırılmasıyla ilgili sizin başkanlık makamınızın tam olarak konumu nedir? Dahil olma süreçleri nelerdir? İhale sonuçlarıyla şirketlere yapılan ödemelerin uygunluğunu denetlediğiniz bir mekanizma var mıdır? İhaleye çıkıldıktan sonra da sonuçlarına yönelik bir çalışma yapıyor musunuz? İhaleyi verdik, ödemeler nasıl geldi, buna dair bir geri dönüş anlamında bir çalışmanız, bir mekanizmanız var mıdır?

Ekrem İmamoğlu: Avukat Bey, şöyle ifade edeyim: İstanbul Büyükşehir Belediyesinin son 6 yılı Türkiye tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin en üst düzeyde hem iç denetim mekanizmaları işletilmiştir. Bakın bir ifade daha vereyim burada. 2019 öncesi iç denetimin iç denetimin denetim yapma sayısı İBB'de 0. Ama ben her yıl içinde iştirak şirketleri de var, raporları isteyebilirsiniz, her yıl en az 20-25 iştiraki iç denetime tabi tuttum. Bizzat kendi denetim faaliyetimden bahsediyorum. Tekrar ediyorum: 20-25 iştiraki her yıl denetleyen Ekrem İmamoğlu'nun 6 yılına karşılık bizden önceki denetim sayısı 0. Yani ben iç denetimi de hareketlendirdim, teftişi de hareketlendirdim ama 2019 öncesi İçişleri müfettişleri bile İBB'ye uğramadı. İç denetim de hiç yaptırılmadı, 0 kayıtlarında var. İç denetim nasıl işletildi, iştirakler nasıl takip edildi bakabilirsiniz. Bir bilgiyi daha vereyim size: Ben hapisteyken az önce bahsettiğiniz hususta yani reklam, tabela vesaire hususunda bir tanzim raporu düzenlendi. İstanbul Büyükşehir Belediyesine gönderdi. Az önce ben buradaki sunumumda da ifade etmiştim. Bu raporda "İstanbul Büyükşehir Belediyesinin şu anki mevcut yönetimi hiçbir kamu zararı yoktur" diye Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. adına hiçbir kamu zararı yoktur diye raporunu düzenledi, faile teslim etti.

Avukat: Bir sorum daha. Örgütle de suçlanıyorsunuz örgüt üyeliğiyle özellikle. Buna dair...

 

Ekrem İmamoğlu: Yok, örgüt liderliği.

Avukat: Liderliğiyle. Kısa bir sorum olacak bununla ilgili. Şimdi iddianamedeki eylemleri gördüğünüz zaman ki siz zaten kabul etmediğinizi burada defalarca beyan ettiniz. Öyle bir örgüt olmadığını, belirtilenleri yapmadığınızı. Peki buradaki bu eylemleri gördüğünüz zaman sizin dışınızda bazı idarecilerin sizin adınızı kullanarak herhangi bir menfaat teminine, kalkıştığına  dair bu iddianamede en azından öyle bir tespitte bulundunuz mu? Öyle bir şey dikkatinizi çekti mi?

Ekrem İmamoğlu: Benim tabii ki öyle bir tespit etme hakkım da yok yani.

Hakim: Avukat Bey bu sorunun bir önemi yok. Sanığın bunu tespit etme...

Ekrem İmamoğlu: Ama Sayın Başkan müsaade ederseniz şunu söyleyeyim: Somut bir delili ben ekranda ya da buradaki ifadelerde görmedim. Görürsem burada da aynen şu kürsüde, pardon oradaki mikrofonda aynen şunu söyledim: Böyle bir şey tespit edildiğinde gereğini yapmaktan geri durmam, halkımızdan da özür dilerim ve hani bununla ilgili de bir ilave yapayım, daha fazlasını da yapmaktan geri durmam yani eğer yetkim olursa.

Avukat: Peki, teşekkür ederim.

