Zifiri karanlıkta evimin kapısına yüzlerce polis geldi, yüzlerce! 5-6 kademe canım polisimizi kapıya dizdiler. Kim? Koltuğunu sağlama almak isteyen bir kişi ve onun aparatı! Ev bastı! 15,5 milyon insanın cumhurbaşkanı adayı olarak istediği insanın, 16 milyon insanın koca kadim İstanbul'u emanet ettiği insanın kapısına dayandı.
Diyorlar ki "Savunma yap." Ne savunması ya? Boynunuzu aşağı eğin bu kararı alanlar!
Siz Türk milletine ihanet etmiş insanlarsınız. Bu ülkenin insanlarına; demokrasiye, adalete, Cumhuriyete ihanet etmiş insanlarsınız.
Çağırdınız da gelmedik mi? Adaletten mi kaçtık? Sorgulamadan mı, hangi denetimden kaçtık? Elinizde ne var? Nereden kaçtık? Korkaklar! Randevu bile veremediniz. Telefonumuza bile bakamadınız. Korkaklar! Çok netim ben. İki elim yakalarında! Bu dünyada adalet önünde, öbür dünyada mahşerde iki elim yakalarında! Bunu bilsinler. Kin ve nefret taşımıyorum, hiç taşımadım. Ama bu millet için bunu yapacağım. Hayatım ne kadar varsa o kadar mücadele edeceğim.
Çocuklarımın önünde, 16 milyon İstanbullunun Belediye Başkanının kapısına yüzlerce polis... Niye? Bugün bir yandaş vasat basın demiş ki: "Ben dün şov yapmışım."
Sizi şovmenler sizi, foncular sizi! Benim evim de barkım da belli. Benim gizli tapum yok. Gizli tapusu olanlar düşünsün. Benim her şeyim belli. Didik didik edin, her şeyim belli benim. Her şeyi belli olmayanlar kendini göstersin.
Manşet: Şov... Şovu o sabah yaptılar. Niye biliyor musunuz?
"Bak padişahım ben ne kadar güzel yaranıyorum sana. Bak sen öyle dedin ama ben daha iyisini yaptım."
Bunları tarih gördü. Bu dalkavukları tarih gördü.
______________Ekrem İmamoğlu
Birinci adım: Herkes tutuklanır. Genel müdür de, şoför de, özel kalem çalışanı da. Önce dehşet salınır.
İkinci adım: Aileye uzanılır. Eş gözaltına alınır; oğul, kardeş, kayınbirader içeri atılır.
Bir iş insanının ifadesi alınırken eşinin gözaltına alındığı haberi verildi; o insan "Ne isterseniz imzalarım" dedirtilir.
Bir başkasına "Bir milyon dolar verirsen eşinin tutuklanmamasını sağlarım" denilir.
Özgürlüğe fiyat biçilir!
Bu iddianmeyi yazanlar benim için şaibelidir.
Üçüncü adım: Önüne bir metin konur. O metnin adını da
öğrendik, şablon. Kullanılacak kelime de belli sistem. Sistem diyen tahliye oldu.
Dördüncü adım: "Üç isim ver, üç hafta sonra seni çıkartayım" teklifi anlatıldı. Aleyhe ifadenin ardından kapılar bir bir açıldı; biri ertesi gün, biri aynı gün, biri üç hafta sonra.
Biri de açıkça söyledi, "Çıkmak için her şeyi söyledim", dedi.
Savcı yazmış o imzalamış.
Özgürlük karşılığında isim, tahliye karşılığında cümle.
Bunun adı itiraf değildir; bunun adı takastır.
__________________Ekrem İmamoğlu
Bugün, yazdıklarım, söylediklerim nedeniyle bana verilmiş “ihtiyatî” ev hapsi cezasının 3. ayı... Ve ben 3 aydır, bana yöneltilen “halkı kin ve düşmanlığa alenen teşvik” suçlamasının iddianamesini bekliyorum. İşin haksızlık barındıran yanı; bana isnat edilen suçtan suçlu bulunup ceza alsam; “yatarım yok”!
İşin asıl acı tarafı ise, -evde ya da cezaevinde- bu durumda olan binlerce yurttaşız.
Not: Sizden aman dileyen de, korkan da, bir fayda uman da sizin gibi olsun.
____________Levent Üzümcü
Türkiye’deki Rejimi Adıyla Çağırmanın Zamanı Geldi mi? 👇🏼
Hükümet tarafından atanan bir kayyum, Erdoğan rejiminin kontrolü dışındaki Türkiye’nin en çok izlenen kalan televizyon kanallarından biri olan Halk TV’nin kontrolünü ele geçirdi. Yayınları durduruldu.
Zamanlama özellikle anlamlı: Bu, İstanbul Belediye Başkanı ve Erdoğan’ın başlıca rakibi Ekrem İmamoğlu’nun, Mart 2025’ten beri hapiste tutulduğu halde mahkemede savunmasını sunmaya başlayacağı sırada gerçekleşiyor.
Halk TV, savunmasını ve davanın seyrini detaylı bir şekilde yayınlaması beklenen az sayıdaki televizyon kanalından biriydi.
İmamoğlu’na ve onlarca muhalif belediye başkanına yönelik baskının ardından, rejim yargı müdahalesi yoluyla ana muhalefet partisinin kendisinin kontrolünü ele geçirmeye yöneldi. Daha yakın zamanda, gazetecilerin ve akademisyenlerin X’teki hesapları kapatıldı, çok sayıda gazeteci ise muhalif politikacılarla birlikte hapsedildi.
Medyanın çoğu zaten rejimin kontrolünde. Bir avuç televizyon istasyonu ve bağımsız YouTube kanallarının dışında, muhalif sesler için alanlar hızla kayboluyor. Oto-sansür zaten yaygındı. Eskiden gazetelerde yazan veya televizyonda görünen pek çok kişi artık kendilerini özgürce ifade edemiyordu. Ama bu bile rejim için yeterli değil.
