_________________Zafer Temoçin
Anıtkabir nasıl yapıldı?
Mimar: Emin Onat - Orhan Arda (1941’de 49 proje arasından seçildi)
Temel: 9 Ekim 1944
Bitiş: 9 yılda, 1 Eylül 1959’te tamamlandı.
Yer: Rasattepe - sıfırdan tesviye edildi, hazır arsa değildi.
Taşlar: Türkiye’nin her yerinden. Kayseri traverten, Adana Mermer, Bilecik beji…
Aslanlı yol: 262m uzunluğunda, 24 Aslan= 24 Oğuz Boyu
______________Recep Çelik
Telefonum sanırım 20 Ekim Salı günü saat 15.30’da çaldı. Arayan Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube’de görevli polisti. "Bir ifade işleminiz var İsmail Bey, bugün 17.00’ye kadar Emniyete gelebilir misiniz?" dedi. "Elbette, avukatlarım ile geliyorum" dedim. Yoldayken tekrar aradılar, "Neredesiniz?" diye sordular. "Az kaldı gelmek üzereyiz" dediğimde, "Siz yerinizi söyleyin sizi alalım isterseniz?" denildi. "Allah Allah, Emniyetin böyle bir hizmeti mi var?" diye şaşırırken "10 dakikaya oradayız" dedim.
Emniyette ifademi verdikten sonra gözaltında olduğum ve geceyi nezarethanede geçireceğim söylendi. Sağlık kontrolünün ardından nezarethaneye indirildim. Malum önceki gelişimde nezarethane koridorunu benim için açmışlardı ve tek başınaydım. Bu sefer nezarethanede ağır bir koku vardı. Çünkü nezarethaneler ağzına kadar doluydu. Hem Süleymancılara operasyon yapılmış hem de uyuşturucuya özendirme operasyonu yapılmış. Gece nezarethanede yerde uyumak zorunda kaldım. Süleymancılar ile aynı nezarethanede olduğum için de epey sohbet ettik. Kendi kurs ve yurtlarında büyüyen isimlerden bahsettiler ki bir isim oldukça dikkat çekici. "Hem bizim yurtlarımızda büyüdü hem de şimdi..." diye anlatıyorlar. Anladığım kadarıyla yapılan operasyonlar artık cemaat içinde de bir rahatsızlık başlatmış. "Keşke iktidara karşı bu kadar keskin çıkış yapmak yerine daha ortada kalsaydık" diyen de vardı.
21 Ekim Çarşamba sabahı Ankara Adliyesine götürüldüm. Önceki tutukluluğumda savcı yüzü görmemiştim, bu sefer görebildim. Savcı da ifademi aldı. Adını her andığımda bana yeni bir dava açtıran malum şahıs benden şikâyetçiymiş yine! “Kuvvetli suç şüphesi var” denilerek yine yatarı olmayan bir suç iddiası ile sulh ceza hâkimliğine sevk edildim. Sulh ceza hâkimliği sorgusu oldukça kısa sürdü. Hem hâkim bizi doğru düzgün dinlemedi hem de 40 yıllık hukukçu olan avukatımı tersledi ve kısa sürede "Seni tutukladım" dedi.
Polislerle cezaevinin yolunu tuttuk; akşam üzeri cezaevine getirildim, yine tecrit koğuşu denilen geçici koğuşa götürüldüm. Bu arada öncekinden farklı olarak yastık ve battaniye verilmedi kimseye. Sabah işlemlerin ardından kalacağım koğuşa gönderildim ve burada da battaniye, yastık verilmedi. Meğer battaniye ve yastık kalmamış. Bin TL’ye kantinden battaniye satın aldım. Bin TL’niz yoksa ve Sincan’daysanız soğukta kaldınız yani!
28 kişi kapasiteli koğuşta 62 kişiyiz, yine makus talihimden olacak ki yerde yatıyorum. Bu yaz cezaevi, koğuşlar tıka basa dolmuş; cezaevi önceki tutukluluğuma göre çok daha kalabalık. Beni gören tutuklu ve personel epey şaşırıyor "Sen nasıl geri geldin? Ne oldu?" diyorlar.
Avukatlarımın ilk ziyaretiyle ifade, sorgu tutanaklarıma da ulaştım. Bir de ne göreyim, kendi ayağımla emniyete gitmeme rağmen "kaçma ve delil karartma" şüphesinden tutuklanmışım! Hayretle sulh ceza hâkimliğinin tutanağını okurken ikinci şoku yaşadım. Güya ben "Bugün Dünya Gazeteciler Günü, bugün beni tutuklamamanızı arz ederim" demişim! Bu ifadeyi okuyunca yok artık dedim. Avukatlarım Hayati Küçük, Taylan Arı ve Ezgi Ergen Sürer’in de tanık olduğu üzere "Gazeteciler Günü’nde gazeteci tutuklayan hâkim olarak tarihe geçmeyin" dedim. Ancak cümlemi değiştirip tutanağa geçirmişler. Yani “arz etmişim” ama benim haberim yok! Böyle iş olur mu? Bu sefer de malum şahsın tuhaf suç duyurusu ile aynı yıl aynı adliyede ikinci kez tutuklandım da halkımızın yüzü mü güldü? Gazetecileri peş peşe cezaevine atıyorsunuz da refah düzeyi mi yükseliyor? Ekonomi mi düzeliyor? Anayasa’da "Basın hürdür, sansür edilemez" denmesine rağmen bizi cezaevine atıyorlar. Tüm tutuklu meslektaşlarım adına da bu kalın duvarların ardından sesleniyorum:
Anayasa’yı daha fazla çiğnemeyin. Bizi bırakın, işimizi yapalım.