 

MAPEG AVUKATI SORUYOR

Avukat: Merhabalar, MAPEG ile ilgili olarak, efendim Ekrem Bey'in kısa bir sorumuz olacaktı. Cebeci bölgesinde İSFALT'ın beklenen gelirleri ile gerçekleşen gelirleri arasında azalma olmuştur.

Ekrem İmamoğlu: Ben anlamadım sorunuzu.

Avukat: Cebeci bölgesinde İSFALT'ın beklenen gelirleri ile gerçekleşen gelirleri arasında bir azalma olmuştur.

Ekrem İmamoğlu: Avukat Hanım şöyle; İSFALT'ın Cebeci ile ilgili madenle alakalı bir geliri bizim geldiğimizde de yoktu. Başta Güney Cebeci olmak üzere zaten kapalıydı. Zaten 2018'de kanunla maden bölgesi ilan edildikten sonra bir durağan hale devrilmişti ve tümüyle bir ihtisas sahasına dönmüştü. Valilikte yapılan raporlara dönüp bakarsanız ki orada sizin de genel müdürünüz vardı 2019 sonunda yaptığımız toplantıda, işin nasıl vahim bir seviyeye geldiğini, sizin de yetkililerinizin ağzından ve orada sunumu yapan hanımefendi Atiye Hanım, Profesör Atiye Hanım'ın ağzından birebir ben dinledim ve ben ilk defa şahit oldum. Ve sürecin aslında ne kadar büyük bir mücadeleye ihtiyaç olduğunu orada dinledim ve İSFALT'ın da orada ne kadar sırtına büyüklük yüklendiğini orada dinledim. İşte kamulaştırmadan tutun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne, işte meşhur bu sutrelerin yapılmasına varıncaya kadar. Dolayısıyla İSFALT'ın değil gelir alması veya gelir getiren bir husus veya azalması, tam aksine İSFALT hem ödediği 40 milyon peşinatla, hem de verdiği 230 milyon teminatla bugünün parası neredeyse 3 milyar liralık bir yükün altındaydı ve tarihi dolmak üzereydi. Yani 2018'de biz bu yıl başlıyoruz ve 2019'a kadar da biz bunu bitireceğiz diyen bir önceki yönetim hiçbir şey yapmamıştı ve bizim sırtımıza böyle büyük bırakmıştı. İSFALT da biz geldiğimizde kurumumuzun en fazla SGK borcu olan ve hiçbir ihaleye giremeyen bir kurum halindeydi. Biz önce İSFALT'ın SGK borçlarını temizledik ve ondan sonra ihaleye girmesini sağladık. Bu da neredeyse bizim bir yılımızı aldı. Dolayısıyla bırakın İSFALT'ın oradan gelir elde etmesini, tam aksine bu çökmüş iştirak durumundaydı.

Avukat: Teşekkür ederim.

Ekrem İmamoğlu: Rica ederim.

MAPEG’İN İKİNCİ AVUKATI SORUYOR

Esma Zorlu: Ekrem Bey, size birkaç sorum olacak. Birbiri birbirinden bağımsız üç ayrı şüpheli ki bunlar Ertan Yıldız, Sadık Yalçınkaya ve Yakup Öner; Cebeci bölgesindeki organizasyonda sizin Murat Gülibrahimoğlu'nun gayriresmî gizli eşit ortağı olduğunuza dair birbiriyle örtüşen beyanlarda bulunmasının sebebi nedir? Yani siz... Birbirinden bağımsız bu üç kişinin örtüşen beyanları ile ilgili düşünceniz...

Ekrem İmamoğlu: Tamam, şöyle şöyle ben... Müsaade edilirse Sayın Başkan bir cümleyle... Yok yok, şöyle ama şöyle; bir güzel... Avukat Hanım, buraya her gün geliyorlar, günlerdir eşlik ediyorlar, mesleklerine ve kendi kişiliklerine üst seviyede saygı duyan birisi olarak...

Esma Zorlu: Teşekkür ediyorum, bilmukabele.

