not aldıklarım... / günlerden 2 kasım

 



ÇOCUĞUN BAKIŞI MÜTHİŞ...

Kasım 1990'da Zonguldak kömür sahalarındaki 42.000 maden işçisinin grevine destek için düzenlenen dayanışma mitingi....

___________History Calendar


2027 yeniden değerleme oranının %27.89 olması halinde vergi, harç ve cezaların yeni tutarları hesaplandı.

▬ 10 yıllık pasaport harcı: 17.150 TL

▬ B sınıfı ehliyet harcı: 8.638 TL

▬ IMEI kayıt ücreti: 69.391 TL

▬ Yurt dışı çıkış harcı: 1.599 TL

▬ Kırmızı ışık ihlali cezası: 6.395 TL

▬ Seyir halinde cep telefonu kullanma: 6.395 TL

▬ Alkollü araç kullanmanın başlangıç cezası: 31.973 TL

▬ Ehliyeti iptal edildiği halde araç kullanma: 255.780 TL

▬ Cumhurbaşkanı, vergi ve harçlarda oranı %50 artırma ya da azaltma yetkisine sahip.

______________Gusholder Haber Bülteni




Kayıp 173 milyar doları geçti!

Son 2 ayda halka açık şirketlerimizin toplam değeri 479 milyar dolardan 306 milyar dolara düştü.

Fabrikalarımız, ticari işletmelerimiz, bankalarımız gözümüzün önünde erimeye devam ediyor. 

Cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığıyla karşı karşıyayız.

Kötüye gidişi durdurmanın tek yolu, bu meselenin tüm yönleri ile açıklığa kavuşturulmasıdır.

Defalarca söyledik; acilen yapılması gerekenler belli:

1) Listeyi açıklayın.

2) Mecliste araştırma komisyonunu kurun.

3) İlgili kuruluşların tüm yöneticilerini görevden alın.

4) Süreci yönetmek için tam yetkili bir “görev gücü” kurun.

___________ Ali Babacan


SAVCI SAYAN YA GAZETECİ OLSAYDI?!

▬ Savcı Sayan, Kavcıoğlu'nun Emre Tezmen'den Pusula Holding ve Katılımevim'i satın almasını istediğini, ayrıca bu şirketleri kurtarmak için 20 milyar TL temin etmesi karşılığında Takasbank üzerinden 35 milyar TL kredi sözü verip vermediğini sordu.

▬ İddia ya da sorular ciddiydi ve “hayatın olağan akışına uygun” iddialardı. Çünkü gerçekten de yolsuzluğun ortaya çıkmaya başladığı günlerde Tera, Pusula ve Katılımevi’ni satın alacağı yolunda bir KAP açıklaması yapmıştı ancak olaylar hızlı gelişince bu alım gerçekleşememişti. Sayan’ın bir diğer iddiası ya da sorusu da Kavcıoğlu’nun bir akrabasının Tera ve Pusula’da ortaklığı olduğuydu.

▬ Sayan, bu vahim iddiaları dile getiren sorularına BDDK Başkanı Kavcıoğlu’nun yanıt vermesini istiyordu. Öyle ya, aslında Katılımevi gibi firmaları denetlemekle görevli bir “bürokrat” yasal yetkilerinin dışında bir iş yapmış ve ortalığı karıştırmış olabilirdi.

▬ Bakanlık koltuğuna oturduğu günden bu yana Mehmet Şimşek’in altını oymayı kendine vazife bilen Kavcıoğlu, bu iddialarla fon rezaletinin göbeğine oturmuş oluyordu.

▬ BDDK, Savcı Sayan’ın bu sorularına kaçamak bir yanıt verdi. “İddiaların hiçbiri hukuki ve fiili dayanağa sahip değildir” dediler. Savcı Sayan’ın yalan söylediğini iddia ettiler ve yapılanın bir “dezenformasyon” olduğunu söylediler.

▬ Sayan ise geri adım falan atmadı. Gerekirse emniyetin ve istihbarat kuruluşlarının devreye girerek Kavcıoğlu ile ilgili iddialarını araştırmasını istedi.

▬ Savcı Sayan’a “Ne yapıyorsun” diyecek halimiz yok. Bence doğrusunu yapıyor. İddiaları yerinde.

▬ Ancak benim şimdi merak ettiğim şu.