Erdoğan rejimi, son kalan her sesi susturmayı amaçlıyor. En ufak bir fısıltının bile kulakları sağır eden bir haykırışa dönüşmesinden korkuyor.
Ülke seçimlere yaklaşırken, Erdoğan’ın siyasi ve toplumsal tabanı daralıyor. Devasa borsa skandalı, kendi seçmenleri de dahil olmak üzere desteğini daha da aşındırabilir. Çekirdek desteği artık seçmenlerin yaklaşık yüzde 30’u civarında görünüyor.
Halkın rızasına değil giderek baskıya bağımlı hale gelen rejim, yargı içindeki parti yanlısı unsurları siyasi mühendislik aygıtına dönüştürdü ve yolundaki engelleri temizledi.
Rejim bu koşullar altında seçimleri “kazanır”sa –ki her engeli ortadan kaldırmaya kararlı görünüyor– normal siyasi ve kurumsal kanallar yoluyla demokratik yönetime dönme olasılığı tamamen ortadan kalkmış olacak.
Ama bir seçimi kazanmak, bu baskı mekanizmasını durdurmayacak. Her zorlama eylemi, bir sonrakinin koşullarını yaratıyor. Her susturulmuş ses, bir başkasını susturmak için bir neden haline geliyor.
Faşizm bu aşamaya ulaştığında, zincirlerinden kurtulur. Onu salanlar bile artık onu dizginleyemez. Duvara çarpmasına kadar devam eder, ülkeyi de peşinden sürükleyerek.
_____________Ali Yaycıoğlu / Stanford Üniversitesi, Tarih Profesörü
Avrupa'daki sosyal demokrat partilerin çatı örgütü Avrupa Sosyalist Partisi'nin (PES) Brüksel'de gerçekleştirilen Başkanlık Divanı toplantısında, CHP'nin üyeliğinin askıya alınması ve YENİ Parti'nin üyeliğinin oy birliğiyle kabul edilmesi kararlaştırıldı.
__________Cumhuriyet
Neymiş?!_________________
Kâğıthane Deresi,
Alibeyköy Deresi,
Göksu Deresi,
Küçüksu Deresi,
Kurbağalıdere,
Baltalimanı Deresi,
Ayamama Deresi,
Büyükdere,
Çırpıcı Deresi,
Ayvalıdere,
Çubuklu Deresi,
Çamaşırcı Deresi,
İstinye Deresi…
İstanbul tepeler kadar dereleri ile meşhur bir şehirdi. Şimdi bu dereler nerede?
___________Prof. Dr. Mustafa ÖZTÜRK
Kentsel dönüşüm diye dayatılan iğrençlik!
Yeşil yok, kasvetli beton yığınları!
Altyapı var mı, hayır. Rant olsun yeter!
_______________Emre Şirin
Paylaşımın tarihi 2021. Göz göre göre gelen felaketleri izliyoruz.______________
İSKİ kayıtlarına göre genelde 106 dere görünüyor.
Cendere , Ayamama ,Alibey , Haramidere sık sık gündeme gelir. 1995 - 2001 - 2004 de büyük sel felaketleri yaşanan bu yerler şimdi konut doldu. Dediler ki ıslah ettik ... ?
İklim krizi ile bu daha da sık olacak. Belki her yıl.
_______________Güven İslamoğlu
Yılın ilk dokuz ayında;
-Saniyede 441 bin lira
-Dakikada 26 milyon 460 bin lira
-Saatte 1 milyar 587 milyon lira
-Günde 38 milyar 102 milyon lira
-İlk dokuz ayda 10 trilyon 401 milyar lira vergi ödedik, yine yetmedi, yetiremedik. Bütçe 1 trilyon 840 milyar lira açık verdi!
😕 Aynı dönemde faize giden para ise 2 trilyon 251 milyar lira oldu.
🥺 Yılın ilk dokuz ayında ödediğimiz her yüz liralık verginin 21 lira 64 kuruşu faize gitti. Söyleyeceklerim bu kadar…
_________Ozan Bingöl
ANKETİ YAPAN ŞİRKETE KİM GÜVENSİN? SANA KİM GÜVENSİN? VAZİYET ÇOK DAHA VAHİM YANİ....
GENAR toplumda ekonomi yönetimine duyulan güveni sormuş.
Ankete katılanların %34.1’i ‘hiç güvenmiyorum’ diyor.
‘Güvenmiyorum’ diyenlerin oranı da %33’le bir tık gerisinde.
‘Güveniyorum’ diyenlerin oranı ise %18.8’le çok gerilerde yer alıyor.
‘Çok güveniyorum’ diyenler %1.9 çıkarken, ‘ne güveniyorum ne güvenmiyorum’ diyenlerin oranı ise %12.2.
Ekonomi güven üzerine yürür. Ankete katılanların %67.1’i ekonomi yönetimine güvenmiyorsa işimiz zor demektir.
_________________Abdulkadir Selvi
Galatasaray’a karşı ciddiyetsiz oynamıştık ama Galatasaray çok önde baskı kurmaya başladı, Buda işimizi zorlaştırdı çok kaliteli oyuncuları var çok iyi oynadılar.
Ama ikinci golleri ofsayt mıydı bilmiyorum. Bir futbolcu olarak söylemek gerekirse ve ben Müslümanım yalan atmayı sevmem. Ofsayt yoktu gibime geldi. Hocam ve takım arkadaşlarım da öyle görmüşlerdi ama hakem ofsayt verdiyse, vardır bir bildiği.
___________Lamine Yamal
Yorumlar
Yorum Gönder