Ekrem İmamoğlu: ...saygı duyan birisi olarak şunu söyleyeceğim: Birincisi; gerçekten bu sorunuzun MAPEG'le hiçbir ilgisi yok. İkincisi; ikincisi, Yakup Öner'in ne dediğini tam hatırlamıyorum ya da ifadesini ama burada "Bunların tamamı duyumdan ibarettir" dedi. Diğer arkadaşların da bir somut tespiti olmadığını hatırlıyorum. Ertan, diğeri kim dediniz pardon?

Esma Zorlu: Sarp Yalçınkaya.

Ekrem İmamoğlu: Yani o zaten şaibeli bir arkadaş. Yani "8,5 milyon dolar hapisten çıkmak için para verdim" diyen birisi. Bence hani sizinle ilgisi yok, sizin sorduğunuz konunun MAPEG'le ilgisi olmadığı gibi, bu söylediğimin de sizinle ilgisi yok, yanlış anlamayın ama Sarp Yalçınkaya niçin 8,5 milyon dolar verme ihtiyacı hissetti? Parayı verdi, avukat aldı vesaire; bu konuların da savcılık tarafından duyuyorum en hızlı, en şiddetli şekilde araştırılmasını talep eder ve dilerim.

Esma Zorlu: İkinci sorum: İSFALT'ın Kuzey Cebeci'deki yüzde 40, Güney Cebeci'deki yüzde 16'lık hisselerinin devri konusu yönetim organlarında veya tarafınızla yapılan herhangi bir toplantıda gündeme geldi mi?

Ekrem İmamoğlu: Hayır hayır, hiçbir toplantıda gündeme gelmedi. Yani yine İSFALT'ı bu kadar düşünmeniz ve bu kadar hassas bir şekilde kamu kurumunu savunmanız ve bu konuda soru sormanız beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Zira şu anda TMSF'nin uhdesinde, TMSF'nin yönettiği Murat Gülibrahimoğlu'na ait şirket, sermaye artırımı yaparak bırakın yüzde 16'yı, yüzde 16'yı; İSFALT'ı binde 6'ya düşürmenin gayreti içerisinde, bunu da beyan edeyim.

Esma Zorlu: Şuna istinaden soruyorum Ekrem Bey: Ertan Yıldız bu devir meselesi ile ilgili "Siyaseten ve ekonomik olarak bunu anlatamazsınız, şirket zarara uğrar" diye sizi bu talebinizden döndürdüğünü ifade etti. Bununla ilişki... Buna ilişkin, bu beyanlarına ilişkin sizin yorumunuz nedir? Ben onu sormak istedim.

Ekrem İmamoğlu: Yani bazen Süperman, bazen Atom Karınca olmayı seviyor; kaçmak istediği zaman Atom Karınca, bazen de Süperman olmayı seviyor arkadaşımız. Ama ben Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin şirketinin yüzde 16'sını ya da yüzde 1'ini ya da milyonda birini birine peşkeş çekecek; bunu düşünenin, söyleyenin alnını karışlarım! Bu namustur yani!

Esma Zorlu: Teşekkür ediyorum. Ertan Yıldız'ın beyanlarından hareketle birkaç sorum daha vardı ama kendisinin bu yöndeki iddialarını tümden reddettiğinizi anlıyorum bu cevaplarınızdan. O yüzden ayrıntıya girmek istemiyorum. Sayın Savcım da değindi ama ben şunu yine de sormak istiyorum: Burada birçok çalışma arkadaşınızı insan kaynaklarının tavsiyesiyle davet ettiğinizi, Türkiye'nin en büyük bankalarında çalışan isimleri belediyeye davet ederek Türkiye'nin en iyi yönetim kadrosunu kurduğunuzu ifade ettiniz. Bu hassas seçimler yapılırken Murat Gülibrahimoğlu gözden kaçırılmış olabilir mi? Kendisinin Cebeci bölgesindeki kontrolü... Kendisinin Cebeci bölgesindeki kontrolünü tutmanızın ve bir görev değişikliğine gitmemenizin gerekçesi il başkan yardımcısının olumlu görüşü müdür, yoksa...