▬ Bu iddiaları bir gazeteci ortaya atmış ve bu soruları BDDK Başkanı’na sormuş olsaydı ve BDDK Başkanı da gazetecinin “halkı yanılttığını ve dezenformasyon yaptığını” söylemiş olsaydı, Savcı Sayan isimli “gazeteci” muhtemelen dün evinden alınmış ve büyük bir ihtimalle tutuklanmıştı.

▬ Allah’tan gazeteci değil de, bu soruları dibine kadar sorabiliyor.

_____________Fatih Altaylı



Galatasaray’daki Ara Kafe’de usta foto-muhabir Ara Güler ve tarihçi akademisyen İlber Ortaylı sohbet ederken... 
Duvarda Ara Güler'in muhteşem bir İstanbul Fotoğrafı görünüyor.

___________Umut Güner



1928 yılında illerin okuma yazma oranları... Vahimmiş durum!




İNSAN HÜCRESİ EVREN GİBİ SONSUZ VE KARMAŞIK GÖRÜNÜYOR

Bilim insanları, şimdiye kadar üretilmiş en ayrıntılı insan hücresi (ökaryotik hücre) 3D yeniden yapılandırmalarından birini yarattı.

Bu çığır açan model, genellikle "Cellular Landscape Cross-Section Through a Eukaryotic Cell" olarak adlandırılan, X-ışını tomografisi, nükleer manyetik rezonans (NMR) ve kriyo-elektron mikroskopisi verilerini birleştirerek moleküler yapıları son derece ayrıntılı bir şekilde haritalıyor.

________________Massimo


Washington’ı kim frenleyecek

Öte yandan AP’ye konuşan diplomatlara göre Washington, Körfez ülkelerine 4 Kasım’da başlayabilecek kısa ve yoğun bir harekâta hazırlanmalarını işaret etti. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Cumartesi günü Trump’ın henüz karar vermediğini ve diplomasiyi tercih ettiğini söyledi. Ama ABD, İsrail ve İran’dan gelen haberler ve yapılan hazırlıklara bakılırsa diplomasinin ömrü bu kez pek uzun olmayabilir. Çünkü yarın itibarıyla artık ABD’yi İsrail’in isteklerine karşı frenleyecek hiçbir şey kalmayacak: Son fren olan ABD ara seçim süreci de yarın sona eriyor.

Ve öyle görünüyor ki, sandıktan ne çıkarsa çıksın, hesap değişmiyor. Cumhuriyetçiler kazanırsa Trump bunu savaş için yeşil ışık sayacak. Kaybederse de yeni Kongre ocakta yemin edene kadar elinde iki ay kalacak. Trump, bu durumda ara seçimleri de kaybetmesinin ana faili olarak göreceği İran’a saldırı konusunda, gemileri yakmış gibi gözüküyor.

Saldırının şekli

Bu yüzden artık soru, saldırının olup olmayacağı değil, nasıl olacağı… Trump Cumartesi akşamı Mar-a-Lago’da gazetecilere, İran’da halledilmesi gereken bir iki tesis kaldığını söyledi ve birinin adını verdi: Kazma Dağı. Ona göre buradaki işi bitirmek on dakika sürermiş.

Trump nasıl yapılacağını söylemedi ama bugün bu boşluğu ABD’li gazeteci Tucker Carlson doldurdu. İran savaşı karşıtı çizgideki ünlü yorumcu, X’teki son paylaşımında Netanyahu’nun baskısıyla Kazma Dağı’na yapılacak bir nükleer saldırının birkaç gün içinde olabileceğini öne sürdü. Carlson’ın gerekçesi, granitin altındaki tünellere nükleer olmayan hiçbir silahın ulaşamayacağı... Dayanak olarak gösterdiği şeyse isimsiz bir “bilgili gözlemci”. Beyaz Saray’dan iddiaya henüz yanıt gelmedi. Ama bu sıralar her şey yetkililerden ve gözlemcilerden belirli gazetecilere sızdırılanlar üzerinden yürüdüğü için göz ardı edemeyeceğimiz bir iddia bu…

Carlson haklı mı, bilmiyoruz. Ama Nisan’da saldırının olup olmayacağını tartışırken durmuştuk. Bugün ise yeniden başlayacağını ve hangi silahlarla, nasıl yapılacağını ve kapsamını tartışıyoruz. Frenlerin artık tutmadığını görmek gerek. 

_______________________Merve Şebnem Oruç

Yorumlar