___________İsmail Arı
Bugün, Osman Kavala’nın uyduruk suçlamalarla, haksız ve hukuksuz olarak konulduğu Silivri hapishanesindeki mahpusluğunda 9 yıl geride kalıyor. Onun için bu 9 yılın bir anlamı da ne olabilir? Maruz kaldığı zulmün hayatına telafisi olmayan maliyetini açıklamasından aktarıyorum:
“Cezaevine girdiğimde 60 yaşındaydım. Bu yaştan sonra sivil toplum alanında aktif olarak çalışabileceğim sürenin neredeyse tamamını ve sağlıklı yaşayabileceğim yılların önemli bir kısmını cezaevinde geçirmiş oldum.”
______________Kadri Gürsel
YANIT BEKLEYENLER
Bakan Gürlek’in yanıtsız bıraktığı bazı soru önergelerinin konuları, şöyle sıralandı:
• Ankara’da bir çocuğun cinsel istismara maruz kaldığı olayın yargılama süreci...
• Cezaevlerinin kapasiteleri ve doluluk oranları…
• Bazı portföy yönetim şirketlerince yönetilen fonların tasfiye süreci ile ilgili yürütülen soruşturma…
• 1 Eylül 2026 tarihinden bu yana hakkında erişimin engellenmesi kararı verilen sosyal medya hesapları…
• Ölü Deniz isimli stand-up gösterisinde milli güvenliği tehdit eden unsur…
• Eşler, çocuklar, kardeşler ve diğer aile bireylerinin soruşturma sürecine dahil edilerek sanıklar üzerinde baskı oluşturulduğu iddiaları…
• İBB dosyasında gizli tanık beyanlarının soyut, genel ve doğrulanmamış ifadelerden ibaret olduğu, buna rağmen soruşturmanın ve tutuklamaların temel dayanağı haline getirildiği savunusu…
_____________Mustafa Bildircin / BirGün
Rezaletler bitmiyor ...
Dün suç örgütü üyeliği ve rüşvet suçlaması Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun gözaltına alındı.
Ergun'u tasfiye fonlar kanun teklifi görüşmelerinde TBMM Plan Bütçe Komisyonunda vekillere açıklama yapsın diye göndermişler.
_________İnan Mutlu
Her gün bu yolsuzluk örgütünün bir kısım yönetici ve üyeleri gözaltına alınıp bir kısmı da tutuklanmaktadır.
Özellikle bu çapta büyük bir yolsuzluk kamu görevlilerinin suça iştiraki olmaksızın işlenemez.
Bu suç soruşturmasından ünvan ve sıfatı ne olursa olsun kimsenin kurtulma imkan ve ihtimali yok. Her şey elektronik olarak kayıt altında, bugün olmazsa yarın mutlaka çıkacak ve son pişmanlık kimseye fayda vermeyecek.
__________Ali Özkaya / AKP Afyon Milletvekili
Bu örgütün adı ne? Lideri, yöneticileri, kurucuları kimler?
* Gözaltına alınan Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun'a yönelik suçlama, “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve rüşvet."
* Daha önce tutuklanan eski Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu'ya da aynı suçlama yapılmıştı.
* Eğer organize suç soruşturmasıysa bu, Fatma Betül Sayan Kaya buna üye mi? Yoksa "üye olmamakla beraber örgüt adına faaliyet" mi yürüttü? Örgütten çıkar mı sağladı?
* Peki parayı iade edenler örgütle ilişkili mi? Yoksa ödeyip örgütten kurtuluyor mu?
Neyi soruşturdıklarını ve kimi, neyle suçladıklarını anlamak zor!
_______________Bahadır Özgür
📍Bir yazılım şirketi kurdular, adı: Kontrolmatik!
💰6,90 TL'den halka arz ettiler.
📈2023 sonunda hisse değeri tarihî zirve yaparak 352 TL'ye çıktı.
💰Şirketin piyasa değeri 70,2 milyar TL oldu.
💰Güncel piyasa değeri ise 2,38 milyar TL, yani 67,82 milyar TL'lik bir değer kaybı var.
👉Bu arada kim bilir, kaç kişinin canı yandı, kaç kişi neler kaybetti!
📍Şirketin bir yıl önceki faaliyet raporunda 3 yıl vadeli 20 milyon dolar tahvil ihracı yaptığı görülüyor.
➖Bunun 12 milyon doları (600 milyon TL), 3 emeklilik fonunda.
👉Ve dün itibarıyla Kontrolmatik’in yönetimi, mahkeme kararıyla TMSF kayyımına geçti.
👉Şimdilik emeklilik fonlarındaki kaybın miktarı net değil ama büyük olduğu aşikâr.
📍Soygun her gün daha da derinleşiyor ve yeni boyutları ortaya çıkıyor.
👉Bu milletin alın terine, emeğine göz dikenler kim?
👉Açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca emeklinin emeği, hakkı, parası kimin kararıyla bu vurguncu şirkete yatırıldı?
📍Peki bütün bunların sorumlusu kim?
____________Turhan Çömez
Kiler Holding hisse...
Şubat'ta 360 liralardan şimdi 8 liralara düştü.
Hisse bu düşer de çıkar da denebilir mi?
Denemez.
Dense dense kumarhane kapitalizmi denir...
_____________İnan Mutlu







Yorumlar
Yorum Gönder