Ekrem İmamoğlu: Şöyle söyleyeyim: Murat Gülibrahimoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bir çalışanı değildir. Bir profesyonel yöneticisi değildir. Şirket sahibi bir iş adamıdır ve daha önce kayıtlarda da geçtiği gibi örnek veriyorum; daha önceki ortağı, 2019 ve öncesindeki ortağı AK Parti İstanbul İl Başkanı'dır. Murat Gülibrahimoğlu'nun iş kalitesi, iş adamlığı beni zerre kadar ilgilendirmez. Ama şunu hatırlatayım yine kurumunuzu ilgilendiren bir kısmı ile ilgili; az önce burada Savcı Bey'in sorduğu soruya istinaden verdiğim... Bitiriyorum Sayın Başkan. Verdiğim bir cevap üzerine, pardon, sorduğu bir soru üzerine "Bir toplantı dinlemiştim" dedim. Ve "Ben bütün izinleri halledeceğim ve bu projeyi biz çözeceğiz; sizi de hani İSFALT'ı da bu süreçten kurtaracağımdan emin olabilirsiniz" tarzında cümlelerini hatırlıyorum ve Allah için gerçekten MAPEG'ten, yani kendi kurumunuzun genel müdürüne bunu sorabilirsiniz, MAPEG'ten çatır çatır bütün izinleri, bütün belgeleri bazen 10 günde, bazen 20 günde almıştır. Yani benim ricam sizlerden, MAPEG'in genel müdürüyle, MAPEG'in yetkilileriyle, o kurumun avukatı olarak bu konuyu tekrar masaya yatırınız.

Esma Zorlu: Cevaplarınız için teşekkür ederim.

Ekrem İmamoğlu: Rica ederim, ben teşekkür ederim katılımınız için de.

 

ŞİŞLİ BELEDİYESİ AVUKATI SORUYOR

 

Avukat: Benim eylem 46 kapsamında bir sorum olacaktı size.

Ekrem İmamoğlu: Neydi eylem 46 Avukat Hanım.

Avukat: Torun Center.

Ekrem İmamoğlu: Efendim?

Avukat: Torun Center. Açıklamasını yapacağım öncelikle

Ekrem İmamoğlu: Ha. Torun Center. Pardon

Avukat: İddianameye göre Torun Center tadilat ruhsatı sürecinde müşteki şirketten 10 milyon dolar ardından 5 milyon dolar rüşvet talep edildiği ve Mehmet Torun'un Yakup Öner aracılığıyla ulaşıldığı iddia edilmektedir. Buna ilişkin Torun Center'ın ruhsat ve ceza süreçlerinde yaşananlardan ve iddia edilen rüşvet taleplerinden haberinizin oldu mu? Adem Altıntaş'ın ve Resul Emrah Şahan adına rüşvet teklif ettiği iddiası kapsamında Yakup Öner aracılığıyla sizinle ilişki geçildi mi ve bu kapsamda ekimdeki ilişkilerde herhangi bir talimatınız oldu mu?

Ekrem İmamoğlu: Avukat Hanım şöyle kısaca cevap vereyim. Yani birincisi birincisi burada Torun center'ın sahibi ifade ettiğinde ben de bu... hatırlıyorum. Birisi benden randevu istediğinde ben randevu yönlendirmesini yetkili yaptım ve bu konuda da bir randevu talebi olduğunda buluşmalarını istedim. Resul Emrah Şahan başkanımız da buradaydı. Böyle bir talebin kendisinden kendisine yapılmadığını bizzat o şirketin sahibi burada ifade etti. Benim sadece bildiğim bu kadar. Burada şahit olduklarımız sizin söylediğiniz o iddiaların hiçbirinden haberdar değilim avukatım.

Avukat: Tamam Teşekkür ederim

Ekrem İmamoğlu: Rica ederim

Yorumlar